"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Maço aslanın dişisine ettiği

BERLİN Hayvanat Bahçesi'nin büyük olduğunu, dünyanın bu alanda sayılı mekanlarından biri olduğunu duymuştum. Fakat bu kadarını beklemiyordum.

Hayvanat bahçesi merakı nasıl açıklanır bilemiyorum. Fakat bunu insanın kendi içine yaptığı bir yolculuk veya arkadaşlarını tanımak için yapılmış bir araştırma olarak da görebilirsiniz.

İstanbul karla mücadele ederken, Berlin'de yağış yoktu. Fakat kardeşim, o ne soğuktur öyle. Hayvanat Bahçesi'ne gitmeden önce, ‘‘Kalabalık olabilir’’ demişlerdi. Bu soğukta ne kalabalığı yahu. Fil sayısı insan sayısından fazlaydı.

Hayvanat Bahçesi Berlin'de, ‘‘Bugün hava soğuk, ben Mayıs'ta gelirim’’ diyecek halimiz de yok. Kapıya kadar gitmişken daldım içeri.

Önce filleri görüm. Hortumları filan öyle duruyorlar. Deri kalın olduğu için soğuk moğuk da takmıyorlar tabii ki. Bomboş bir alanda 20 kadar fille bakışmak tuhaf bir duyguydu. Niye böyle bir şey yaptım bilemiyorum ama fillere el salladım. Haliyle tepki vermediler. Bir tanesi hortumuyla yerdeki su birikintisinden bir buz parçası aldı ve hoooop yiyiverdi. Enteresan tabii ki.

Sonra tabelalara baka baka ilerlemeye başladım. Amacım, aslanların bölümüne ulaşmak. Planımı da yaptım. ‘‘Sarı’’ diye bağıracağım ve aslanların ‘‘Kırmızı’’ şeklinde karşılık vermelerini bekleyeceğim.

Aslan, akıllı bir hayvan. Fil gibi, öküz gibi, ayı gibi dışarıda durmuyor bu soğukta. Kendine ayrılmış kapalı mekanda takılıyor. Aslan kafesinin önüne geldiğimde enteresan bir manzarayla karşılaştım.

Erkek aslan, dişi aslanın üstüne yatmış, ensesinden kapmış kükrüyor da kükrüyor. Bir kenarda da çocukları olduğunu tahmin ettiğim küçük bir aslan onları izliyor. Küçük aslan hafiften tırsmış. Ben de böyle bir aile kavgasına şahit olduğum için biraz utandım.

Bunlar bir süre böyle yattılar. Artık erkek aslan kafese içkili geldiğinden mi arıza çıktı, dişi aslan ağır bir laf etti de ona mı bozuldu bilemiyorum. Fakat erkek aslan belli ki çok sinirli. Kükreye kükreye dişiyi serbest bıraktı, bırakmasıyla da çaktı pençeyi.

Tam bir aile içi şiddet vakası. Yazık, dişi aslanın kaşının üstü, bir de burnu çizildi. Akan kanını yalaya yalaya bir kenara çekildi. Erkek aslan mağrur bir edayla, ‘‘Alemin kralı kim görün’’ havalarında bir süre dolandıktan sonra gitti bir kenara çöktü. Benim de ağırıma gitti. Hani aslan olmasa, insan olsa, gidip ‘‘Ne vuruyorsun lan kadına’’ diyeceğim fakat, arkadaş yırtıcı bir mizaca sahip.

*

‘‘Ben böyle asabi bir aslana tezahürat yapmam’’ diyerek, kaplanın yanına vardım. Kaplan öyle oturmuş mel mel gelene gidene bakıyor. Sanırsın kuzuya kaplan postu geçirmişler. ‘‘Ooooo, Kanat Bey taaaa İstanbul'dan kalkıp gelmiş’’ diyerek maymunluk yapmasını beklemiyorum ama bir esne be kardeşim. O bile yok, öyle duruyor.

Sünepe kaplanı bırakıp çitaya gittim, o da kaplandan beter. Yine ne varsa aslan da varmış diyerek, ayıların bölümüne gitmek üzere dışarı çıktım. Ayılar kış uykusuna yatmıyor arkadaşlar. Yani yatıyorlarsa da hayvanat bahçesinde yaşayanlar doğal olarak benimsemiyor böyle bir hareketi. Ayı ekibi açık alanda yuvarlanıp duruyor. Topesto düştü aklıma, onun böyle meşhur bir geniş yatma hadisesi vardır. yere yatar esneyebildiği kadar esner. Genetik kodlanma dedikleri böyle bir şey olmalı.

*

Tam ayıların bulunduğu alandan döndüm, iki adım attım ki karşıma iki tane beyaz kurt çıktı. Sallayan avcı gibi anlatıyorum ama hakikaten hal böyle. İki kurt bana bakıyor ben onlara. Dedim ki, ‘‘Eh, her ömrün bir sonu var. Bizimki de kurda yem olmakmış..’’ Önce, iki kurtun serbest kaldığını, önce bakıcıları yediklerini kesmediği için benim gibi kek bir ziyaretçi aradıklarını düşündüm. Sonra fark ettim ki, hayvanlar öylece durmuş bana bakıyorlar. Aramızda bir cam olduğunu anlayana kadar ömrümden bir 10 sene vermişimdir herhalde.

Arada cam var diye bu kez ben artistlik yapmaya başladım, ‘‘Atıl kurt’’ diyorum, ‘‘Kurt geeeh geeeeh’’ diyorum... O sırada yanımdan bir çift geçti. Almanca birşeyler söylediler anlamadım. Ama herhalde ‘‘Soğuktan beyin damarları büzüşmüş bunun’’ gibi birşeyler söylediler.

Siz bu yazıyı okurken ben Cimbomun maçı için Yozgat'ta olacağım. Var mı bir istediğiniz Yozgat'tan...
X