Gündem Haberleri

    Lula ve Erdoğan İranlılara cevap verecek

    Hürriyet Haber
    26.05.2010 - 14:52 | Son Güncelleme:

    Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve Başbakan Erdoğan İran ile küresel dengeleri değiştiren tarihi bir anlaşma imzaladı. Ancak Tahran'ın despotik rejimiyle yapılan bu anlaşma için insan hakları bir kenara itildi.

    İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedincad’ın Brezilyalı meslektaşı Luiz Inacio Lula da Silva ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile 17 Mayıs tarihinde elleri havada halde çektirdiği fotoğraf aklıma tek bir düşünce getirdi. Demokratların, sırf ABD'yi rahatsız etmek ve büyük güçlerin masasında oynayabileceğini göstermek için başka demokratları Yahudi Soykırımı’nı reddeden ve seçimlerde oy çalan İranlı eşkıyaya satmasından daha çirkin bir şey olabilir mi?

     

    Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment uzmanı Karim Sadjadpour’a göre, gelişmekte olan ve hiçbir bloğa ait olmayan ülkeler, insan haklarını bir kenara koyarak yıllarca ABD’nin çıkarlarını alaycı bir şekilde takip etmeye çalıştı. Ancak Türkiye ve Brezilya, dünya sahnesine çıkmaya heves ettikçe, bir zamanlar başka ülkelere yönelttikleri eleştirilere hedef olacaklar.

     

    Lula ve Erdoğan’ın İran’a düzenledikleri gezi, Tahran’ın işkenceyle itirafa zorladığı beş politik tutukluyu idam etmesinden birkaç gün sonrasına rastladı. İki lider Ahmedinecad’ı kardeşi gibi kucakladı ancak insan haklarından hiç bahsetmedi.

     

    İNSAN HAKLARI NEREDE

    Sadjadpour, “Ortadoğu’da hakkını arayan tek insanların Filistinliler olduğuna dair yanlış bir kanı var. Eğer bu kanıyı destekleseniz, Ahmedinecad gibileri şımartırsınız” dedi.

     

    Türkiye ve Brezilya yeni gelişmekte olan iki demokrasi. Ancak bu iki ülke liderinin, kendi vatandaşlarının keyfini sürdüğü ifade özgürlüğü ve siyasi seçme haklarını talep eden İranlıları ordusu ve polisiyle püskürten Ahmedinecad’a sarılmaları utanç verici bir şey.

     

    Amerikan Washington Post gazetesi ve Newsweek dergisi grubunun sahip olduğu saygın dış politika dergisi Foreign Policy’nin baş editörü ve Venezüella eski ticaret bakanı Moises Naim, “Lula politik bir dev, ancak ahlaki açıdan bir hayal kırıklığı olduğunu söylemek yanlış olmaz” yorumunu yaptı.

     

    Naim, “Lula, Latin Amerika’da demokrasinin yayılmasını engelliyor. Venezüella’nın diktatör görünümlü lideri Hugo Chavez ve Küba lideri Fidel Castro’yu düzenli olarak öven Lula, şimdi de Ahmedinecad’ı destekliyor” dedi.

     

    MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

    Brezilya ve Türkiye İranlıları endişe duyulan nükleer programlarını durdurmaya ikna etmiş olsaydı, ABD bunu onaylayabilirdi. Ancak yaşanan bu değildi. İran yaklaşık 2 bin 200 kilogram düşük zenginleştirilmiş uranyuma sahip. 17 Mayıs tarihinde yapılan anlaşmada Tahran, stokundaki nükleer yakıtın 1,200 kilogramını nükleer yakıt karşılığında Türkiye’ye göndermeyi kabul etti.         

     

    Tıbbi araştırma reaktörü için kullanılacak nükleer yakıt atom bombası üretmek için kullanılamıyor. Ancak transferin ardından İran’ın elinde bomba üretmek için zenginleştirebileceği yaklaşık 1,000 kg uranyum kalıyor. Uzmanlara göre, bu miktardan bomba üretebilmeye yetecek yakıt elde etmek, sadece birkaç aylık bir süreç gerektiriyor.

    İran’ın vardığı anlaşmayla elde etmek istediği şey, ülkenin nükleer tesislerinin Birleşmiş Milletler (BM) müfettişlerine açılması yönündeki uluslararası baskıyı kırmak ve şaibeli Temmuz 2009 seçimlerinin tekrar yapılmasını isteyen İran demokratik hareketini geri püskürtmesinin yıldönümünde Ahmedinecad’ı yasallaştırmaktı.

    Stanford Üniversitesi’nde İran uzmanı olan Abbas Milani, “İran’ın dini rejimi ABD ile arasındaki güven oyununda nükleer programı ilişkilerin odak noktası kılmakta başarılı oldu. Batı ise İran’a daima iki yönlü politika izlemeliydi: Nükleer programda ağırbaşlı, insan hakları ve demokrasi konusunda ise daha ciddi bir diplomasi” dedi.

    Eğer İran bomba üretirse, o bombanın demokratik bir İran’ın kontrolünde olmasıyla, bugünkü rejimin kontrolünde olması arasında çok büyük farklar oluşacak. İran’da gerçek demokrasiyi teşvik edenler meleklerin tarafında olacak. Mevcut tiran rejiminin gizli nükleer programını devam ettirmesine destek verenler ise, bir gün İran halkına cevap vermek zorunda kalacak.

    *Thomas L. Friedman'ın 26 Mayıs tarihli köşe yazısıdır. 

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı