"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Lord of the G-Strings ve diğer bazı acayiplikler

Kötü filmlere sempatiyle yaklaşır, hatta bazılarını kalpten severim. Bu konuya daha önce de bulaşmışlığımız vardır hatırlarsanız.

Kötü filmden kastım ‘Sarı Tebessüm’, ‘Balans ve Manevra’ tarzı kötü filmler değil...

‘B-Type Movie’ denilen ve acayip hikayelerin anlatıldığı filmleri seviyoruz. Bu konudaki en mühim hizmeti de sağolsun yıllardır Topesto biraderimiz sunuyor.

Zaten iyi bir arşivi vardır elemanın bu konuda. İnternetten tırmalar, onun bunun arşivini patlatıp oralardan kendine kopya alır falan filan...

Bir ara üst üste kötü film seyretmekten gına geldiği için ‘Bana böyle şeylerle gelme...’ demiş ve kendime Federico Fellini, Martin Scorsese, Jim Jarmusch, Peter Greenaway gibi yönetmenlerden oluşan bir detoks kokteyli hazırlayıp hadiseden uzaklaşmıştım.

Hem zaten çok ihtiyaç duyarsam, bende de vardır bu tür filmlerden beş on tane. Çok mu daraldın, patlatırsın bir lezbiyen vampir filmi (Jose Ramon Larraz’ın Vampyres filmi favorimdir) olur biter...

Geçen hafta, geleneksel öküz muhabbetinin yapılacağı gün, Topesto aradı ve ‘Akşam film seyreder miyiz?’ diye sordu.

Bunun zaten ‘Akşam bir film getireceğim, aklınız duracak birader’ demek manasına geldiğini çok iyi biliyorum.

‘Ne acayiplikler peşindesin abi sen?’ dedim.

‘Bak, iki film getireceğim hem de...’ dedi.

‘Eyvallah güzel kardeşim. Ne olduğunu öğrenecek miyiz şimdi, yoksa ‘Zahmet etmeyin, akşam toplanınca şaşırmış olayım’ mı diyorsun?’

‘Akşama... Akşama...’ dedi.

Akşama kadarki kısımda ilginizi çekecek bir şey bulunmadığından bu kısmı es geçelim.

İsterseniz gazeteden çıkıp eve gidişimi anlatabilirim yine de...

Aaaa, aslında şöyle bir detay var, anlatayım ya...

Gazeteden geç çıktım, eve yetişmek için taksiye bindim. Taksici arkadaş muhabbet etmeye çalışıyor, ben kısa cevaplarla alan savunması yapıyorum.

Klasikleri deneyeyim diyerek ‘Hava da bir acayip’ dedi, ‘Evet’ dedim.

‘Sis ne biçim di mi abi?’ dedi, ‘Çoook’ dedim.

Konu kapanacak sanırken, bilimsel bir açılım kazandırdı bir anda hadiseye: ‘Sis nasıl oluyor abi?’

‘Eeee, bilemedim şimdi...’

Yani, kendimce bir sis tarifi yapabilirdim ama tarife güvenmemek bir yana, muhabbetin kontrolünü kaybetme riski var.

Tam o esnada dikiz aynası sayesinde göz göze geldik: ‘Bir de gazetecilik yapıyorsun, sis nedir bilmiyorsun. Kalıbının adamı değilmişsin...’ gibilerden bir ifade...

Yol zor bitti diyeyim, siz anlayın arkadaşlar.

*

Neyse eve geldim, elemanlar beşer onar dakikalık aralıklarla düştüler.

Topesto sırıtarak filmi uzattı: ‘Lord of the G-Strings-The Femaleship of The String’

Yani o meşhur romanın, o meşhur filmlerin ‘Yüzüklerin Efendisi’nin, soft-porno versiyonu: ‘G-String’lerin Efendisi...’

Hadise ‘Middle Earth’ yerine ‘Diddle Earth’te geçiyor. Gandalf’ın yerini alkolik büyücü Smirnoff almış. Bilbo Baggins karakterinin adı ‘Dildo Saggins’ olmuş; Aragorn’un adı ‘Araporn’a dönüşmüş vesaire.

Hayatımda seyrettiğim en saçma ama en komik filmlerden biriydi. Tam bir zaman ziyan etme aracı fakat maksat geyik muhabbeti için toplanmak olunca bayağı bir eğlendik.

‘Nereden buluruz?’ diyeceklere www.SeductionCinema.com adresini verebileceğimi söyledi Topesto. Yapımcı şirket buymuş.

Filmin sonunda, DVD’den yapımcı şirketin diğer filmlerinin fragmanlarını da seyrettik.

Arkadaşlar güzel bir tezgah açmışlar. Mesela ‘Örümcek Adam’ gişe yapıyor, bunlar hemen ‘Örümcek Bebek’ diye kendileri bir şey çekiyor. ‘Planet of the Apes’ (Maymunlar Cehennemi diye biliniyor ya bizde) için ‘Planet of the Play-Mates’i yapmışlar.

‘Dr. Jekyll & Mr. Hyde’ı ‘Dr. Jekyll & Mistress Hyde’ diye çekmişler, bizde de yayınlanacak olan ‘Survivor’ adlı reality şovdan yola çıkarak ‘Erotik Survivor’ hazırlamışlar...

Yani saçmalığın dalağını yarmışlar.

Tanıtımlardan anladığım kadarıyla Misty Mundae adlı oyuncu, senede 100 tane film çekiyor olmalı, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

İkinci filmi merak edenlere söyleyeyim, yarısında ‘Ne bu be?’ diyerek bıraktığımız ‘Ilsa’ diye saçmalıkta zirve yapmış bir filmdi.

Topesto ‘Üçlemenin en önemli filmiydi oğlum bu, anlamıyorsunuz bu işlerden’ dedi.

Hadiseyi özetleyeyim, siz karar verin: ‘Ilsa, seks manyağı bir SS subayı kadın. 20 yıl önce çekilen film, Ilsa’nın sapık deneyleri, lezbiyen ilişkileri ve işkencelerini anlatıyor...’

Üçleme diyordu ya, diğer bir filmde de petrol şeyhinin haremini yönetiyormuş Ilsa...

Üçüncünün hikayesini bile dinlemek istemedik.

Ama G-String Kardeşliği’ni hakikaten sevdik!
X