GeriSeyahat Likyalılar'ın ülkesine yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Likyalılar'ın ülkesine yolculuk

Likyalılar'ın ülkesine yolculuk

Yazın Akdeniz’in kavurucu sıcağıyla mücadele etmek zorunda kalmadan, ÅŸerbet gibi bir havada antik kent gezmek, nedense birçok turistin el kitabında yoktur. Kızgın güneÅŸin altında, tarihin izinde gidilir, kalıntıların arasında cirit atan yılan ve kertenkelelerin yanından geçilir ve eski uygarlıkları tanıma serüveni kazasız belasız biterse, bu da yaz tatilinin zaferlerinden sayılır. Oysa bu mevsimde, Likyalılar’ın ülkesini hayal edince, yemyeÅŸil bir doÄŸanın içinde sessizliÄŸe gömülmüş kalıntılar, çiçek açan bademler, eli kulağında portakal çiçekleri, laleler ve Akdeniz’in turkuvazına her zamankinden çok yakışan renkler geliyor aklıma. Rüzgar, en sıradışı kokuları ortaya çıkaracak kadar serin, tatlı tatlı esiyor ÅŸimdi, Xanthos Vadisi’nde... Fethiye- Kalkan arasında uzanan bereketli Xanthos Vadisi’nin en sarp kayalıklarında yerleÅŸimler kuran, görkemli mezarlar yapan Likyalılar’ı tanımak için iyi bir mevsim...Noel Baba’nın doÄŸum yeriPATARABir zamanlar Apollon’a ait kehanet tapınağıyla ünlenmiÅŸ, Likya’nın ana limanı Patara, bugün Caretta Caretta kaplumbaÄŸaların önemli bir üreme alanı olan 18 kilometrelik, Akdeniz’in en uzun, beyaz kumsalıyla popüler. Patara, Kehanet Tanrısı Apollon ile M.S. 4. yüzyılda Myra’nın piskoposu olan St. Nicholas ya da diÄŸer adıyla Noel Baba’nın doÄŸum yeri olmasıyla da önem kazanmış bir antik kent. Patara’nın sonunu getiren, limanının kumlarla dolması ve gemilerin artık buraya yanaÅŸamaması oluyor. Patara zamanla, bütünüyle kumlara gömülüyor. Kilometrelerce, bembeyaz uzanan Patara Plajı’nı seyrederken, buranın dünyanın en güzel kumsallarından biri olduÄŸunu teslim etmekte zorlanmayacaksınız. Patara antik kenti, 2 bin yıldır, bu kumların altında yatıyor. Kazılar, göçebe GelemiÅŸliler’in kurdukları turizm köyünün hemen yanında devam ediyor. Patara Plajı (Yazın 07.30- 19.00, ekim- nisan 08.00- 17.30 saatleri arasında açık), pansiyon ve restoranların bulunduÄŸu GelemiÅŸ köyüne 2.5 kilometre mesafede. Caretta Carettaları korumak için, 1 Mayıs’tan 1 Ekim’e, 8.00- 20.00 saatleri arasında kumsala girmek yasak. Patara Plajı’nın en çarpıcı özelliklerinden biri, Akdeniz kıyılarının baÅŸka hiçbir yerinde rastlanmayan boyutta kumullara sahip olması. Kumulların üzeri, Patara’ya gelen turistlerin kaçırmadığı bir günbatımı noktası. Bu özellikli kumullar ve plajın Caretta Caretta kaplumbaÄŸaların üreme alanı olması nedeniyle, bölge Özel Çevre Koruma Alanı olarak belirlenmiÅŸ. Patara antik kenti ise birinci derecede Arkeolojik SÄ°T alanı. Köyün büyük bir kısmı da, bu alanın içinde. Bugün hálá köyün altında antik kalıntılar olduÄŸu biliniyor. Bölge bugün tamamıyla imara kapalı olsa da bitki örtüsünün altında, SÄ°T alanı ilan edilmeden önce baÅŸlanmış ve daha sonra yarım kalmış binaların temelleri bulunuyor. DoÄŸal Hayatı Koruma Vakfı’nın (www.wwf.org.tr) bu bölgede önemli giriÅŸimleri var. Uzun yıllardır, koruma amaçlı bir imar planının hazırlıkları sürüyor. Bir dönem, kumulların doÄŸal hareketleriyle birlikte meydana getirdikleri erozyon, tarım alanları ve seralara zarar vermiÅŸ, bu nedenle de 1970’lerin başında, kumulların aÄŸaçlandırılarak sabitleÅŸtirilmelerine karar verilmiÅŸti. Bu amaçla, kumullara tamamıyla yabancı olan Kıbrıs akasyası ve okaliptüs aÄŸaçları dikildi ancak bu daha güçlü aÄŸaçlar kumullara özgü bitkileri ve endemik türleri bastırınca ekosistem bozuldu. Ayrıca turistlerin hoÅŸlandıkları atla dolaÅŸma ve cip safari gibi turistik aktivitelerin de zararı oldu. Bir süredir, aÄŸaçlandırma durduruldu. Köyden iki kilometre mesafede, kentin giriÅŸi olan 1. yüzyıla ait üç kemerli, iyi korunmuÅŸ Roma Kapısı’nın batısındaki küçük tepede bulunan Apollon başı, buranın bu tanrıya adanmış bir tapınağın yeri olması ihtimalini doÄŸurdu. Hemen kapının dışında nekropol var. Tepenin güneyindeki hamam kompleksi, pencereleri ve kemerleriyle Tlos’takine benziyor. Bunların batısında, kent surlarının iyi korunmuÅŸ en uzun bölümü ve varılması zor da olsa, 2. yüzyıla ait güzel bir tapınak bulunuyor. Hamamların güneybatısındaki, bir kısmı bugün hálá toprak altında bulunan tiyatro, akropolün yamacına kurulmuÅŸ. Sahne binasının dış cephesinde bulunan Yunanca bir yazıtta, sahnenin, Patara vatandaÅŸları olan Vilia Procula adında bir kadın ve babası için yapıldığı yazıyor. Tiyatronun güneyinden, kolay bir patika akropole çıkıyor. 20 dakika tırmandıktan sonra, yukarıda 10 metre geniÅŸliÄŸinde dikdörtgen bir kuyu ve içinde de suyun seviyesini ölçmeye yarayan büyük bir sütun ile harap durumdaki basamakları göreceksiniz. Bunun önceleri bir fener olduÄŸu sanılmış ancak eski limana doÄŸru bakmadığından, bir sarnıç olduÄŸu sonucuna varılmış. Tepenin solundaki, bugüne dek fener olduÄŸu sanılan, üstü yıkılmış, kemerli yapıysa, aslında, denize, plaja ve dolan limana hakim bir kilise. Buradan, kum tepelerinin ilerisindeki Hadrian’ın siloları da görünüyor. GeçtiÄŸimiz yıl, Akdeniz Ãœniversitesi tarafından yapılan kazılarda, kum yığınları arasında, dünyanın en eski deniz feneri bulundu. 1954 yıllık fener, dünyanın en eski feneri olarak bilinen, Ä°spanya’nın Lacaruna kentindekinden, 60 yıl daha eski. NEREDE YENÄ°R?Patara’nın en iyi restoranlarından Golden Restaurant & Pansiyon’un (0242 843 51 62, www.goldenpension.com) asmalar altındaki terasında, karidesli börek, ÅŸefin spesiyali çoban kavurma, susamlı tavuk, tagliatelli patara, karidesli körili tavuk, ev baklavası gibi tatları deneyebilirsiniz. Bayram ile Mariana’nın restoranı Lazy Frog da (0242 843 51 60), bütünüyle ahÅŸap dekorasyonu, açık mutfağı, içten servisi ve özel yemekleriyle, Patara’nın en hoÅŸ mekanlarından.NASIL GÄ°DÄ°LÄ°R?Fethiye- Antalya- KaÅŸ karayolunun 70. kilometresinden saÄŸa sapınca, GelemiÅŸ köyü üç kilometre içeride. Köyden 2.5 kilometre sonra da Patara Plajı var. GelemiÅŸ köyüne varmadan, saÄŸa, beÅŸ kilometrelik toprak bir yol, Çay AÄŸzı Plajı’na ayrılır. Bu ücretsiz plaj, Patara’yla karşılaÅŸtırıldığında hayal kırıklığı yaratsa da burada kano yapmak mümkün. Patara minibüsleri, KaÅŸ ve Kalkan’dan, her yarım saatte bir kalkıyorlar. Ayrıca günde bir defa, Saklıkent Kanyonu’na sefer düzenliyorlar. Patara’da kumulların bulunduÄŸu günbatımı noktasına, restoranların olduÄŸu merkezden geçip, 2.5 kilometre yukarıya doÄŸru devam ederek varılıyor. Bu mesafeyi yürümek de mümkün. Patara, Fethiye’ye 73 kilometre mesafede.NEREDE KALINIR?Havuzlu ve manzaralı Patara View Point Hotel’in (0242 843 51 84, www.pataraviewpoint.com) turizmde deneyimli sahibi Muzaffer Otlu, civarda keyifli turlar düzenliyor ve şömine başında turistleriyle sohbet ediyor. Patara’nın en büyük yatak kapasitesine sahip, havuzlu ve bahçeli oteli Marinem Patara Resort’un (0242 843 50 96) odalarının çoÄŸu deniz manzaralı. Eski Liman manzaralı, yeÅŸillikli terası ile Zeybek 2 (0242 843 50 86), Patara’nın en sempatik pansiyonlarından. Lumiere Hotel Restaurant’ın (0242 843 50 43) sahibesi Ferda Hanım, açık mutfağında misafirlerine kendi elleriyle yemek piÅŸiriyor. Hotel Ferah (0242 843 51 80, www.ferahhotel.com), güzel bir bahçeye ve bölgedeki en büyük yüzme havuzlarından birine sahip. 15 yıldır hizmet veren, restoranı ünlü St. Nicholas Pansiyon’un (0242 843 51 54, www.stnicholaspensionpatara.com), geniÅŸ ve balkonlu odaları var. AyÅŸe Hanım’ın güzel ev yemekleri yaptığı Flower Pansiyon (0242 843 51 64) ekonomik konaklama yapmak isteyenler için samimi bir ortam. Sükunet arayanlar içinse, bahçeye ve havuza bakan odaları, ceviz aÄŸacının altındaki ÅŸezlonglarıyla, Hotel Mehmet (0242 843 50 32) uygun.Adını kızıl kayanın kavisli ÅŸeklinden alıyorPINARAHenüz Pınara’ya varmadan, yol üzerinde göreceÄŸiniz kızıl tepe, sizi ne kadar görkemli bir antik kentin karşılayacağının ipuçlarını veriyor. Ufku tamamıyla kaplayan, delik deÅŸik bu yükseltinin üzerine köstebek yuvalarını andıran sayısız mezarın nasıl oyulduÄŸunu sorgulamadan geçemiyor insan. Burası, asıl kentin kurulduÄŸu yer. AÅŸağılarda bir kent daha var. Pınara, Likya dilinde, ‘’yuvarlak’’ anlamına geliyor. Adını bu devasa, kızıl kayanın kavisli ÅŸeklinden alıyor. Pınara, eski Likya kentlerinin en bakir ve görkemlilerinden. Yer yer keçiler gibi tırmanmak gerektiÄŸinden, burayı diÄŸer Likya kentleri kadar çok turist gezmiyor. Bu nedenle de gizemli halini hep koruyor. Vakit kaybetmeden ve gereksiz yere yorulmadan yolunuzu bulabilmek için, Pınara’nın 33 yıllık, üniformalı, karizmatik bekçisi Fethi Parça’dan (09.00- 19.00 saatleri arasında açık. 0533 353 27 27) yardım isteyebilirsiniz. Fethi Bey, burayı evi gibi benimsiyor. Pınara’nın en etkileyici yapıları, etrafa dağılmış kaya mezarları. Dikdörtgen ÅŸekilli mezarların olduÄŸu yer, akropolün üst kısmı. Ancak kazıların en önemli bölümü, akropolün altında. Yani, savunmanın daha az önemli olduÄŸu bir dönemde, kentin taşındığı yerde. Bugün burası, kayalıkların, aÄŸaçların ve çalılıkların arasından geçerek geziliyor. Hatta, yer yer, yuvarlanmış, dev kaya mezarlarına da rastlanıyor. Kent hakkında hemen hemen hiçbir ÅŸey bilinmiyor. 4. yüzyılda yaÅŸamış olan Xanthoslu tarihçi Menekrates’in yazdığına göre, Xanthos’tan göç eden kalabalık nüfusu yerleÅŸtirmek için kurulmuÅŸ. Federasyonda üç oy hakkına sahip Pınara, parlak devrinde kendi sikkelerini basıyormuÅŸ. Özellikle kabartmalarıyla dikkat çeken Kral Mezarı, kalıntıları gezmeye baÅŸlamak için doÄŸru bir nokta. Mezarın üzerinde, surlarla çevrili, siperleri olan dört kent, kapıları, evleri ve mezarlarıyla tasvir ediliyor. Bu kabartmalara bakarak, kentin 2400 yıl önceki halini hayal edebilmek mümkün. Mezarın içindeki, yerden yüksek bölüm, buranın muhtemelen tek bir kiÅŸiye, hatta kraliyet ailesinden birine ait olduÄŸunu gösteriyor. Tırmandıkça, Roma hamamına su getirmek için, boylu boyunca kayalara oyulmuÅŸ kanalları fark edeceksiniz. Kral Mezarı’ndan daha yükseklere, patikadan kuzeye tırmanınca, bir Ev Mezar var. Mezarın gotik tarzdaki kemerli çatısının ucunda, ruhları kovduÄŸuna inanılan, taÅŸtan öküz boynuzları hemen dikkat çekiyor. Zor bir tırmanışla, oldukça harap durumdaki Agora’ya vardığınızda, karşı yamaçtaki Zengin Mezarı’nı göreceksiniz. Agora’yı geçip, hangi tanrıya adandığı belirsiz, büyük tapınağın temellerinin yanına gelince aÅŸağıya bakın, yeÅŸillikler içinden tiyatro sivrilir. Zengin tarım alanlarına ve kızıl yamaca hakim bu küçük tiyatro, Pınara’nın ne denli küçük bir nüfusa sahip olduÄŸunun da bir göstergesi. Kaya mezarlarının bulunduÄŸu yamaçla aÅŸağı akropolis arasında uzanan patikadan yürürken, harap haldeki Odeon ile yıkık duvarlar ve mezarlardan geçilir. Her ne kadar buradaki yapıları adlandırmak zor olsa da, bu alan büyük olasılıkla kentin merkeziydi. Bu terastan yol, kanyonun tabanına kadar uzanır.NASIL GÄ°DÄ°LÄ°R?Fethiye- KaÅŸ- Antalya karayolunun 45. kilometresinden saÄŸa dönünce, Pınara sapaktan altı kilometre mesafede. 3. kilometrenin sonunda Minare köyüne, buradan da üç kilometrelik, daha dik toprak bir yolla harabelere varılır. Pınara, Fethiye’ye 51 kilometre mesafede.NEREDE YENÄ°R?Pınara antik kenti yolu üzerinde acıkırsanız, tek seçeneÄŸiniz tavuk ya da köfte yiyebileceÄŸiniz Kartal Restaurant. Geceyarısına kadar açık. EÅŸen, Minare köyü.Â
False