GeriGülhan Kara Gönül sohbet ister, kahve bahane
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gönül sohbet ister, kahve bahane

Kahve bir tutku, bir alışkanlık.. Kahve dostluk, sohbet, keyif... Kahveler sunumuyla içimiyle renklendi, kokulandı, çeşitlendi... Tatlılar, pastalar, kekler, çikolatalar da kahveyle buluşup içtiğimizin yanı sıra yediklerimizde kahvelendi. Bu haftaki sayfama önce kahvenin hikayesi; sonra Türk kahvesinin özellikleri ve kahveli bir tatlı tarifiyle geldim..

Önce hikayesi: Kahvenin hatırı sayılır bir içecek olması da onun ağırlığını, önemini hatırlatıyor bize. Yemen’den gelişi, keyifli içimi için özel fincanlar üretilmesi, sıcak külde bakır cezvede usulünce pişirilmesi; az, orta, çok kavrulmuş çekirdekleri, sade, az şekerli, orta, çok şekerli damak tadı seçenekleriyle kahve müthiş bir kültür. Hele Türk kahvesi, yani Türk usulü pişirilen çekirdekleri Yemen’den gelen kahve sıkı sıkıya sahip çıkmamız gereken bir kültür. Osmanlı’nın Avrupa’yı fetihlerde Viyana’ya kadar götürdüğü kahve çuvallarından günümüze döndüğümüzde nasıl bir popüler kültürün temellerini attığımızın ve dünya ya armağan ettiğimizin farkında mıyız acaba?

Kahve de, kakao gibi ağaçta yetişen yuvarlak meyveleri olan bir bitki.  Kuru Kahveci Mehmet Efendi ve Oğulları’nın web sayfasında şöyle tanımlanıyor: “Yasemin gibi kokan beyaz renkli çiçeği, kiraza benzeyen kırmızı meyvesi ile kahve bitkisi 10. yüzyılda Habeşistan (Etiyopya)'da keşfedildi. O dönemde, meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve "sihirli meyve" olarak adlandırılıyordu. Kahve bitkisinin ünü yayılınca, yüzyıllar boyu sürecek yolculuğu da başladı.” Kakao çekirdekleri de önceleri Aztekler tarafından kaynatılarak suyu içiliyordu.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1543'te, Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul'a getirir. Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini alır. Saray görevleri arasına bir de "kahvecibaşı" eklenir. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline gelir. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişirilmeye başlanır.

Venedikliler, Fransızlar, Viyanalılar, kısaca bütün Avrupa kahveyle Türkler sayesinde tanıştı ve kahveyi Türk usulü pişirerek içmeyi öğrendiler.

Günümüze geldiğimizde ve şöyle bir çevremize baktığımızda İtalyan ve Amerikan kahve markalarının, kafelerinin hızla yaygınlaştığını ve gençliğin çok ilgi gösterdiğini görüyoruz. Türk kahvesinin, makinelerle hazırlanan İtalyan, Fransız ve Amerikan usulü kahvelere göre daha zor, uğraştırıcı ve özen isteyen bir yöntemle hazırlanmasından dolayı tahminimce bir ara Türk kahvesini neredeyse kaybetme noktasına gelmiştik. “hazır kahve” tabir edilen ve sıcak suyla hızlıca hazırlanan kahvelerin ülkemize girdiği ve tüketiminin hızlıca arttığı yıllarda (80-85’li yıllar) Türk kahvesi evlerden bile uzaklaşmıştı. Kahvemizin kıymetini bilmemiz gerektiği yönünde 2000 li yıllarda yazılar yazılıp, gazeteci gurmeler durumun önemini hatırlatınca yeniden kendimize geldik. Eminönü’ne her indiğimde Kuru Kahveci Mehmed Efendi’nin dükkanı önünde sıraya girip veya halen odun ateşinde kahve kavuran Nuri Toplar'dan 100 gr orta kavrulmuş kahve almadan geçmiyorum.

Kahve gerçekten de bir keyif içeceğidir. Yudum, yudum, hatta höpürdetilerek içilmesi adettendir. Ayıp sayarlar ama ayıp değildir. Bilakis kahveyi höpürdeterek içtiğinizde kokusunu, aromasını, tadını, kalitesini daha iyi anlarsınız.

Kahve, görücüye çıkan genç kızın elleri titreyerek pişirdiği en özem ve en önemli ikram içeceğidir. Kahve, yorgunluk içeceğidir. Kahve, sohbet içeceğidir. Moladır...

Kahve, “kahve altı”ndan sonra kuşluk vaktinin içeceğidir. Velhasıl kahve cezvesiyle, fincanıyla, yanında lokumuyla her zaman özeldir.

TÜRK KAHVESİNİN ÖZELLİKLERİ

Dünyanın en eski kahve pişirme yöntemi.Köpük, kahve ve telveden oluşuyor. Yumuşak ve kadifemsi köpüğü sayesinde tadı ve kokusu uzun süre damakta kalıyor. Birkaç dakika süresince şekli bozulmadan kalabilen bu leziz köpüğü sayesinde, fincanda uzun süre sıcak kalabilen Türk kahvesi, ince kenarlı fincanda sunulduğu için, diğer kahvelere göre daha yavaş soğur ve daha uzun süren bir kahve keyfi sunar. Yoğun kıvamı ve aromatik yapısı ile ağızdaki lezzet tomurcuklarını aşırı uyararak hafızada yer eder. Kendine özgü enfes kokusu ve özel köpüğü ile diğer kahvelerden kolaylıkla ayırt edilebilir Kahve tutkunları tarafından, kaynatılarak içilebilen tek kahve olarak kabul edilir. Çünkü diğer tüm yöntemler belli derecelerdeki sıcak sularla kahvenin demlenmesi ya da özünün çıkarılması, filtre edilmesi yöntemiyle hazırlanır. Geleceği anlatmak, yani fal bakmak için kullanılan tek kahvedir. Eşsizdir, çünkü kahvesi yani telvesi fincanın içinde durduğu halde içilebilen kısmı filtre edilmiş gibi durudur. Şekeri, tercihe göre pişirilme sırasında ilave edildiğinden diğer kahveler gibi sonradan tatlandırılmasına gerek kalmaz. Sabah mahmurluğunuzu hızlıca üzerinizden atmak, çabuk uyanmak ve bütün günü aynı uyanıklıkla geçirmek istiyorsanız, üşenmeyin kendinize bir fincan sade Türk kahvesi pişirin ve afiyetle için.

Türk kahvesi nasıl pişirilir?

Geniş tabanlı, dar gövdeli dövme bakırdan bir cezveye 2 fincan içme suyu konur. Her bir fincan başına 1 kahve kaşığı dolusu Türk kahvesi konur. Az şekerli olacaksa her fincan başına yarım kesme şeker, orta şekerli olacaksa fincan başına 1 kesme şeker, şekerli olacaksa 1.5 kesme şeker eklenir. Şöyle bir kez karıştırılıp kaşık içinden alınır ve kısık ateşte pişmeye bırakılır. Tekrar karıştırılmaz.Üzerinde oluşan köpük kenarlardan hafifçe kabardığında cezve alınır fincanlara yarım yarım pay edilir. Bir kez daha ateşe konur ve tekrar köpük kabartılıp hemen fincanlara doldurulur. Yanında birer bardak soğuk su ve varsa birer lokumla ikram edilir. Soğuk havalarda fincanları bir kez sıcak suyla çalkalayarak ısıtırsanız kahveleriniz çabuk soğumaz.

Kahveden önce su içeriz ki damağımızı temizleyelim, kahvenin tadını daha iyi alalım diye.

Günde bir fincan kahve iyidir!

Nefes açıcıdır. İyi bir antioksidandır. Konsantrasyonu arttırır, zihin açıcıdır. Sıradan baş ağrılarına iyi gelir. Unutkanlık ve Parkinson riskini azaltır.

Ve kahveli sütlü çok kolay çok hafif nefis tatlı....

Gönül sohbet ister, kahve bahane

Hazırlama süresi: 10 dakika

Pişirme süresi: 15 dakika

4 kişilik

Malzemeler:

4 su bardağı süt

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı irmik

1 paket vanilya

1 çay kaşığı (kuru) Türk kahvesi

1 çay bardağı filtre kahve (soğuk veya sıcak fark etmez)

Yapılışı:

Sütü bir tencereye koyup şeker ve irmiği ilave edin. Orta ateşte devamlı karıştırın. Kaynamaya başlayınca filtre kahveyi, Türk kahvesi ve vanilyayı ekleyin.

Birer porsiyonluk cam veya porselen servis kaselerini suyla ıslatın. Tatlı koyulaşıp muhallebi kıvamını alınca kaselere doldurun. Soğuduktan sonra 1-2 saat kadar buzdolabında bekletin.

Kaseleri düz tabaklara ters çevirip tatlıları çıkarın ve soğuk servis yapın. Afiyet olsun...

Instagram: @chefgulhankara

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle