Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası

Her 5 kadından biri doğum sonrası depresyon yaşıyor. Alınacak önlemlerle yaşamamak da mümkün.

Geçtiğimiz günlerde kişisel blogum aylinanne .com u güncelliyordum. Sağ tarafta duran etiketlere bakınca, birden, emzirme ve depresyon kelimesinin yani etiketlerinin devasa yer kapladığını gördüm. Bu kadar yer kaplamaları bebeğimi hayata tutundurmak için ne kadar çok çabaladığımı anlatıyor aslında. İçim bir tuhaf oldu.


Uykusuzanneler isimli internet sitesinin kurucusu Perihan Gürer ve Uykucubebek.com ekibi tarafından hazırlanan Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası basın bültenini okuyunca, ne kadar önemli bir iş yaptıklarını düşündüm.


DOĞUM BAŞLI BAŞINA BİR TRAVMADIR

Çok meşakkatli bir doğumdan sonra, ki doğuran bilir, yapayalnız, tek başıma küçücük bir bebekle dünyadaki yaşamıma devam etmiştim. Tek başına bebek büyütenler anlar. Akşamdan akşama evde birilerinin olması, karanlık kış günleri için dayanılmaz bir süreçtir.


Bazen oğlumun yeni doğan fotoğraflarına baktığımda, içimden garip bir ağlama yükseliyor. O durumu kendime şöyle açıklıyorum: Sanırım anneler büyükanne olduğunda bu nedenle torunlarını çok seviyor; zamanında kendi bebeklerini doya doya sevecek ruh halinde olamadıklarından ...


DOĞUM SONRASI DEPRESYON GELIYORUM DER!


Doğum sonrası depresyonu önlemek veya en az hasarla geçirmek için anne ve bebek için özel psikolojik bakım gerektirdiği ortada. Doğumdan sonra eşlerin, akraba ve yakınların özellikle anneye destek olması çok önemli.


Anneye destek olunmayıp, üzerine köstek olunduğu zaman psikolojik açıdan fatura kabarıyor. Ne zaman? Özellikle bebeğin kolik olduğu zamanlar. Yani ilk 3 ay.

Kendimi hatırlıyorum. Evde ne yapacağını bilmez halde oradan oraya koşturuşlarımı... Bebek ağlamasından başka hiçbir şey duymayan kulaklarımı ve kamaşan zihnimi... Neredeyse ilk 6 ay bir kaç metrekareye endekslenmiş hayatımı...


Doğuma hazır olduğumu düşünürken, anne olmanın tam da bana göre bir şey olduğunu düşünürken, bir evde, hiç kimsenin olmadığı bir evde, kucağımda sürekli ağlayan bir minik bebekle geçmiş günlerim. Anneliğinin ilk zamanları bu şekilde geçiyorsa depresyon kaçınılmaz hale geliyor.


Hatırlıyorum; yan komşum torununa seslendikçe, kızı eve girip çıktıkça "ah keşke annem yanımda olsaydı" derdim. Herşeyi kendi başıma yapmak zorunda kalmak, moral ve destek veren kimsenin olmayışı, 5 dakikamı bile kendime ayıramamak... Çok zordu. Üstelik bu aylar sürdü. Dışarıya çıkmanın sorun olması sorunları büyütmüştü. Destek olacak kimsenin olmayışı daha da öyle...


Eve gelen her ziyaretçinin kendine has yorumları, bazı kendini bilmezlerin "zayıf bu çocuk, bakamıyorsun sen buna" demeleri... Oysa ben orada bebeğim için 2 damla daha fazla süt olsun diye resmen mücadele ederken, moral bozmak neyin nesi?


Zamanında, üstelik bir kaç kez, büyükanneler niye böyle yapar? Hele ki dünyaya gelen babanın anneleri neden gelinlerini incitmekten geri durmazlar? Neden böyle bir genel açmaz var? Genel olarak annesine incinmiyor, kayınvalidesini istemiyor? Ne garip...


Hangi anneye sorsam "şimdiki aklım olsa kayınvalidemi eve sokmazdım" diyor. Fazlalık olduğundan değil, sinir bozduğundan olsa gerek... Yoksa her lohusanın anlaşılmaya ve morale ihtiyacı oluyor. Yani lohusanın evrensel olarak zor bir durumken, bizim toplumumuza özgü zorluklar yeni annenin omzuna biniyor.


En büyük diğer handikap "sütün yetmiyor mu" sorusu. Istisnasız herkesin sorduğu soru denebilir. Emziren veya emzir(e)meyen anneler bunun ne kadar incitici bir soru olduğunu çok iyi anlayacaktır.


ŞİMDİKİ AKLIM OLSA...

Aylin Anne Facebook sayfasında "şimdiki aklım olsa daha mutlu bir lohusa dönemi için neler yapardım veya yapmazdım" sorusunu sordum. Çok çeşitli yanıtlar geldi.


Zeynep: Kayınvalide kişisini eve sokmazdım.

Pınar: Eve misafir kabul etmezdim.

Nurgül: Kesinlikle daha çok dinlenirim. Süper Kahraman edasına bürünmezdim.

Sevim: Süt olsun diye onu, bunu yemezdim. Karışan herkese söylenirsin ve bebeğimi kucağımdan indirmezdim.

Neslihan: Kimseyi umursamaz daha fazla dinlenir, bebeğimde ilgilenirdim.

Neriman: Emzirme sürecini kafamda büyütmezdim.

Didem: Anne sütü verme konusunda daha az takıntılı olmaya çalışırdım.

Umut: Ilk günlerde süt gelmeyince eyvah eyvahlara başlamaz, kendimi ve etrafımdakilerin canını sıkmazdım.

Betül: Kızım uyurken yemek ve ev işi yapacağıma, ev işleri için birini ayarlayıp kendimle ilgilenirdim.

Tuğba: Kesinlikle daha çok dışarıya çıkardım. Yürüyüş yapardım ve bol su içerdim.

LOHUSA HAKKI DİYE BİRŞEY VAR


Yeni doğum annenin depresyona girmesi çok doğal ve olağan bir durum. Bu durumda eşinin, ailesinin, yakınlarının, doğum yaptığı hastanenin sağlık ekibinin hatta devletin lohusaya iyi bakmak gibi bir yükümlülüğü oluyor.


Lohusanın en büyük hakkı; kişilik haklarına saygı gösterilerek etrafındaki herkes ona destek olmasıdır.


Dediğim gibi, bugüne kadar pek çok anneyle tanıştım. İşim gereği çok sayıda postpartum öyküsü dinledim. Ama beni herzaman hayretlere düşüren yeni doğum yapmış eşine kötü davranan erkekler ve onların anneleri olmuştur. Bir annenin doğumdan sonra odaya kilitlenişini, canını ve bebeğinin canını kurtarmak için pencereden yan binanın çatısına atlamak zorunda kalışını unutamıyorum. Üstelik boşanma davası sırasında bu durumu "annenin psikolojisi kötü" diyerek mahkemeye sunulması aklımı başımdan almıştı.


Lohusalığı halen şımarıklık olarak algılayanlar olabilir. Fakat her doğum yapan kadının önce doğum yaptığı merkezdeki sağlık çalışanları tarafından çok iyi bilgilendirilmesi ve takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

www.aylinanne.com

https://twitter.com/AylinAnne

X