Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Libya yeniden uluslararası toplumda

    Deniz Altınbaş
    27.07.2007 - 17:25 | Son Güncelleme:

    Libya'da 438 çocuğa HIV bulaştırdıkları iddiası ile sekiz senedir hapis yatan bir Filistinli doktor ile beş Bulgar hemşire "kurtarıldı". İşkence zoruyla itirafta bulunduklarını ileri süren sağlık görevlileri yabancı uzmanlara göre masum. Çünkü yapılan araştırmalara göre HIV'in çocuklara bulaşması, suçlanan sağlık görevlileri henüz ülkede yokken gerçekleşmiş. Dolayısıyla, Libya'nın kendi sağlık zaafiyetinin ve yaşanan skandalın üzerini kapatmak için yabancı görevlileri suçlama yolunu seçtiği iddialar arasında.

    Libya ile Avrupa Birliği (AB) arasında konuyla ilgili olarak yıllardır bir müzakere süreci söz konusuydu. AB'nin dış ilişkilerden sorumlu komiseri Benita Ferrero-Waldner, defalarca kere Libya'ya giderek, hem mahkumların hem de bugün 56'sının hayatta olmadığı aids hastası çocukların durumlarının düzeltilmesi için çaba sarfetmişti. Gerek karşılıklı müzakereler, gerek bir takım vaatler sonucunda Libya lideri Muammer Kaddafi tutukluların affedilerek ülkelerine gönderilmesi için ikna edildi. Her ne kadar tutukluların salıverilmeleri karşılığında Libya'ya para verildiği söylentileri yalanlandıysa da, Libya Dışişleri Bakanı, Fransa ve AB tarafından HIV'li çocukların ailelerine Kaddafi Vakfı yoluyla birer milyon dolar para yardımı sağlanması konusunda anlaşma yapıldığını açıkladı.

    İlginç olan noktalardan biri, bu olayın mahkumların salıverilmesi ile son bulmaması. AB'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Komiseri Benita Ferrero-Waldner, AB ile Libya ilişkilerinde yeni bir tarihî sayfa açıldığını, artık Libya ile ticari ve siyasi ilişkilerin normalleşmeye başlayacağını söyledi. Artık Avrupa pazarına Libya'nın üretimi girebileceği gibi, eğitimden arkeolojiye kadar pek çok alanda ikili işbirliği de yapılabilecek. Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Libya'yı en kısa zamanda ziyaret etmek istediğini ve ülkedeki Amerikan yatırımlarının arttırılması gerektiğini ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, sağlık görevlilerinin serbest bırakılmasından sonraki gün Libya'ya giderek Kaddafi ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Fransa ile Libya arasında güvenlik, sağlık, göç gibi çeşitli alanlarda işbirliği anlaşmaları ile deniz suyunu içme suyuna çevirecek bir nükleer enerji projesi anlaşması imzalandı. Bu arada, Sarkozy'nin

    Akdeniz Birliği hayalinin içinde Libya'nın olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.
    Diğer bir dikkat çekici konu ise, "kurtarma" operasyonunun kahramanı ile ilgili. Bilindiği gibi müzakerelerin en son aşamasına Fransa Cumhurbaşkanı'nın eşi Cecilia Sarkozy de katıldı. Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin yıllardır süren müzakerelerin en son aşamasına dahil olarak, karısını AB Komiseri ile birlikte heyete katıp "davetsiz misafir" olarak Libya'ya göndermesi, üstelik Sarkozyler'in bir "kahraman" gibi ortaya çıkması, "AB'nin diplomatik başarısını çaldıkları" gerekçesiyle Brüksel'de rahatsızlık yarattı. Her ne kadar AB'nin çabalarının sahiplenilmesi Fransa'da bile tepkiyle karşılansa da, cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Kaddafi ile başbaşa görüşen tek delege olması ve karşılıklı güven oluşturması nedeniyle başarıyı Cecilia Sarkozy'ye yüklüyor. Üstelik Fransız Dışişleri Bakanı dururken cumhurbaşkanının, herhangi bir statüsü ve Fransa adına müzakere yapmaya yönelik hiçbir yetkisi bulunmayan karısının gitmesi özellikle muhalefetteki Sosyalistler tarafından eleştirildi. Diğer taraftan, "kişisel ilişkiler" ve "aile diplomasisi" gibi Fransa'nın "geri kalmış" ülkelerle kurduğu ilişki tarzı bir kez daha ortaya çıktı. Paris, Ruanda'da olduğu gibi, Afrika ülkeleri ile ilişkilerini şahsi düzeyde ve aile fertlerinin dahil olduğu bir şekilde yürütmüş ve bunu "normal" kabul etmişti.

    İçinde pek çok dikkat çekici mesele barındıran "Libya'daki sağlık görevlilerinin salıverilmesi" olayında kimin kârlı çıktığı ve hangi tarafın diğerini kullandığı çok açık değil. HIV bulaştıran belki de soykırımcı bir grup, Avrupa'nın rüşveti ile temize çıkarılmış olabilir. Veya, suçladığı sağlıkçıları önce idama mahkum ederek, sonra bunu müebbet hapse çevirerek, sonunda da serbest bırakarak Libya mı istediklerini elde etti? Uluslararası izolasyondan kurtulmak için 2003 yılından bu yana çaba sarfeden Libya, önce nükleer silahlanma programından vazgeçti, arkasından 1988 yılındaki Lockerbie saldırısının sorumluluğunu alarak tazminat ödemeyi kabul etti. Tutuklu bulunan Avrupalılar konusunda da geri adım atınca, ABD ile AB'den, ihtiyaç duyduğu maddi, ticari, siyasi desteği elde etme konusunda güvence aldı. Uluslararası düzeyde basit bir tutuklu salıverme hikayesinin arkasındaki gerçeklerin göründüğünden farklı olduğu dikkat çekiyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı