Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Limanların kabus olmaması için demiryolu güçlendirilmeli

GEÇTİĞİMİZ hafta sonu İzmir’in yazlık sahil kasabasında Türkiye’nin en büyük limanının temeli atıldı. Havai fişekler, balonlar ve büyük büyük laflar ile attık temeli... Çandarlı artık hiçbir zaman eski Çandarlı olmayacak.
Limanın yapım aşamasının dokuz yıl olacağı ve üç aşamada tamamlanacağı söylendi. İlk aşama 2.5 kilometre uzunluğunda mendirek yapımı.
Çandarlı her ne kadar bir körfez görünümünde olsa da aslında açık deniz sayılabilecek bir bölge. Doğal korumanın olmadığı bu noktada limana gelen gemileri, mitolojinin denizler tanrısı Poseidon’un insafına bırakmamak için bu devasa mendireğin inşa edilmesi şart.
Yapım süresi üç yıl olan bu mendirek ile ilgili küçük bir karşılaştırma yaparsak; İzmir Alsancak Limanı’ndan, Konak Vapur İskelesi’ne kadar olan mesafe yaklaşık 2 bin 500 metre. Yani körfezin ortasına dev bir mendirek yapılacakmış gibi hayal edebiliriz. Sonraki üç yıl içinde yanaşma iskeleleri, depolama alanları birinci kısım, sonraki üç senede ise ikinci kısım inşaatları sürecek.
Dokuz yılın sonunda ortaya ne çıkacak? Türkiye’nin en büyük limanı... Yıllık ilk etapta 4 milyon, tam kapasite ile çalışınca 12 milyon konteyner kapasiteli bir liman. Yani diğer bir deyimle günde 11 bin 250 konteyner bu limandan yüklenip boşaltılacak. Önce her gün 11 bin 250, tam kapasite ile çalışınca 33 bin 400 TIR kamyonu bu noktaya gelecek ve buradan ayrılacak.
Bu TIR’ları arka arkaya sıralarsak yaklaşık 280 kilometreye ulaşırız.
Tam kapasite ile de 835 kilometrelik kuyruk oluşur.
İster duble yol, ister triple nasıl yaparsan yap bu miktarın karayolu ile taşınması imkansız görülüyor. Tabii bir de bu 10 yıllık süreçte İzmir Limanı’nda yapılacak yenileme çalışmaları ile bu limanın yıllık kapasitesi de yıllık 2.5 milyon konteynere çıkarılacak. Yaklaşık 7 bin TIR da her gün İzmir Alsancak Limanı’na gelip gidecek.. Bırakın trafik sıkışıklığını, araçların kımıldaması bile zor...
İzmir için büyük fırsat yaratacak her iki limanın birdenbire şehrin kabusu olma ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.
Peki, nedir sorunun çözümü?
Çözüm demiryolu taşımacılığında... Dünyanın dev limanlarında olduğu gibi, demiryolu taşımacılığını ön plana çıkarmamız gerekiyor. Şehirler arasında sadece yolcu taşıyan hızlı trenler değil, aynı zamanda yük taşımacılığında da sıçrama yapmak zorundayız. Demiryollarımızı buna göre şekillendirmeliyiz.
Demiryollarımızın gerek altyapı gerekse hukuksal olarak yeni bir sisteme kavuşturulması şart. Son yıllarda hava taşımacılığında yaptığımız uygulamanın bir benzerinin demiryolu taşımacılığında da yapılması gerekli.
Öncelikle “Sivil Demiryolculuğu Genel Müdürlüğü” çatısı altında demiryolu taşımacılığının yapılandırılması lazım. Yeni hatların yapımı, mevcutların yüksek standartlara çıkarılması öncelikli proje kapsamına alınmalı. Anadolu’da üretilen malların limanlara ulaştırılması demiryolu ile gerek ucuzluk gerek emniyet bakımından daha avantajlı.
Demiryolu taşımacılığı bugün için özel sektöre yarı açık bir düzenleme içinde. Özel şirketler demiryollarında kendi vagonları ile taşımacılık yapabiliyor. Fakat lokomotif işletme hakkı TCDD’ye ait bir imtiyaz. Bu nedenle özel sektör kendi lokomotifini işletemiyor. Bu da birçok sorunu beraberinde getiriyor.
Demiryolu taşımacılığın yapılandırılmasında en büyük engel TCDD’nin ciddi miktarda kişiye istihdam sağlıyor olması. Bu kadar büyük bir devlet kuruluşunun yeniden yapılandırılması çok zor ve sıkıntılı bir süreç. Fakat THY ve özel sektör yapılanmasında olduğu gibi bir formül ile çözüm yaratılabilinir.
Tabii bir de kamyon nakliyecileri var. Bu sektör de Türkiye’de hatırı sayılır bir yaptırım-lobi gücüne sahip. Onlar da işlerinin engellendiğini düşünebilirler. Fakat trenyolu taşımacılığı tek başına, kamyon nakliyesi kullanılmadan olmaz. İki sektör uyum içinde çalışmak zorunda.
Anadolu’ya önce iletişim götürüldü, sonra duble yol ile kara ulaşımı götürüldü, en son olarak havayolu devrimi ile insanın ulaşımı kolaylaştı. Şimdi bu altyapı ile güçlenen şehirlerimiz artık birer üretim merkezine dönüşüyor. Sıra bu şehirlerde gerçek sıçramayı, kalkınmayı yaratacak üretimlerin ihracata dönüştürülmesinde.
Bunun aracı da demiryolu olacaktır...

X