"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

LeBron James’in sırrı, Michelle Obama’nın sevinci

Londra Olimpiyat izlenimlerine devam...

Önceki gün ABD-Fransa, İspanya-Çin (97-81) basketbol maçlarını izledim Olympic Park’ta...
Amerika’nın NBA yıldızları antrenman yaptı, 98-71 yendi Fransa’yı.
Kobe Brynt ve LeBron James maçın ikinci yarısı oyuna bile girmedi. Dünya Şampiyonası’nda bizim de canımıza okuyan Kevin Durant 22 sayı yaparak tek başına yetti Fransa’ya...
Oyunda olmamalarına rağmen bütün gözler Kobe Brynt ve LeBron James’in üzerindeydi. Yıldız oyuncu olmak böyle bir şey. Tam benim önümdeydiler maç boyunca...
Bu arada LeBron James’in bir sırrını fark ettim, takım için kenara konulan su şişelerini aldığında ilk yaptığı şey şişenin etiketini çıkarmak oluyor.
Önce etiketi çıkarıyor, sonra şişeyi kafaya dikiyor.
Nedeni açık... Bilmediği bir markanın suyunu içerken fotoğraf vermek istemiyor.
Milyon dolarlık yıldızlar bunlar, attıkları her adım para, üstelik büyük reklam anlaşmaları yapıyorlar.
Farklı bir markayla tek bir kare fotoğraf vermemek için de böyle dikkat ediyorlar.
Daha 15 gün önce Coca Cola’yla anlaşması olan Brezilyalı futbolcu Ronaldinho basın toplantısına Pepsi’yle çıktığı için 20 milyon dolarlık anlaşmadan olmuştu.
ABD-Fransa maçını izleyenler arasında ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama da vardı, karşı tribündeydi.
Maç sonrası bütün basketbolcular Michelle Obama’nın yanına gitti.
Michelle Obama da sevincini tüm ekibin boynuna tek tek sarılıp, öperek gösterdi.
Seçim yatırımı deyip geçilemeyecek kadar sıcaktı Michelle Obama’nın tavırları.

Avrupa standartlarında duble yollar istiyoruz

Bu hükümetin en çok gurur duyduğu işlerinin başında duble yollar geliyor.
Gerçi bir süredir Başbakan grup toplantılarında ve konuşmalarında haritalar gösterip “Duble yollarla ördük ana yurdu baştan” demiyor ama Ak Parti’nin her fırsatta bu konuyla guru duyduğu malum...
Peki yapılan duble yollar duble yol mu?
Bodrum’a doğru bir inin bakalım ya yollar çukur ya sıcaktan çatlayıp açılmış ya da her taraf yama içinde. Ve her sene olduğu gibi bitmeyen bir yol bakım çalışması...
Asfaltlar o kadar kötü ki her yıl bakım yapılıyor. Bu yüzden duble yollarımız var ama ya gidiş ya geliş yönü hep bir yerlerde kapalı.
Trafik kontrollü olarak sağlanıyor.
Geçen hafta yaklaşık 1500 kilometre yol yaptım, çoğu da Batı Trakya’da...
O ekonomisi battı dediğimiz, burun kıvırdığımız Yunanistan’ın duble yollarını görünce utandım.
İstanbul’dan Edirne’ye kadar tangur tungur gidiyorsunuz. Hele Tekirdağ-İpsala arası tam bir rezalet. Arabayla sarsılmadan, çukurlara girmeden, yamalarda zıplamadan, çatlaklara düşmeden 1 kilometre yol almak mümkün değil.
“İstanbul’u terk edin tatile çıkın” diyen Karayolları Müdürü’nü ceza olarak her gün Tekirdağ-İpsala arasında götürüp getirmek lazım. Mide bulantısından kusmazsa, böbrek taşını düşüreceği kesin...

BU AYIP TÜRKİYE’YE YAKIŞMIYOR

Üstelik burası Türkiye’nin Avrupa’ya açılan yolu... Avrupa’dan gelen turiste Türkiye’de bu korkunç yolla hoş geldin diyoruz. Peki İpsala’dan çıktıktan sonra?
Sanki sihirli bir el dokunuyor, duble yollar bir anda değişiyor, çukurlar, yamalar yok oluyor, Yunanistan tarafında jilet gibi bir yol karşınıza çıkıyor. Hiç sarsılmadan yağ gibi kayıyorsunuz yolun üzerinde.
Bu manzarayı gördükten sonra içime sindiremiyorum, kabul edemiyorum.
Nasıl 500 metre arayla bu kadar uçurum olabilir? Yunanistan iyi yol yapıyor da biz neden yapamıyoruz?
Karayolları’nın bu kötü hizmetine daha ne kadar katlanacağız?
Yunanistan araba kullandığım ilk ülke değil, Hırvatistan’da, Portekiz’de, İngiltere’de, İspanya’da, Amerika’da hatta Tayland’da bile duble yol kalitesi bizden iyi...
Peki biz neden bu yolları yapamıyoruz?

Filenin de kalbimizin de sultanları

Filenin sultanlarının gruptaki ilk maçını salonda izledim. (Birazdan da Çin maçını izleyeceğim.)
Brezilya’yı o kadar küçük hatalarla elimizden kaçırdık ki maç sonrası tribünde biz, sahada kızlar kahrolduk.
2-1 gerideyken ve herkes maçı 3-1 Brezilya’nın almasını beklerken kızlar seyircinin de desteğiyle (televizyona yansımamış olabilir ama vallahi sesimiz kısıldı) müthiş bir dördüncü set oynadı ve 7-8 sayı geriye düştükleri seti almayı başardılar.
Son seti verince 3-2 yenildiler.
Olsun...
Bizim kadın voleybol takımı seyircinin gönlünde taht kurmuş durumda.
Olimpiyatlara da müthiş başladılar, bir kez daha herkesin sevgisini kazandılar, maç sonrası kazanmış gibi bağrına bastı seyirci Filenin Sultanları’nı...
Ben son yıllarda hiçbir maçta bu kadar coşmamıştım.
Şimdi yeniden coşmaya salona gidiyorum. Maçın başlamasına yarım saat kaldı...
“Haydi kızlar haydi kızlar haydi, tam zamanı tam zamanı şimdi” diyerek ben kaçtım huzurlarınızdan.
Not: Brezilyalı taraftarla yan yana izledik maçı. Müthiş heyecana rağmen ne bir gürültü ne bir sataşma ne de en ufak bir tatsızlık... Onlar bizimle, biz onlarla fotoğraf çektirdik. Brezilyalılar Türk bayrağı salladı, biz Brezilya bayrağı... Yensen de yenilsen de spor böyle
olunca güzel.

X