Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ''Lazerle göz çizdirme'' yöntemine dikkat

    Hürriyet Haber
    11 Ekim 2003 - 12:40Son Güncelleme : 11 Ekim 2003 - 12:40

    Halk arasında, ''lazerle göz çizdirme''olarak bilenen ''Lasik'' yöntemiyle göz sinirlerinin tahrip olduğu, bunun da göz kuruluğundan retina erimesine kadar birçok soruna yol açtığı bildirildi.

    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Bilgihan, halk arasında ''laserle göz çizdirme'' olarak bilenen ''lasik'' yönteminin sakıncaları hakkında bilgi verdi.

     

    Prof. Dr. Bilgihan, laserle kırma kusurlarının düzeltilmesi uygulamasının son yıllarda Türkiye'de sıkça uygulanan bir tedavi yöntemi haline geldiğini, günümüzde gerek kamu gerekse özel sağlık kuruluşlarında uygulanan laser tedavisiyle pek çok kişinin, gözlük kullanmadan iyi bir görme seviyesine kavuşabildiğini söyledi.

     

    Türkiye'de, laser uygulamaları arasında en çok tercih edilen yöntemin ''Lasik'' yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgihan, ancak, son yıllarda keşfedilen ''konfokal mikroskop'' ile yapılan incelemelerde sanılanın aksine, lasik yöntemi uygulanan hastaların kornea sinirlerinde ve hücrelerinde kalıcı hasarların meydana geldiğinin açığa çıktığını bildirdi.

     

    Prof. Dr. Bilgihan, ''Ameliyat sonrası dönemin ağrısız olması ve görmenin çok hızlı düzelmesi bu yöntemin en önemli avantajları olarak kabul ediliyordu'' diye konuştu.

       

    ''KORNEADAKİ DUYU SİNİRLERİ KESİLİYOR''

       

    Günümüzde onbinlerce Lasik ameliyatı yapmış olan ve Lasik yönteminin öncüsü kabul edilen Dr. Pallikaris'in bile başka yöntemler araştırdığını vurgulayan Prof. Dr. Bilgihan, yöntemin uygulanışını şöyle anlattı:

     

    ''Korneanın en üst bölümünde epitel adını verdiğimiz, kalınlığı yaklaşık 50 mikron olan ve kendini yenilediği için laser öncesinde kaldırılması gereken bir tabaka mevcuttur. Lasik yönteminde mikrokeratom adı verilen cihazlar kullanılarak korneadan 120-130 mikron kalınlığındaki bir tabaka kaldırılıyor. Bu cihazlar daha inceyeayarlandıklarında korneayı parçalıyor ve zarar veriyor. Yani Lasik uygulanırken epitelin altındaki 70-80 mikron kalınlığında bir parça istenilmediği halde kaldırılmakta ve bu işlem sırasında korneadaki duyu sinirlerinin çok büyük bölümü de kesiliyor.''

      

    YAN ETKİLERİ

       

    Lasik cerrahisinde sinir liflerinin kesilmesi nedeniyle hastanın ameliyat sonrasını ağrısız geçirdiğini, ancak kesilen sinirlerin zamaniçinde tamamen iyileşmediğini belirten Prof. Dr. Bilgihan, bu hastaların önemli bir bölümünde en hafifi göz kuruluğu olmak üzere pekçok şikayetlerin açığa çıktığını kaydetti.

     

    Lasik'in, en korkulan yan etkilerinden birinin, ameliyat sonrası geç dönemlerde ortaya çıkan kornea erimesi (ektazi) olduğunu ifade eden Bilgihan, şunları söyledi:

     

    ''Bu, hastayı kornea nakline götürür ve yüksek dereceli miyoplara uygulandığında daha sık gözlenir. Sebebi tam olarak açıklanmamakla birlikte, konfokal mikroskop ile yapılan incelemeler Lasik uygulanan hastaların kornea hücrelerinde özellikle de laser yapılmış olan bölgelerde yüzde 40'a varan oranlarda azalma olduğunu açığa çıkartmıştır. Korneasında erime gelişen hastaların görme seviyeleri zaman içinde azalmakta ve gözlük numaraları giderek yükselmektedir. Bunun yanında yapılan klinik araştırmalarda, Lasik sonrasında hastalardaki gece görme şikayetlerinin ve kontrast görme azalmasının diğer yöntemlere göre daha fazla olduğu da belirlenmiştir.''

     

    LASİK'E KARŞI LASEK

        

    Bu bilimsel saptamalara rağmen, lasek yönteminin yaygınlaşmadığınıbelirten Prof. Dr. Bilgihan, Lasik'e göre çok daha az risk taşıyan ve daha iyi görsel sonuçlar veren ''Lasek'' yönteminin ise çeşitli nedenlerden dolayı yaygınlaşmadığını söyledi.

     

    Prof. Dr. Bilgihan, Lasik'e karşı, uygulanan Lasek yönteminde korneadaki duyu sinirlerinin kesilmediğini bildirdi.  

     

    Prof. Dr. Bilgihan, lasek yönteminde, kornea yüzeyindeki epitel tabakasının, alkol içeren özel bir solüsyonla yıkayarak kaldırıldığını, ardından da ''excimer laser ile gözlük numarasının düzeltildiğini ve epitel tabakasının yeniden yerine kapatıldığını anlattı.

     

    Lasik'teki yan etkilerin, Lasek yönteminde yaşanmadığına işaret eden Prof. Dr. Bilgehan, göz kuruluğunun Lasek sonrasında daha az olduğunun saptandığını kaydetti.

     

    Yüksek dereceli miyopların Lasek yöntemi ile tedavilerinde elde edilen sonuçların da Lasik'den daha iyi olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgihan, ''Yüksek miyoplarda uygulanan Lasek yöntemi sonrasında korneada erime riski yoktur, elde edilen görsel sonuçlar ise Lasik'tendaha iyi bulunmaktadır'' dedi.

     

    Lasek uygulanan hastalarda görmenin yavaş yavaş arttığını, bununlaberaber, hastaların 1. haftada çok büyük bölümünün araba kullanabil kadar iyi bir görme seviyesine kavuştuklarını dile getiren Prof. Dr. Bilgihan, bu hastaların 4 gün süreyle her gün hekimitarafından kontrol edilmesi gerektiğini, daha sonra 1. ayda ve 3. aydada kontrollerin devam ettiğini anlattı.

     

    Prof. Dr. Bilgihan, ''Lasek'in tercih edilmemesinin nedenleri arasında, ameliyat sonrası 2,3 gün süreyle hastalarda batma yanma sulanma gibi şikayetlerinin olması ve hastaların sık kontrol edilme gerekliliği olabilir'' dedi.

     

    ''KARTAL GÖZÜ'' KARMAŞASI

       

    Prof. Dr. Bilgihan, ''kartal gözü'' olarak bilinen ve ''kartaldan daha iyi görme seviyesi'' vadeden ameliyat yöntemi hakkında da bilgi verdi.

     

    Bu yöntemden hastaların zarar görebilme riskleri bulunduğunu kaydeden Bilgihan, bu tedavi yönteminin araştırma aşamasında olduğunu,küçük ve gönüllü hasta gruplarına uygulandığını bildirdi.

    Operasyonun uzun dönem sonuçlarının henüz bilinmediğine işaret eden Bilgihan, hastaların bir bölümünde sorunların, laser öncesine göre daha da arttığını bildirdi.

     

    Prof. Dr. Bilgihan, ''Kısaca emekleme aşamasında olan bir tedavi yöntemidir ve Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde rutin uygulamaya girmemiştir, Amerika'da da henüz sağlık dairesinden onay almamıştır'' dedi.

     

    Bu yöntemin uzun dönem sonuçları tüm dünyadaki göz hekimleri tarafından dikkatle beklenirken, yöntemin risklerini hastalara anlatmadan, sadece başarılı taraflarını gündeme getirerek reklam amaçlı olarak kullanılmasının doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bilgihan, ''Biz akademisyenlerin en önemli görevlerinden biri de sağlık konusunda medyada çıkan haberlerin incelenmesi ve bilimsel gerçeklerin halkımıza tüm açıklığı ile anlatılmasıdır'' diye konuştu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı