"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Madımak'ın marka değeri

SİVAS katliamını haber müdürüyken, Ankara’dan yaşadım.
Son ana, orası “yangın yeri”ne dönene kadar “Asker, polis otelin kapısında... Kalabalığı birazdan dağıtırlar...”, “Erdal İnönü, başbakan yardımcısı... Gelişmeleri yakından izliyor, büyümesine izin vermez...” gibi cümlelerin gezindiğini hatırlıyorum ortalıkta.
“Rehavet hali” değildi elbet, ama tehlikeyi Madımak Oteli’nin önünde, saatlerce göz önünde biriken kalabalıktan değil, sonrasından bekliyorduk sanki.
Kentten nasıl çıkacakları, çıkarılırken güvenliğin nasıl sağlanacağı kaygısı hakimdi daha çok.
Madımak’ta her şey göz önündeydi çünkü; valisi polisi, komutanı askeri, başbakan yardımcısı bakanı “naklen” izliyordu gelişmeleri.
Ötesi, katliamdan henüz iki yıl önce SHP milletvekili olan Arif Sağ da oteldekiler arasındaydı. Aziz Nesin ile birlikte herkes herkesi aradı, oradan telefonla... Acil yardım istedi.
Öldürülen insanları Sivas’a bizzat davet eden Vali de oradaydı, olaya anında müdahale edecek yetkileri de...
Maraş, Çorum tecrübesine (ve hükümet nezdinde bilgisine) rağmen Ankara’nın seyri eşliğinde, 33 aydın, sanatçı, iki otel görevlisi öldürüldü.
Olaya güvenlik görevlilerinin müdahalesi engellendi! Nasılı, nedeni, kimi-kimsesi, derinlerde “devlet sırrı”dır hala...
* * *
On dokuz yıl sonra  bana o günü bugün gibi yaşatan, İz TV’de izlediğim “Sivas 93: Yangın Yeri” belgeseli oldu.
Belgeselde Madımak’ta öldü sanılıp karga-tulumba morga atılan, bir doktorun belli belirsiz nabız atışından fark etmesi sayesin kılpayı hayata tutunan Serdar Doğan da anlattı o günü...
Kısık, kelimeleri cümlesine zor yerleştiren sesiyle anlattı... Yanıkların yanısıra, duman ses tellerini de mahvetmişti çünkü. Sivas’tan Ankara’ya getirilmiş, 16 gün boğuşmuş ölümle...
Beni asıl çarpan, o günü 21’inde yaşayan, o gün 19 yaşındaki kardeşi Serkan’ı, en yakın arkadaşlarını yitiren Doğan’ın bugün 40 yaşında zorla kurduğu cümleler:
“Hala sıcak bir şey tutamam. Ne zaman çay taşısam dökerim. Sıcağı hissettiğim an titremem artıyor...”
* * *
Madımak Oteli’nin restoran bölümü, katliamdan bir buçuk, iki yıl sonra “kebapçı” olarak devam etti faaliyetine...
Tam 14 yıl, utanma duygusundan ırak “et lokantası” olarak çalıştı orada... Sonra 2009 Şubat’ında, Başbakan’ın Sivas’a yerel seçim gezisinden bir gün önce taşındı.
Aynı dönemde Madımak Oteli’nin satış ilanında -utanmadan- şu cümle yer aldı:
“Madımak Oteli günümüzde, her gün artan marka değeri ile dikkati çekmektedir”...
* * *
Evet, Madımak -halen- bir katliam markasıdır.
Bu markasıyla, Bilim ve Kültür Merkezi değil, Utanç Müzesi olmalıdır.
Çok gerilerde, eskilerde kalan “ar duygusu”nun hatırlanması, belki giderek “müzelik” olmaktan çıkması için...

X