Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Liderler, bu üslup ile prestij kaybediyor…

Seçim meydanları hareketlendikçe, liderler sertleşiyor. Birbirlerini gittikçe hırpalıyorlar. Giderek, ağıza alınmaz sözlerle, hücumlarını arttırıyorlar. Meydanlardaki düzey giderek düşüyor. Liderler belki bu şekilde daha fazla oy kazanmayı hedefliyorlar. Halkın ve teşkilatlarının, bu dilden hoşlandıklarını söylüyorlar. Oysa yanılıyorlar. Belki alkış topluyorlar, ancak aynı zamanda prestij kaybediyorlar.

Bu iş giderek çığırından çıkıyor.
 
Seçim meydanları kıpırdadıkça, liderler de toplumların dikkatini çekebilmek, medyada yer alabilmek için, projelerini anlatmak yerine, birbirlerini yerden yere vuruyorlar.
 
Kamuoyu, kavgayı seviyor.
 
Medya da, polemik olunca liderin toplantısını manşete çıkarır.
 
Ancak bu yarış artık dayanılmaz bir noktaya geliyor. Hele son günlerdeki karşılıklı atışmalar ve neredeyse hakarete varan konuşmalar, meydanları hareketlendiriyor ancak kamuoyunun genelinde hiç de memnuniyetle karşılanmıyor.
 
İnsanlar, birbirine saldıran liderler yerine, birbirine teşekkür eden, el sıkan, geçmiş olsun diyen, ancak yine de eleştirilerini yapan liderleri özlüyor.
 
Kılıçdaroğlu,  efendi gibi başladı, bugün tanınmaz duruma geldi.
 
Erdoğan, hep gerilimliydi ancak bu kadar sertleşmemişti.
 
Bahçeli deseniz, günlük yaşamında son derece kibar bir liderken, bugün meydanlara idam urganı dahi atabiliyor.
 
Önümüzde de daha 37 gün var. Eğer bugün bu noktadaysak, kampanyanın sonunda, galiba birbirlerinin suratına bakamayacak bir duruma girecekler. Ne yazık ki, kendilerinin kayba uğrayacaklarını galiba göremiyorlar veya ileride her şeyin unutulacağını sanıyorlar.

*   *   *

İNTERNETE FİLTRE, SANSÜR DEĞİLSE NEDİR?

Doğrusu ben anlayabilmiş değilim.
 
BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) bir süre önce internet kullanıcılarına belirli kısıtlamalar getirdi.
 
Buna göre, her internet kullanıcı, BTK tarafından hazırlanan ve içine onların seçtikleri sitelerden oluşan  “cici” paketlerden seçecek. Öyle her istediğiniz siteye giremeyeceksiniz.

Daha doğrusunu söylemem gerekirse, BTK toplum mühendisliği yapıyor. Yine karşımıza, o yıllardan beri bir türlü kurtulamadığımız “Örf ve adetlerimizi korumak” gerekçesi çıkarılıyor. “ Çocuklarımızı koruyoruz, porno sitelerini engelliyoruz” deniyor.

Ben de bunu anlamıyorum.

Neden bu seçimi ben yapamıyorum da, benim adıma bir kurul yapıyor?

BTK Başkanı Acarer, Avrupa’da bu tip kısıtlamaların bizden de fazla olduğunu söylüyor. Doğrudur, ancak kararlaştırılan sitelerin büyük bölümü, terörle veya çocuk pornosuna kapı açtıkları için denetim altına alınıyorlar.

Kimse, soft porno sitelerini yasaklamıyor.

Kimse, BTK’nın yasakladığı masum sitelerin listelerine bakmıyor.

Devlet, neden benim hayatımı düzenlemeye çalışıyor, anlayamıyorum.

*   *   *

FRANSA’DA SAĞDUYULU İNSANLAR DA VAR ...

Önce komisyonda takıldı, ardından da Fransız Senatosu genel kurulda reddetti.
 
Ermeni Soykırımı iddialarını reddedenlerin cezalandırılması ile ilgili bir yasa tasarısı, sağduyulu senatörler tarafından geri çevirildi.
 
Eğer bir yol kazasıyla karşılaşılsaydı, ayıkla pirincin taşını. Zaten Sarkozy sayesinde yeterince gerilimli bir ilişki yaşıyoruz, bir de bu tasarı geçseydi, koca bir çuval incir mahvolacaktı. Türk- Fransız ilişkileri tamir edilemez bir sürece girerdi.
 
Derler ya, Allah korudu.
 
Ancak, bizim bu konuyu böylesine günü gününe yaşayarak çözemeyeceğimizi de bilmemiz gerekiyor. İster Washington’da, ister Paris’te veya başka önemli bir başkentten bir gün hiç istemediğimiz kararların çıktığını göreceğiz. Olmayacakmış gibi davranmamalıyız, stratejik değerimizden dolayı müttefiklerimizin bizi hep kollayacaklarını sanmamalıyız. Öyle bir konjonktüre yakalanırız ki, kimse gözümüzün yaşına bakmaz. Ardından da, özür dileyip dosyayı kapatırlar.
 
Ondan sonra Ankara’ya, pirincin taşlarını ayıklamak kalır.

*   *   *

MISIR AĞIRLIĞINI KOYDU, DAVUTOĞLU TANIKLIK ETTİ...

Hamas ile El Fetih arasındaki anlaşma, tam 4 yıllık bir kardeş kavgasını bitirdi. Her kardeş kavgasında olduğu gibi, kendi kendilerine ve genelde de Filistin sorununa büyük zarar verdiler. Bölünmüşlükten en çok yararlanan da İsrail oldu.
 
Hamas, seçimleri kazandı, ancak El Fetih iktidarı onlarla paylaşmamak için elinden geleni yaptı. Hamas da, Gazze’yi kontrolüne aldı. Batı Şeria ve Cumhurbaşkanlığı, El Fetih’e kaldı.

Birbirleriyle mücadele etmekten, etkili bir muhalefet yapamadılar. Hamas, Filistin’in yaramaz, kurallara uymayan ve Washington’un terörist diye sıkıştırdığı örgüttü. El Fetih  ise, Amerika ve İsrail’in işine geliyordu. Artık alışmışlar, istedikleri gibi yönlendirebiliyorlardı.

ABD, arkasına Mübarek’in Mısır’ını da alıp, Hamas’ı Gazze’ye hapsetti. Ne yolladığı yardımlardan yararlandırdı, ne de Mısır’dan destek gelmesine izin verdi.

Şimdi yeni Mısır ortaya çıktı ve dengeleri değiştiriverdi.

Ağırlığını koydu ve iki kardeşi barıştırdı. Dahası, Gazze’ye kapılarını ve yardımları açacağını açıkladı.

Bu, son derece önemli, bölgedeki dengelerin değişeceğini gösteren bir gelişme.

Açıkçası Mısır, “Filistin sorunu benden sorulur” dedi.

Türkiye ne yaptı?

Bu defa sadece tanıklık etti. Tamamen devre dışı kalmasa dahi, Mısır’ın yanında marjinal bir pozisyonda kaldı. Aslında, bundan dolayı üzülmeye de gerek yok. Ankara her konuda  arabulucu veya sorununu çözmek için ortaya atlaması gereken bir ülke değil ki...

Hamas ile El Fetih’in anlaşması, ilerde Türkiye ve Davutoğlu’nun da işini kolaylaştıracaktır.

 

X