Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Lübnan’da yaşanan yeni politik kriz nereye varacak?

    Hürriyet Haber
    13.01.2011 - 18:32 | Son Güncelleme: 13.01.2011 - 18:32

    Lübnan’ın eski başbakanı Refik Hariri’nin Şubat 2005’te bir bombalı saldırıda öldürülmesinin ardından gelen artçı depremlerin altı yıl sonra Lübnan hükümetini devirebileceğini çok fazla kişi hayal edemezdi. Hariri’nin oğlu Saad'ın liderliğindeki zayıf hükümet, Birleşmiş Milletler’in (BM) suikasttan suçlu olanlar hakkında yapacağı açıklamaya nasıl tepki verilmesi gerektiği tartışmaları sırasında çöktü.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor

     

    Lübnan'da, 30 kişilik kabinenin üçte birinden fazlasının çekilmesi ve Çarşamba günü Hizbullah liderliğindeki muhalefete mensup 10 bakanın istifa etmesiyle hükümet dağıldı. Birkaç saat içinde Lübnan'ın Hıristiyan devlet başka nı Mişel Süleyman’ı temsil eden bakanın da istifa etmesiyle Hariri hükümeti yıkıldı.

     

    Hariri, Beyrut’ta hükümeti yıkılmak üzereyken, ülkesinde yaşanan politik krizi değerlendirmek üzere Beyaz Saray’da ABD Başkanı Barack Obama’yla bir araya gelmek üzereydi. Görüşmenin ardından, Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, “Hizbullah’ın hükümeti devirmeye yönelik çabaları sadece kendi korkularını ve hükümetin Lübnan halkının istekleri doğrultusunda çalışma yeteneğini engelleme kararlılığını gösteriyor” denildi.

     

    Obama’yla yaptığı görüşmenin hemen ardından Washington’u terk eden Hariri, Beyrut’a dönmeden önce Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’le bir araya gelmek için Paris’e gitti.

     

    HÜKÜMETİ KİLİTLEYEN TARTIŞMA

    Lübnan hükümeti, Hariri suikastında Hizbullah üyelerinin suçlu olduğuna işaret etmesi beklenen uluslararası mahkeme tartışmasına kilitlendi. Suikastta parmağı olduğunu reddeden Hizbullah ise davanın ABD ve İsrail’e hizmet ettiğini öne sürüyor.

     

    2009’da kurulan zayıf hükümetin başındaki Hariri, son aylarda yürütülen davanın siyasi amaçlı olduğunu ilan etmesi ve soruşturmayla işbirliğini kesmesi için Hizbullah'tan büyük baskı görüyordu.

     

    Ancak, Suudi Arabistan’ın desteklediği Sünni lider Hariri, imkansız bir seçenekle karşı karşıya olmasına rağmen baskılara direndi: Suikasta kurban giden liderin oğlu olarak Hizbullah'ın taleplerine boyun eğse Lübnanlı Sünnilerin gözündeki yerini ve siyasi kariyerini risk atacaktı; Hizbullah'ın üyelerinin tutuklanmasına izin vermeyeceğini açıklamasının ardından mahkemeye desteğini sürdürse Lübnan'ın istikrarsızlığa sürüklenmesine göz yummuş olacaktı.

     

    Muhalefetin hükümeti terk etmesi, Lübnan üzerinde nüfuza sahip Suudi Arabistan ve Suriye’nin beş aylık arabuluculuk girişimlerinin fayda getirmediğini de ortaya koydu.

     

    Hariri suikastının ardından Lübnan’dan askeri güçlerini çeken Suriye, ilk başta suikasttan sorumlu tutulsa da, son 18 aydır gözler Hizbullah’a dönmüş durumda. Ancak bu Suriye’nin henüz affedildiği anlamına gelmiyor. Birçok analist, Suudi-Suriye arabuluculuğunun, uluslararası soruşturmanın neden olduğu çatışmayı önleyeceğini umdu. Ancak Çarşamba günü istifa eden Hizbullah bakanlarından Muhammed Feniş, çabaların “ABD’nin müdahalesiyle” bozulduğunu öne sürdü.

     

    LÜBNAN’DA ŞİMDİ NE OLACAK?

    Analistlere göre, Hizbullah’ın önceliği, davayı savuşturmak için bir denge kurmak. Davayı yürüten mahkemede Lübnanlı ve yabancı yargıçlar yer alıyor. Davanın finansmanı ise Lübnan ve uluslararası bağışçı ülkeler tarafından karşılanıyor. 

     

    Birçok Lübnanlı, bugün Hizbullah’ın davasını yine sokaklara taşıyacağını düşünüyor. Sokak gösterilerinin yaşanması, mezhepler arasında gerginlik çıkması, hatta Hariri suikastı döneminde Lübnan’ı saran bombalı saldırıların yaşanması bekleniyor. Yine de, askeri gücüne rağmen Hizbullah liderlerinin bir savaşı engellemek için sebepleri var.

     

    Suikast davasının savcılarının ileriki günlerde delillerini ön duruşmaya sunması bekleniyor. Davayla ilgili bilgisi olan kaynaklar, Time’a, suikastla ilgili suçlamaların Şubat veya Mart ayında kamuoyuna sunulacağını belirtti. Hizbullah’ın lideri Şeyh Hasan Nasrallah, hiçbir örgüt üyesini suçlamalara karşı teslim etmeyeceğini ilan etti.

     

    Bazı Lübnanlı liderler, Hariri suikastında adalet elde edilmesiyle, Lübnan’ın istikrarı arasında bir tercih yapılması gerektiğini belirtiyor. Her ikisini de tercih edenlerin hangi kararı vereceği, gelecek aylarda fazlasıyla sınanacak.

     

    Bu yazı "Behind Lebanon's New Political Crisis" başlıklı makaleden derlenmiştir.

     

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı