Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Lizbon Anlaşması AB'ye neler getiriyor

    Agence France Presse
    03.12.2009 - 00:46 | Son Güncelleme: 03.12.2009 - 12:29

    Avrupa Birliği’nin (AB) bugün yürürlüğe giren geniş kapsamlı Lizbon Anlaşması, Birliğin kurumlarını güncelleme ve canlandırmayı hedefliyor. Anlaşma aynı zamanda başarısız kurumların yerine yenilerinin getirilmesini sağlayacak.

    İşte anlaşmada öne çıkan temel konular:

    http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/lizbonnn_ant.jpg

    ANAYASA DEĞİL, SADECE ANLAŞMA:

    AB'ye ilk anayasasını kazandırma çabası, yani 1957 Roma, 1992 Maastricht, 1996 Amsterdam ve 2000 Nice Anlaşmaları'nın yerine geçecek anayasa teklifi Hollandalı ve Fransız seçmenlerin ulusal referandumlarda fikre karşı çıkması yüzünden, başarılı olamadı.

                       

    Yeni “Reform Anlaşması”, kendisinden önce anlaşmaların yerine geçmeyecek, sadece onları tamamlayıp, eksikliklerini giderecek.                               

                                                      

    İlk günden bu yana Lizbon Anlaşması yolculuğu

     

    19-20 Haziran 2003: Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing öncülüğündeki uzmanlar tarafından hazırlanan bir anayasa tasarısı, Yunanistan’ın Selanik şehrinde bir araya gelen Avrupa Birliği liderlerine sunuldu.

    17 Temmuz 2004: Blok bir anayasa oluşturan bir anlaşma Avrupa Birliği devlet başkanları ve hükümet tarafından Brüksel’deki zirvede kabul edildi.

    29 Ekim 2004: Avrupa anayasası anlaşması, Roma’da AB liderleri tarafından imzalandı.

    29 Mayıs 2005: Fransız seçmenler, ülkede düzenlenen bir referandumda, yüzde 54.7’lik karşı oyla Avrupa anayasası tasarısına karşı çıktı.

    1 Haziran 2005: Hollanda, yüzde 62’lik bir karşı oyla anayasaya karşı çıktı.

    17 Haziran 2005: Avrupa Birliği liderleri, yansıma süreci isteğinde bulundu. Birçok ülke, anayasa için referandum yapma ya da anayasayı parlamentoya sunma kararlarını askıya aldı.

    23 Haziran 2007: Avrupa Birliği liderleri, Polonya’nın direncini bastırdıktan sonra, kabul edilmeyen anayasayı yeniden oluşturmak için yeni bir anlaşma yapmak istedi

    13 Aralık 2007: Lizbon Anlaşması imzalandı. Anlaşma yürürlüğe girmeden önce 27 üye ülkenin onayını almak zorundaydı.

    17 Aralık 2007: Macaristan, yeni anlaşmayı onaylayan ilk ülke oldu. Daha sonra AB’nin 27 üye ülkesi anlaşmayı onayladı.

    12 Haziran 2008: İrlanda, anlaşmayı referanduma soktu.

    3 Ekim 2009: İrlandalı seçmenler, askeri tarafsızlık, vergi ve kürtaj kanunları gibi bir çok şeyde garanti aldıktan sonra ikinci oylamada anlaşmayı onayladı.

    10 Ekim 2009: Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski, İrlanda referandumundan sonra anlaşmayı imzaladı.

    4 Kasım 2009: Avrupa’ya şüpheyle yaklaşan Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, Prag’ın temel haklar konusunda dışarıda kalma hakkı almasının ardından, uzun zamandır beklenen onayını verdi.

    19 Kasım 2009: Avrupa Birliği liderleri, Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’u Avrupa Birliği’nin ilk başkanı olarak seçti. Avrupa Birliği’nin ticaret komiseri Catherine Ashton’ı dış işleri bakanlığına seçti. Bu görevler, Lizbon Anlaşması çerçevesinde belirlendi.

    1 Aralık 2009: Lizbon Anlaşması yürürlüğe girdi.

    AB VATANDAŞLARI İÇİN YENİ HAKLAR

    Anlaşma AB’nin Temel Haklar Şartlarını bağlayıcı hale getiriyor. İngiltere ve Polonya dışarıda kalma haklarını kullanabilecek. Çek Cumhuriyeti’ne de benzer bir muafiyet hakkı tanındı.                                           

                                                  

    Bir milyon Avrupa vatandaşı, belirli alanlarda Avrupa Komisyonu’nu, yasama önerileri yapmaya davet edebilecek.

     

    YENİ POLİTİKALAR

    Anlaşma, ortak enerji politikaları ve küresel ısınmayla ile savaşma stratejisi gibi yeni hedefler belirliyor.

     

    Ticaret politikasında, adil rekabet, yerel piyasaların düzgün bir şekilde işlemesi için bir gereklilik haline geliyor.

     

    Güvenlik konusunda, anlaşmaya terörist saldırılar olması durumunda “dayanışma” şartı getirildi. AB üyesi bir ülkenin terörist saldırılara maruz kalması durumunda, talep etmesi şartında diğer üye devletlerden yardım alabilecek.

     

    KURUMLAR, GÖREVLER

    Her üye ülkenin altı aylık görev süreleriyle başkanlık yaptığı dönemsel başkanlık sisteminde, iki buçuk yıl görevde kalacak bir Avrupa Konseyi Başkanı seçilecek.

     

    AB Başkanı zirveler düzenleyip, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası'nın Yüksek Temsilcilerine engel olmadan, Avrupa Birliği'ni dünya sahnesinde temsil edecek.

     

    Dış işleri Bakanı, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner’in görevlerinin birleştiği bir rol üstlenecek.

     

    AB’nin seçimle belirlenmeyen yönetim kolu AB Komisyonu, etkinliğini artırmak için 2014’ten itibaren, politika komiserlerinin sayısını azaltacak.

     

    Anlaşma aynı zamanda, Avrupa Parlamentosu’nun seçilmiş üyelerinin AB yasalarını uygulamak zorunda olduğu politika alanlarını artırıyor.

     

    Ulusal parlamentolara, ilk kez AB dahilinde kanun yapma hakkı verilecek.

     

    OYLAMA SİSTEMİ

    Oy çoğunluğuyla onaylanabilecek karar mekanizması alanları özellikle adalet ve güvenlik sıkıntıları konularında artırılacak.

      

    İngiltere ve İrlanda, istedikleri alanlarda kendi kararlarını uygulama hakkını elde etti ancak diğer AB üyelerini engelleyebilir.

     

    Anlaşma aynı zamanda yeni bir oylama sistemi de getiriyor. Yeni ikili çoğunluğun gerekli olduğu oylama sisteminde, üye devletlerin en az yüzde 55’i yan, AB nüfusunun yüzde 65’îne denk gelen bir oranın yeni yasaların kabul edilmesi için oy vermek zorunda.

     

    ÇIKIŞ MADDESİ

    Anlaşma, isteyen ülkeye ortaklarıyla uzlaşması şartıyla birlikten çıkma hakkı olasılığı doğuruyor.  

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı