Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Lütfen kızma

Yazılarımda kendisinden bahsetmemi istemiyor, hele adının geçmesine asla izin vermiyor.

Tüm hayatımı ona dönük yaşadığımdan bazen başka bir şeyden bahsederken elim kayıyor, adı geçiyor, canıma okuyor.

Hâlbuki belki ben gidince farklı düşünecek.

Mesela babamı ne zaman çok özlesem açıp yazılarını okuyorum, o gün ne hisler barındırıyormuş onlara bakıyorum.

Kâh gülüyor, kâh ağlıyorum hele benden bahsettiği yazılarını okurken içim bir tuhaf oluyor ve bir an sanki yanımdaymış havasına kapılıveriyorum.

Uzatmadan ana konuya dönelim.

Ben bu yazıdan sonra iki zılgıt yerim ama yazmazsam da çatlarım.

Bugün benim kızıkomun doğumgünü; yirmi yaşına basıyor; dolu dolu ondokuz oluyor.

Şaka gibi geliyor.

Yirmi iki yaşında kucağıma verildiği gün gözümün önünden gitmiyor.

Düşünsenize hayatınız boyunca size ait olacak ve değişmeyecek tek şey bence evlat oluyor.

Önce ağladığımı, sonra güldüğümü hatırlıyorum.

İçimdeki coşkuyu, sevinci, onlara neden eşlik ettiğini bilemediğim korkuyu hatırlıyorum.

Annemi, babamı, kardeşimi direk listenin bir, iki numarasından, ikisine, üçüne attığımı hatırlıyorum.

Bana ilk bakışı gözümün önüne geliyor.

Aman Allah’ım nasıl bir bağ kuruluyor.

Bir an sanki her şey tepetaklak oluyor.

Bu işte, hayatının dönüm noktası bu.

Sarılıyorum.

Ama canı acırsa diye de yumulamıyorum.

Hemşire “yıkanma vakti” diyor, pis pis “alamazsın” dercesine bakıyorum kadına.

“O benim.”

“Benim o!  Yıkanacaksa ben yıkayacağım.”

Annem; “eh lohusalık işte” deyip ortalığı yumuşatıp “Ayse saçmalama” diyor.

Gidiyor dakikalar geçmiyor, mis gibi geri geliyor.

O mis kokusu hala üzerinde, herkes başka, o bambaşka kokuyor.

Artık kendini elletmiyor.

Gün geliyor bana küsüyor.

“Yanlışsın” diyor.

Hakkını delicesine savunuyor.

Bazen bana analık yapıyor, yatıştırıyor, akıl veriyor.

Ben ona iki laf edince ettiğime, edeceğime beni pişman ediyor.

Bebek ya hala; kafam hala kucağımdaki halinde galiba.

Ağlayarak uzun yazı yazılmıyor.

Yani yazı burada bitiyor.

İyi ki Allah’ım seni bana verdi, iyi ki doğdun melek kızım benim; iyi ki.

Not: Allah hepinizin evlatlarına uzun ömürler nasip eğlesin, evlatlarını kaybedenlere sabırlar versin.

Evlat sahibi olmak isteyenleri de inşallah tez zamanda ana, baba etsin.

Not: bu da geçen seneki doğum gününde onun için yazdığım yazı.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18835847.asp

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI