GeriKoray Günyaşar Ani gelişen altın günü atakları...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ani gelişen altın günü atakları...

Yazlıkları çıkardığında şortunun cebinde bulduğun banknot mutluluğu gibidir; okuldan eve gelip kapıdan içeri adımını attığın anda gelen börek kokusu ve unuttuğun “gün”...

Okuldan Kadıköy’e saat 16 sularında gelir, rıhtımdaki Yıldırım Büfe’den aldığım sosisliyi bir çırpıda mideye indirerek Moda’daki evimize tırmanırdım. Yolda belki ikinci ev “Baho”ya bağlı bir rötar mümkündü:  Pide, ayran ve bizim çocuklar.

Bu oburluğa rağmen o dönem oldukça sıska bir çocuktum; kapıdan içeri girdiğimde rahmetli babam tarafından hazırlanmış bir sandviç ve bir bardak sütü masada bulmam oldukça mümkündü. Sandviç ve süt yerine kapıdan içeri girdiğimde börek kokusu ve yüksek kahkahalar buluyorsam eğer, o zaman annemin “gün” vakti demekti. Çalışmıyor, evde ve döktürmüş… Rahmetli Hayrünnisa Teyze’nin gür kahkahaları, yine rahmetli Suat Teyze’nin ortalama bir erkekten bir kafa uzun boyu, Neco’nun şarkıları, börek, dolma, kısır, mercimek köftesi, pilav, tas kebabı ve onlarca lezzet daha… Bana çıkarılan tabak sadece “ısınma turu”… Esas ödül el ayak çekildikten sonra mutfağa dalıp kalanı hunharca mideye indirmek… Abim de hala belki o günlerden kalma bir alışkanlıkla, ocak üstünde masumca duran tencerelerin içinden yemeği mideye indirmeye bayılır.

Ani gelişen altın günü atakları...

“Gün yapma” geleneği zaman geçtikçe beklendiği üzere daha nadir görülüyor, ikindi vakti kişisel çaba ve eforla ortaya çıkan kek, kısır, börek üçlüsünün münferit performanslarında hayat buluyor. Ne var ki o günleri yaşamış, annesi tarafından “gün” yapıldığına şahit olan tüm çocukların o börek kokusu dolu ev özlemi sanırım tüm gücüyle sürüyor.  Belki özlenen, börek kokusu kılığına girmiş çocukluk olduğundan…

Bugün el emeği göz nuru pişen o yiyeceklerin yerini akşamüstü çayı yancısı olarak marketten alınan kek, gofret, kraker, kolay hazırlanan poğaça ve şarküteriden alınan dolmalar karşılıyor. Büyükşehirlerde bir komşudan mercimek köftesi ya da börek gelirse kendimizi şanslı sayıyoruz.  Çocukluğumuzun gidişi gibi ikindi vaktine damga vuran o mercimek köfteleri kayıplara karışıverdi. Tıpkı yetişkinliğimiz gibi bir ambalaja sarılı ya da hazır alınmış ürünlere teslim olmuş durumdayız.  Kendi evimde pişen kuru patlıcan dolmasını da, limonlu keki de tabii ki özledim.

Sizin şehirlerinizde “gün” adeti sürüyor mu? Akşamüstü komşular, dostlar toplanıp bir kamyon el emeği yiyecekle çayı indiriyor musunuz? İklim börek iklimi, mevsimlerden mutfak kahkahaları mı? Bana sosyal medyadan, e-posta yoluyla ya da yorumlar kısmı aracılığıyla ulaşın, yazın, anlatın. Belki kapınız çalar ve bir el mutfaktaki tüm tencereleri dolaşır…

Yorumları Göster
Yorumları Gizle