Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Londra'da Türk mutfağı

    Hürriyet Haber
    21.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 21.04.1998 - 00:01

    23 yaşındayken İngilizce öğrenmek için gittiği Londra'yı çok sevdi. Orada yaşayabilmek için bir lokantada bulaşıkçılık yaptı. Şimdi ise Londra'nın en büyük restoranlar zinciri olan ‘‘Sofra’’nın sahibi. Türk mutfağını dünyaya en iyi şekilde duyuran kişinin adı Hüseyin Özer. Ömrünün yarısını verdiği işini çok seven Özer, ‘‘Kendi zevkim için yemek yapıyorum. Bir de onları satıp para kazanıyorum. Benim için bundan büyük mutluluk yok’’ diyor.

    Tokat'tan Londra'ya 23 yaşında lisan öğrenmek için giden Hüseyin Özer'in bulaşıkçılıktan restoran sahipliğine ilginç bir yaşam öyküsü bulunuyor. Londra'da çalıştığı ilk üç yıl içinde küçük bir restoranla işe başlayan Özer, şimdi dünya liginde oynuyor ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ortaklık tekliflerini değerlendiriyor. Londra'da 20 restoran ve cafe zinciri bulunan Hüseyin Özer, omuzlarında Türk olmanın sorumluluğunu taşıdığını belirtiyor.

    ‘‘Londra'da kendi rengimle iş yapıyorum’’ diyen Özer, yakında içinde lokumcusu, manavı, dönercisi bulunan bir Türk pasajı kuracak. ‘‘Namuslu yemek, namuslu servis, namuslu müşteri’’ sloganıyla hareket eden Özer, yemeklerindeki en önemli unsurun ‘‘Denge’’ olduğunu açıklıyor. Yemeklerinin sağlıklı olduğuna dair yazılı belgesi bulunan Özer, bir dönem mutfaklarını laboratuvar gibi çalıştırmış. Kendisi yemeğin lezzetiyle ilgilenirken, uzmanlar da yemeklerdeki kolesterol seviyesini ölçmüşler. Lokantalarında ilerici düşünceyle haraket ettiklerini belirten Özer, yemeklerinin sadece kırmızı etten değil, balık ve sebze yemekleri mönüleriyle dengelendiğini belirtiyor. Sofra yemeklerinin kesinlikle şişmanlatmayacağını iddia eden Özer, kendisinin de bu sayede kilo almadığını vurguluyor. Yemek yemenin, yapmaktan daha önemli olduğunu ve ayrı bir kültür gerektirdiğini düşünen Özer'e göre iyi yemek, iyi arkadaşa benziyor; ‘‘Sevmediğiniz bir arkadaşınızın sohbetinden de keyif almazsanız. Yemek zevkliyse yerim. Güzel yemeği de özlemeniz, hasret gidermeniz lazım, merhaba demeniz lazım.’’

    Türkiye'yi temsil ediyor

    ‘‘Sofra’’ restoranlar zincirini bir ‘‘ticarethane’’ mantığıyla çalıştırmadığını vurgulayan Özer için ilk sırada ‘‘iyi iş’’ geliyor. Paragöz olmak yerine sadece Türkiye'yi temsil etmenin kendisi için daha önemli olduğunu vurgulayan Özer, başından geçen ilginç bir olayı anlatıyor: ‘‘Bir gün, restoranıma iki İngiliz geldi. Servis biraz gecikince, söylendiklerini duydum. 'Zaten Akdeniz insanı da ağır kanlı olur' dediler. Bunun üzerine, onlara bir şarap ısmarladım ve ‘Eğer burada bir aksaklık olmuşsa, bu benim suçumdur. Lütfen bunu Türkiye'ye maletmeyiniz' dedim’’

    Şube açacağı mekanların güzelliğine ve özellikle ‘‘romantik’’ olmasına dikkat eden Özer, yeni şubelerin açılması için sürekli teklifler aldığını belirtiyor. Lokantalarındaki yemeklerin sadece Türk yemekleri mönülerinden oluşmasına dikkat ettiğini belirten Özer, mönülerini hazırlarken ev hanımlarının tariflerine de açık olduğunu söylüyor. ‘‘Restoran değil, ev yemekleri yapıyoruz’’ diyen Özer, kendisinin beğenmediği yemekleri müşterisine de yedirmeyeceğini belirtiyor. ‘‘Sofra'da yemek yemek bir ayrıcalıktır’’ diyen Özer, kendi yerinde yemek yiyen bir müşterinin başka bir Türk restoranına gitmesinin imkansız olacağını iddia ediyor.

    İŞ YERİ DEĞİL AİLE ORTAMI

    İngilizce öğrenmek için gittiği Londra'da yaşamaya karar veren Hüseyin Özer, olaya esprili bir dille yaklaşıyor ve ‘‘İngilizce o kadar zormuş ki 23 senedir öğreniyorum’’ diyor. Kendi elemanlarını kendisi yetiştiren Özer, iş yerlerinde bir aile ortamında çalıştıklarını belirtiyor. Hepsi de Londra'nın merkezinde bulunan Sofra zincirine yakında yenileri de eklenecek. Sofra'ların dekorunu da Özer kendisi yapıyor.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı