Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Madam B. ya da Sinyora Afet

KISACA Afet!

Madam B.
Ona bizim buralarda Sinyora Afet derler.
Çok güzel bir kadındır, kadındı. Kadın işte...
Bizim gibilerin yaşadığı bir sokakta güzel kadın olmak mı?
İşte bu çok zor bir şeydir, bir şeydi. Bir şey işte...
Her neyse, her nasılsa Madam B. bizim sokağın güzel kadınıydı.
Madam B. gibi bir kadının yaşadığı sokakta diğer kadınlardan biri olmak mı? İşte bu çok zor bir şeydir, di’si, işte’si yok!
Madam B. ya da hadi ben de ona Sinyora Afet diyeyim, güle gül demesek başka mı kokar hem? Böyle demez mi rahmetli Şekspir?
Her neyse, her nasılsa, bizim Afet, sabah saat 10 gibi sokağın başındaki evinin kapısını açar, hafifçe dışarı iki adım atar, şöyle bir kafasını kaldırıp göğe bakar, böyle bir kafasını indirip yere bakar, sonra kafası yerde, gözleri yerde, öylece orada, kapısının eşiğinde dururdu. Ne düşünürdü kim bilir?
Onunla birlikte bütün sokaktaki hayat, üzerinde ne varsa o an -Afet’in değil sokağın üzerinde- insanı, kedisi, köpeği, elektrik direği, tezgahı, camı, penceresiyle beraber dururdu.
Ona bakan o kadar göz, bir tane Afet,
Sanki Afet bütün sokağın neden durmuş da ona baktığını, o gözlerin ağırlığını nasıl taşıyacağını bilemediği için her sabah öyle kafasını yere indirip, gözleri yerde, dalıp kalır, bir cevap düşünürdü. Sanki!
İki soru, bir cevap, bir afet.
Sonra hızla arkasını döner, kapı koluna uzanır, bütün gücüyle kapıyı çeker ama kapı kapanmazdı.
Kapı kapanmayınca kaşlarını çatar, güç almak için sağ bacağını ileri atıp kapının eşiğine dayardı.
Her sabah o bacak ileri doğru atılır atılmaz, üzerindeki elbisenin ne olduğunu umursamadan sıyrılır, gözler önüne çıkardı. Kaç göz olurdu o bacakta onu da siz tahmin edin.
O bacak gözler önüne teşrif edince sokaktaki hayat, üzerinde olan her şeyle birlikte, Afet’in değil sokağın üzerinde, bir daha dururdu.
Duran bir şey bir daha durduğunda neler olacağını bilemezsiniz. Fizik bunu açıklayamaz.
Tanrı ise açıklamaz.
Bir Afet, bir bacak, bir büyük sır.
Keramet kapıda mıydı, bacakta mıydı yoksa elbisede miydi bilemesem de bu hep böyle olurdu.
İşte bizim sokakta hayat, her sabah Afet’in kapısını bir ayin gibi kapatırken eteğinden hafifçe sıyrılan o meşhur sağ bacağıyla durur, bacak gözden kaybolunca tekrar başlardı...
Afet’in kalçaları mı?
Onu da sonra anlatırım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI