Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Leonard Cohen büyüledi...

Çarşamba günü İstanbul’da olağanüstü keyifli bir konser vardı; Leonard Cohen!!

Müzisyen, söz yazarı, şair ve şarkıcı. 78 yaşında ama hala çok karizmatik ve hala çok güzel bir sesi var. Hiç detone olmadan, şova ihtiyaç duymadan elinde gitarı, siyah takım elbisesi ve tabii ki alamet-i farikası fötr şapkasıyla daha ilk şarkıda herkesi mest etti; “Dance me to the end of love”...
Sahne her zamanki Cohen konserleri gibiydi. Kadife sandalyeler, yerde halılar, jilet gibi giyinmiş orkestra elemanları ve vokalistler...
Kronik bir depresif olan Cohen’e lise yıllarımdan beri neden bu kadar hayran olduğumu düşündüm konserdeyken. Galiba asıl neden onun düzene başkaldıran protest bir aydın olması ve bunu da şarkılarına yansıtması. 1961 yılında ABD-Küba gerginliğinde Küba’ya yerleşmesine ve Che Guevara sakalı bırakmasına çok hayran olmuştum. Hep demokrasiden bahsetmesi, Amerikalıların depolitize olmalarını ve dünya sorunlarına duyarsızlaşmalarını anlatması onu diğer sanatçılardan keskin bir çizgiyle ayırıyordu. Cohen’i sahnede izlerken kah hüzünlendik, kah keyiflendik ama unutulmayacak bir üç buçuk saat yaşadık.
Efsane sanatçının sahneden inerken son sözleri: “Ülkenizde barış olması için dua edeceğim “ oldu. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek konserden çıkarken hepimizin gözleri buğuluydu ve biraz da düşünceliydik...
 
GRİNİN ELLİ TONU
 
Temmuz ayında Newyork’da hangi kitapçıya girsem kasada, kuyrukta her yerde ellerinde gri kapaklı bir kitap, yüzlerinde hafif bir gülümseme olan kadınlar görüyordum. Cafelerde, metrolarda hatta otobüslerde, herkesin elinde bu kitap. Allah Allah dedim, birşeyler oluyor, benim haberim yok.
Sonra New York’da yaşayan bir arkadaşıma sorunca beni aydınlattı : “ Fifty Shades of Grey” dünyayı kasıp kavuruyormuş. 40 milyon adet satmış! Kadınlar bu kitabı okuyup sonra da kendi aralarında uzun uzun tartışıyorlarmış. Erkekler baş karaktere benzeyebilmek için kırk takla atıyorlarmış.
Çok merak ettim. Hemen ilk işim Barnes & Noble’a gidip kitabı almak oldu. Sabah başladım okumaya, akşama bitmişti. Aslında özünde hikaye benim küçüklüğümün beyaz dizilerini andırıyor:
Milyarder bir işadamı olan Christian Grey ve saf bir edebiyat öğrencisi olan Anastasia Steel arasında geçen tutkulu bir ilişki kitabın konusu. Grey çok zengin, yakışıklı, çapkın, ele avuca sığmaz gözde bir bekar. Anastasia saf ve güzel. Grey’in saf Anastasia’ya aşık olması erotik bir dille anlatılmış. Kitap kesinlikle edebi bir eser değil. Sabun köpüğü gibi, çok fazla tekrar var. İkinci ve üçüncü kitapları da okudum, onlar da ilki kadar sürükleyici değiller. Peki o zaman neydi bu kitapların sırrı? Nasıl oldu da milyonlarca sattılar?
Kitabı okuyan arkadaşlarımla da konuştum. Hepsi de eğitimli, çok üst düzey işlerde çalışan aklı başında kadınlar. Herkesin ortak fikri şu oldu:
Grey’in güçlü karakteri, kıza yaptığı pahalı jestler, süprizler, seyahatler, helikopterle yemeğe gitmeler tekdüze hayatlara renk getirdi. Aslında Grey her kadının hayalindeki erkek figürü, onun gibi güçlü bir karakterin saf Anastasia’ya aşık olup dize gelmesi herkesi çok etkiledi.
 
Sonunda anladım ki umutsuz ev kadını sendromu Newyork’da Madison Avenue’da Barney’s mağazasının cafesinde kitabı büyük bir iştahla okuyan kadında da var, İstanbul’da ayda milyonlar kazanan finans uzmanında da. . . Bunun eğitimle, yaşam tarzıyla, özgürlükle, parayla pulla ilgisi yok.
 
Zaten son aylarda tartışılan “Kezban” konusu da bunun sonucu değil mi sizce? Çok meşhur bir sanatçımız, herkes tarafından tanınıyor, seviliyor. Oynadığı filmler ödül üzerine ödül alıyor. Ama eminim ki basına alyansını gösterirken yaşadığı gururu hiçbir ödülü alırken hissetmemiştir. Söz konusu, hayallerindeki o romantik, genç ve yakışıklı erkeğe kavuşmak olunca cümle aleme karşı yaşadığı galibiyetin hissiyatı elbet farklı oluyordur. . .
 
Bu arada romanın Türkçesi de geçtiğimiz çarşamba günü “ Grinin Elli Tonu” adıyla çıktı. Kitap Türkiye’de de çok satacak gibi görünüyor. Filmi ise ayrı bir merakla bekleniyor. Karizmanın idolü haline gelen Grey’i kimin canlandıracağı da çok önemli !! Hollywood’da kulisler son hız devam ediyormuş.
X