Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Levent Kırca ve Son

<B>EFSANE </B>gazeteci <B>Abdi İpekçi </B>haber toplantılarında o günkü gazete ile ilgili eleştirilerini yaparken beğenmediği bir haber için hep şöyle derdi:

‘‘Bu haberi genç muhabirlere kötü haber örneği olarak okutun. Bundan daha kötü bir haber yazılamaz diye...’’

Bazen bu haber çok ünlü bir gazetecinin kaleminden çıkmış da olurdu. Söylemeye utanırdık.

Levent Kırca'nın ‘‘Son’’ filmini izlerken ister istemez Abdi İpekçi'nin bu sözlerini anımsadım.

Levent Kırca'nın filminin senaryosu da sanırım sinema eğitimi gören öğrencilere en kötü senaryo örneği olarak okutulabilir.

Nedense bizim Türk filmlerinin en zayıf yanı senaryolarıdır.

Zaten başarı kazanan Türk filmlerinin hepsi senaryoları sağlam bir öyküye dayananlardır.

‘‘Son’’ gerçekten büyük emeklerle hazırlanmış.

Levent Kırca filminin iyi olması için maddi manevi elinden gelen her çabayı göstermiş.

Ama kopuk kopuk öykülerden oluşan ve tutarsızlıklarla dolu senaryo yüzünden film bana göre başarıyı yakalayamamış.

Seyir sırasında izleyicinin sık sık gülmesi filmi ‘‘Olacak O Kadar’’ın sinema uyarlaması düzeyinden kurtaramıyor.

* * *

Bizim magazin servisindeki arkadaşlarımızın edindiği bilgiye göre filmin gişe hasılatı üçüncü haftanın sonunda gayet iyi.

Sanırım seyirciyi salonlara Levent Kırca-Oya Başar ikilisi ile öteki oyuncuların ünü çekiyor.

Levent Kırca her şeyi kendisi üstlenmese, iyi bir öyküyü usta bir senaristin elinden geçirtse kuşkusuz verdiği emek ve harcadığı para ile çok daha iyi bir film seyrettirirdi bize.

Kırca çok iyi bir tiyatrocu, usta bir komedyen ama yönettiği ‘‘Son’’ filmi başarılı bir yapıt değil.

Ancak ‘‘Son’’ usta aktörün bundan sonra daha iyi filmler yapmayacağının ölçüsü olmaz. Olmamalı da.

Çünkü Kırca hırslı bir insan, başarmak onun işi. Bence sinemada ısrar etmeli.

‘‘Son’’dan sonra yapacağı çalışmaların çok daha başarılı olacağına eminim.

Sinema için güzel rakamlar

2001 Türkiye ve Türk halkı için her açıdan bir yıkım yılı oldu.

Ekonomik kriz halkımızın yaşamını altüst etti. Özellikle dar gelirli insanlarımız geçim sıkıntısı içinde inim inim inlediler. Hálá da inliyorlar.

Ama sinema dünyasında 2001'e ait rakamlar inanılmayacak kadar olumlu.

Geçen yıl sinema seyircisi sayısında bir yıl öncesine göre 8 milyonluk bir artış olmuş.

2001'in bütün olumsuzluklarına karşın 28 milyon insan sinemaya gidip film izlemiş.

Gerçi 70 milyonluk Türkiye'de 28 milyon sinema seyircisi (yaklaşık 3 kişiye bir bilet düşüyor) pek iyi bir rakam değil ama 2001'deki zorlukları düşünürseniz yine de inanılmaz.

Hele on, on beş yıl öncesine göre müthiş bir iyileşme var.

O yıllarda İstanbul'da bile parmakla sayılacak kadar azalmıştı sinema sayısı.

Anadolu'nun pek çok ilinde ise bir tek sinema salonu yoktu.

Oysa bugün Türkiye'de 410 sinemada 889 salon, 177 bin 631 koltuk var.

Aslında bu rakamlar da yeterli değil ama televole sürecinden geçen Türkiye için yine de umut verici.
X