Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mánáyı anlamak kolaylaşacak

Zirveye çıkmak için kuvvetli arzuların yükseldiği bir gün. Ancak zirveye çıkmanın yolu bilinçaltından yükselenleri anlamak ve geçmişin bilgilerini kullanmak gerekiyor. Gerçekçi bir tavır içinde bulunurken geçmişin değerlerini sorgulamak ve geleceğe yönelik istekleri belirlemek için uygun bir gün.

Sadece maddeyi değil aynı zamanda mánáyı anlamak ve kavramak için yoğun duygular açığa çıkacak. Meydana gelen olaylar, manayı anlamadan maddi başarıya ulaşmanın mümkün olmadığını gösterebilir.

Duanın gücünü anlatan eski hikaye

Güney Carolina’da çiftlik sahibi olan şair ve biyolog Archibald Rutledge, bu hikaye için şöyle diyor; ‘Bizzat şahit olduğum bu olay, duanın kudretine karşı olan inancımı artırdığı gibi, hakikati bizden ayıran karanlık perdeyi benim için bir dereceye kadar sıyırdı.’

Rutledge’un başından geçenler aynen şöyle;

‘En samimi arkadaşlarımdan Jim Norwood, birkaç bin dönümlük bir çiftlik sahibidir. Cömert bir adamdır ve sadece kendi arazisinde avlanan kişileri hoş görmez. Özellikle çiftliğindeki geyiklere ve yabani hindilere karşı derin bir zaafı vardır.

Bir kış günü Jim beni ziyarete geldi. Üzgünce ‘Tyler Somerset başıma bela kesildi’ dedi. Tyler’i tanıdığım için, ‘Gene senin arazinde ava mı çıktı?’ diye sordum. Jim başını salladı ve ‘Daha beter! Mantıksız nefretin ne kadar korkunç olduğunu sen de bilirsin’ diyerek anlatmaya başladı.

‘Hayvanlarımı öldürmekten zevk duyuyor. Geyikleri, ceylanları ve hatta küçük hindileri bile vurmaktan çekinmiyor. Beş kere de ormanlarımda yangın çıkardı. Bütün bunlara karşılık ben nezaketle davrandım. Fakat Tyler bundan bir şey anlamadı. Bana ızdırap vermekten hoşlanıyor. Geçenlerde ona ratladığım vakit elinde hindilerimden biri vardı. Onunla konuşup anlaşmağa çalıştım fakat bana küfür etti. Arkadaşlarıma da beni öldüreceğini söylemiş.’

‘Mahkemeye müracaat etmeyi düşündün mü?’ diye sorduğumda ilginç bir cevap verdi.

‘Kimseyi dava etmek niyetinde değilim. Hem ondan tazminat da isteyemem çünkü parası yok. Tyler’e açtığım davayı kazansam bile çok şey kaybederim. O, insana ömrünün sonuna kadar kin besleyecek tabiatta biri. Onunla başka türlü anlaşmalıyım’ diye cevap verdi.

‘Onunla anlaşmak için bütün insani çarelere baş vurmuşsun. Neden Tyler’i islah etmesi için Allah’a yalvarmıyorsun? Tyler için dua et. Sevgi, nefretten daha kuvvetlidir’ dedim.

Jim Norwood’un gözlerinde bir ışık belirdi. ‘Bir deneyeyim’ dedi ve gitti.

İki hafta sonra Jim beni tekrar ziyarete geldiğinde neşeliydi. ‘Dualarım kabul olundu’ dedi.

‘Geçenlerde bir gece ziyaretine gitmiştim. Beni nasıl kabul edeceğini bilmiyordum. Her tehlikeyi göze almıştım. Fakat o beni nezaketle karşıladı ve iyi bir dost ve komşu gibi benimle bir saat konuştu. Gitmek için izin istediğimde beni bahçe kapısına kadar geçirdi ve utangaç bir tavırla, ‘Size şimdiye kadar verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim. Allah bana göründü ve size kötülük yapmaktan vazgeçmemi söyledi. Bundan sonra benden hiçbir zarar görmeyeceksiniz’ dedi.’

‘Gördün mü, Jim!’ diye bağırdım, büyük bir heyecanla. ‘Tyler gibi bir adamın kötülükten vazgeçmesi mümkünse de yaptıklarından dolayı özür dilemesi görülmemiş bir mucizedir.’

Norwood şöyle cevap verdi;

‘Duanın kudreti hakkında şüphem vardı fakat bu olay başıma geldikten sonra bütün kanaatimi değiştirdim.’
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI