Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Madem yüzme bilmiyordun niye bindin tayyareye

Kurthan FİŞEK

Herkesin ‘‘erken seçim’’ ister göründüğü bir ortamda, Mesut Yılmaz'la Deniz Baykal, romantik bir atmosferde başbaşa oturdular, el ele tutuştular, yediler, içtiler, erken seçim kararı aldılar.

Ortalık karıştı.

Fazilet Partisi balıklama atladı. ‘‘Daha da erken seçim... Sonbaharda...’’

Fazilet Partisi'nin bu tavrına pek anlam veremedim.

Seçim ne kadar geç olsa, onlar için o kadar iyi olur.

Türkiye'deki seçim (normal veya erken) sandıklarının % 54'ü jandarma bölgesindedir.

* * *

ANAP + CHP = 195

FAZİLET PARTİSİ = 142

Erken seçim kararının alınabilmesi için ‘‘adi çoğunluk’’ yeter.

Teşne görünenler yeter de artar bile...

* * *

Yılmaz-Baykal muhabbetini sonradan öğrenen koalisyon ortakları çok şaşırdılar bu işe... Bayram değil, seyran değil...

‘‘Hele bir durum muhakemesi yapalım, sonra beyanda bulunuruz!’’ dediler.

Ama, asıl şaşıran cumhurbaşkanıydı.

Makamını çocuklara devretmeye, Mauri topluluğunun Çankaya Köşkü'ndeki taşlı-sopalı, yarı-üryan gösterisini keyifle izlemeye tam hazırlanıyordu, erken seçim kararıyla ilgili haber geldi.

Neşelendi. Seçim aritmetiğinden ancak ‘‘koalisyon’’ çıkacağını ezbere bildiği için gevrek gevrek gülümsedi.

Çocuklar ve sanatçılar sevindi, kıvandı. Üstlerine alındılar.

Babanın gülümsemesinin sebebi o değildi.

Hoş gelişler ola, ‘‘Başkanlık Sistemi’’...

* * *

Derken, ikinci fısıltı geldi.

‘‘Üç vakte kalmadan, tarafsız başbakanla, seçim hükümeti kurulacak...’’

Babanın demokratik damar ve namusu depreşti.

Şunu demeye getirdi: ‘‘Hâlâ akıllanmadınız mı? Başbakanı ben tayin ederim... Selef halefini tayin edemez... Aynı tufaya Tansu Çiller geldiydi... Şimdi bakın hâline...’’

Meselenin özü şu...

‘‘Adi çoğunlukla erken seçim kararı alabilirsiniz, başımın üstünde, ama, başbakanı ben tayin ederim... Bakanlar kurulunu da ya onaylarım, ya onaylamam...’’

Sonra da koltuğunda oturan, kalkmamakta ısrar eden çocuğa döndü ‘‘Baba’’...

‘‘Kalksan iyi olur yavrucuğum... Daha iki sene buradayım...’’

* * *

İki deli kuyuya taş atmışlar, seksen akıllı çıkaramamış...

Ne zaman böyle abesle iştigal edilse, 1994 yılının sonunda dağa çakılan Van uçağımızın pilotuyla kontrol kulesi arasındaki diyalogu hatırlarım...

Kule: Görüş mesafesi yok. İnemezsiniz.

Pilot: Bir defa daha deneyeceğim.

Kule: İnemezsin. Görüş mesafesi 100 metre.

Pilot: Deneyeceğim.

Kule: Seni Ankara'ya göndereceğim veya müsaitse Diyarbakır'a indireceğim.

Pilot: Bir defa daha deneyeceğim. Olmazsa Ankara'ya dönerim.

Kule: İnme. Seni bile göremiyorum. Sadece uçağın sesini duyuyorum.

Pilot: .........

<ı>(Bu sırada ses bağlantısı kesiliyor ve uçağın yere çakılma sesini kule duyuyor...)













X