Gündem Haberleri

    Madencilerin ailelerinin gözyaşı dinmiyor

    DHA
    19.01.2011 - 15:15 | Son Güncelleme:

    Zonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında 17 Mayıs 2010'daki patlamanın ardından 8 ay sonra cenazeleri çıkartılan Engin Düzcük ve Dursun Kartal'ın aileleri, hüzün ve sevinci bir arada yaşıyor.

    TTK maden ocağının eksi 540 kodunda 17 Mayıs 2010'da meydana gelen patlamanın ardından Engin Düzcük ve Dursun Kartal'ın cesetlerine dün ulaşılmasının ardından Çaycuma ilçesine bağlı Saltukova beldesinde yaşayan aileleri, taziyeleri kabul ediyor.
    Düzcük'ün eşi Hayriye Düzcük,  8 aydır cenazelerin çıkarılmasını beklediklerini, amcalarının cesetlerin bulunduğunu haber verdiğini söyledi.

    Cenazelerin bulunduğu haberini almalarının ardından Karadon Yeni Servis Kuyusu'nun önüne gittiklerini anlatan Düzcük, şöyle konuştu:
    “İnsan aynı şeyleri yaşıyor. 17 Mayıstaki günlerimiz aklıma geldi. Cenazemizin bulunması biraz içimize su serpti. Acıların izini hafifletiyor. Ölümde bile sevinç duyacak hale geldik. Bulunduğuna şükrediyorum. Bir şeyler yapılmaması insanı ümitsizliğe düşürmüştü. 8 ay çok uzun süre ancak bulunabildiler. Bazı şeyler daha erken yapılsaydı bu kadar beklemezdik. Ben anlayamadım bize bunu niye yaptılar. Zaman acıları dindiriyor ama ölüm ve yokluğu aynı duruyor. Çocuklar arıyorlar babalarını. Büyük kızım Beyza (8) durumu anlıyor, 'Dün akşam anne babam nerede, niye onu getirmedin' dedi. Ben de 'kızım alamadım” dedim. Benim hayatta beklentim yok. Sadece çocuklarım büyüsün, onlara bir şey olmasın.”

    Düzcük, bir daha benzer patlamaların yaşanmaması, diğer çocukların yetim kalmamasını dilediğini belirterek, “Dursun Kartal'ın ailesiyle kader birliği yaptık. 8 ay içinde ikisi de aynı yerde olunca onları da görmek istiyor insan. Çünkü Engin, Dursun Kartal'dan çok bahsederdi. Dursun abi derdi başka bir şey demezdi. Ocakta yedikleri içtikleri ayrı gitmediğini söylerdi” dedi.
    Engin Düzcük'ün cenazesinin daha önce kimlik karışıklığı nedeniyle defnedilen Erdem Alkin'in mezar yerinde toprağa verileceğini belirten Düzcük, yakınlarının taziyelerini kabul etti.

    Bu arada, Düzcük'ün 3 yaşındaki kızı Sıla'nın evdeki bir sehpanın altına saklandığı ve hiç çıkmadığı görüldü.

    DURSUN KARTAL'IN AİLESİ

    Büyük üzüntü yaşayan Dursun Kartal'ın ailesi de evlerine yakınları dışında kimseyi kabul etmezken, madencinin oğlu Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi Turgut Kartal babasının mezarını açtırdı.

    Kartal,  kazanın ardından her gün cenazelerini beklediklerini, günler geçtikçe de artık olayı kabullendiklerini belirtti.
    Cenazelerin bulunmasına şükrettiklerini, artık mezarlarının olacağını ifade eden Kartal, şöyle devam etti:

    “Çinli işçilere ve kuyu bakımındaki madencilerimize teşekkür ediyorum, kendi yaramızı kendimiz saramadık, utanç duyulacak duruma geldik. Kimse bilemez her gün cenaze haberiyle ders çalışan bir öğrencinin durumunu. Normalde 3 saatte anladığım bir konuyu, 3-4 gün üzerinde duruyordum. Ama elimden geleni yapmaya çalışıyorum bunu da göstereceğim. Yetkililerden tek isteğim olayın üzerine gidilmesidir. Neden tutuklanan kimse yok? 30 cana mal oldular. Niye taşın altına birileri elini koyup da araştırmıyorlar? İlk raporda firma yüzde 70 kusurlu bulunurken şirketten niye kimse içeride değil? Bir günde nasıl çıktılar? Bunları yetkililer kendilerine sorsunlar. İçimiz tamamen yanıyor. Ciğerimiz yanarken nasıl dışarıda elleri kollarını sallayarak gezebiliyorlar?”

    Kartal, olayın ilk meydana geldiği 1-2 gün ümidini hiç kesmediğini vurgulayarak “Babam, (alt tarafta su olsa bile gördüğü anda atlamıştır) dedim. (Yüzme biliyor, kendini 1-2 gün sağ tutabilir) diye düşündüm ama herhangi çalışma olmayınca artık kabullenmek zorunda kaldık. 2-3 günden sonra durumu insan kabulleniyor” dedi.

    “BEKLENTİMİZ SORUMLULARIN YARGILANMASIDIR”

    Cenazelerin bulunduğu haberini annesine Denizli'den telefonla kendisinin verdiğini anlatan Kartal, şunları kaydetti:
    “İl dışında bilgisayar mühendisliğinde okuyan kardeşimi de aradım (sınavlarına girme, gel) dedim. Annem her gün ağlıyordu, içler acısı durumdu. Zaten böbreklerinden rahatsız. Birileri görmedi mi durumu? Şili'deki olay gibi niye çabuk olmadı? Niye dışarıdan, Çin'den menfaat beklendi. Zonguldak afetlerde il dışına ekip gönderirken kendi yarasını saramadı. Bunları yetkililer sormuyorlar mı kendilerine? Çinli firmaya ve TTK'da çalışan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İlk beklentim sorumluların yargılanmasıdır. Bizim içimiz yanarken onlar nasıl dışarda olabiliyor. Suçlular cezalarını çekerlerse acımız hafifler.”
    Kartal, Denizli'den gelmesinin ardından hemen Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna giderek babasının cenazesini görmek istediğini belirterek, “Telefonla ulaştığım savcı 1-2 gün içinde DNA raporlarının çıkacağını söyledi. Bunun ardından cenazelerin teslim edileceğini belirtti. Savcı cenazemizin şu an gösterilemeyeceğini, tanınmayacak halde olduğunu söyledi. DNA raporları gelince (görüp de alacaksın) diye söz verdi” dedi.
    Daha önceki cesetlerde yaşanan karışıklığın kendisinin DNA testi istemesiyle ortaya çıktığına dikkati çeken Kartal, babasının mezarını kazdıklarını, cenazelerin kendilerine teslim edilmesini beklediklerini kaydetti.
    (SOY-OA-OSM)
    14:51 19/01/11
    "
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı