GeriHale Acun Aydın Ekolojik kamp dediğin ne ola ki?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ekolojik kamp dediğin ne ola ki?

Herkese merhabalar, bu bir ilk yazı olduğu için mini bir tanışma ile başlamak istedim söze. Ben Hale, beni Türk İşi Minimalizm olarak da tanıyanlar olabilir. Bu isimdeki önce sitemde sonra da çeşitli sosyal medya kanallarında uzun zamandır başta minimalizm ve sıfır atık olmak üzere bilgiler paylaşıyorum. Amacım herkese kendi ellerinden geldiğince neler yapabileceklerini göstermek. Lezizz’de de konumuz başta mutfak tabii ki, kendi alanım ile mutfağı olabildiğince birleştirmek ve bugün olduğu gibi deneyimlerimi anlatmak istiyorum sizlere.

Dediğim gibi bugünkü yazımda deneyimler üzerine bir şeyler paylaşacağım. Belki siz de rast gelmişsinizdir, deneyim kazanmanın eşya edinmekten daha değerli olduğu bugünlerde tartışılan hatta ne birçok kesimde de üzerinde hemfikir olunan bir konu. Biz de iki çocuklu bir aile olarak ara dönem tatilinde yeni bir yer görelim istedik ve topladık eşyaları ve mini bir tura çıktık.

Ekolojik kamp dediğin ne ola kiİlk durağımız Bilecik’in Kurşunlu köyü oldu. Burada bir ekolojik çocuk kampına katıldık. 1,5 gün süren kampta bize evini açan köy sakinlerinin evlerine dağıldık ve orada misafir olduk,  bu kısa süreyi onların hayatlarına eşlik ederek, görüp öğrenerek ve çocuklarımıza farklı bir dünyanın var olduğunu göstererek geçirdik.

Misafirlere açılacak evler için bir kural vardı ki o da evlerin doğal bir yapı malzemesi olan kerpiç ev olması. Kerpiç aslında tuğla biçiminde kalıplara dökülerek kurutulan balçık. Yani o ev bir gün iş görmediğinde evden kalan her şey doğal atık olacak (en azından dışı diyelim). Üstelik evin ısıtma ve soğutmasında az enerjiye ihtiyaç duyan, çevreci bir malzeme olması onu ayrıca değerli kılıyor. Ama günümüzde birçok kerpiç ev yerini beton evlere bırakıyor, işte bu yüzden böyle bir pozitif ayrımcılık da yapılmış.

Yemeklerimizi ise köyün eski okulu yeni Kadın Kooperatifi (Gölflanoz Kadın Girişimi Kooperatifi) olan binasında yer sofralarında yedik. Tüm yemeklerimiz köyde hiç ilaç, hibrit tohum ya da kimyasal gübre kullanılmadan bin bir çaba ile yetiştirilen ürünlerden hazırlandı. Ekolojik kampın ekolojikliği de buradan geliyordu aslında. Amaç iki taraflıydı, sadece biz ya da çocuklarımız bir deneyim kazansın değil orada yaşayanlara da bu temiz üretimi sürdürebilmeleri için bir motivasyon verebilmek ve kooperatiflerini duyurabilmekti. Zaten kısıtlı bir üretimleri var, amaçları kapasitelerince üretim yapmak ve ulaştırmak, fazlasında kimsenin gözü yok.

Seyahatin devamında Eskişehir ve Ankara’ya gittik ama orada birer şehir turisti olarak görülecekleri gördük, yenmeden dönülmemesi gereken şeyleri tattık ve döndük biraz yol yorgunluğu biraz da hava değişimi sallantılarını atlatıp günlük hayatımıza döndük.

Ama bu tarım kooperatifleri konusu oldukça değerli, nerelerde hangi kooperatifler var, kuruluş amaçları ne onu da başka bir gün daha detaylı konuşalım.

Bugünlük hoş geldim diyerek kapatıyorum yazımı.

Instagram: @turkisiminimalizm

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle