Teknoloji Haberleri

TEKNOLOJİ

    Laptop'ların sonunu getirecek mi

    Hürriyet Haber
    19.05.2010 - 11:28 | Son Güncelleme:

    Dünyanın önde gelen teknoloji devlerinden biri olan ve ABD'nin en büyük bilgisayar üreticisi olan Dell, aynı başarıyı Türkiye'de de göstermek niyetinde. Bugün için Türkiye pazarında bulunduğu konumu yeterli görmeyen Dell, Avrupa bölgesinde Türkiye'yi merkez üssü seçerek Türkiye IT pazarında "ben de varım" demek istiyor. Özellikle servis alanına 3 milyon dolarlık bir yatırımda bulunan Dell, “yerinde destek” garantisiyle rakiplerini bir hayli güç durumda bırakacak gibi. Dell Türkiye Ülke Temsilcisi ve Dell Gelişen Avrupa Bölge Servis Direktörü Murat Mediceler ile Dell olarak Türkiye'de gerçekleştirdikleri proje ve yatırımları ve son zamanlarda yıldızı iyice parlayan iPad'lerin laptop'ların sonunu getirebilme ihtimalini konuştuk.

    seozturk@hurriyet.com.tr

    - Dell dünyanın en büyük bilgisayar üreticilerinden biri. Şu an ABD ve dünya genelinde Dell'in durumu nedir?

    Dell, ABD’nin en çok satan bilgisayar firmaları listesinde genellikle ya birinci ya da ikinci sıradadır. Dünya geneli derseniz de bu tablo çok farklı değil.

    -  Dell’in Türkiye’deki satışları ne durumda? Türkiye pazarının ne kadarı Dell’in elinde bulunuyor?

    Dell’in dünyadaki durumuyla karşılaştırıldığında, Türkiye'de istenilen konumda değil. Ancak son iki yıldır Dell, Türkiye’ye ciddi yatırımlar yapmaya başladı. Dell olarak şunu çok iyi biliyoruz ki, IT sektörünü baz alacak olursak EMEA bölgesinde (yani Ortadoğu, Avrupa ve Afrika'da) en büyük olmak için öncelikle Rusya ve Türkiye’deki büyük oyuncuların arasında yer almak gerekiyor. Bu işe önce kadromuzu genişleterek başladık ve şu an için Dell olarak 25 kişilik bir kadromuz var. Artık Dell’in birçok fonksiyonunu Türkiye’den yönetmeye başladık. Benim iki görevim var: Dell’in Türkiye Ülke Temsilcisi olarak çalışmakla beraber, aynı zamanda Dell’in gelişen Avrupa bölgesinden sorumlu servis yöneticisiyim. Bu gelişen Avrupa bölgesi 32 ülkeden oluşuyor. Ben servis tarafına bakıyorum, kişisel ürünlerden sorumlu pazarlama müdürü de yine İstanbul’daki ofisimizde bulunuyor ve bunun gibi 5-6 kişilik bir ekip doğrudan Türkiye üzerinden bu bölgeyi yönetiyor. Yani gelişen Avrupa bölgesi söz konusu olduğunda Dell’in Türkiye’yi merkez üssü olarak seçtiğini rahatça söyleyebiliriz. Bu yapılanmayla beraber geçtiğimiz yıla oranla server (sunucu) pazarında yaklaşık 2,5 kat büyürken, masaüstü ve dizüstü bilgisayar tarafında da 3,9 kat büyüdük. Şu an için Dell, Türkiye pazarının %4-5’lik bir kesimini elinde bulunduruyor.

    - Bilgisayarları satmak kadar satış sonrası destek de oldukça önemli. Dell bu anlamda Türkiye’de servis ağlarına yatırımda bulunuyor mu?

    Selim ÖZTÜRK'ün röportajı hurriyet.com.tr

    Dell, son yıllarda sadece servis için yaklaşık 3 milyon dolarlık bir yatırım yaptı. Aslında Dell, servis standartları açısından Türkiye standartlarının üstüne çıkmış durumda. Türkiye’de satılan bütün ürünler yerinde destek garantisiyle satılıyor.

    - Yerinde destek garantisinden ne anlamalıyız?

    Bizim ücretsiz bir telefon destek hattımız var. Müşteri bir problem olduğu zaman bu hattı arıyor. Bu hatta biz özel bir sistemden faydalanıyoruz ve bu şekilde telefonla gelen problemlerin yüzde 70’ini telefon desteğiyle çözüyoruz. Zaten telefonla gelen problemlerin birçoğu donanımsal olmaktan ziyade yazılımsal nitelikte bulunuyor. Telefonda bu gibi sorunları çözmeye çalışıyoruz; çözemediğimiz durumlarda, örneğin ürünün bir parçasının değişmesinin gerektiği durumlarda, parçayı kendi yedek parça stoğumuzdan alarak doğrudan müşterinin adresine gönderiyoruz ve orada değişim işlemini gerçekleştiriyoruz. Yani arızalı ürün müşterinin evinden hiç çıkmıyor. Yerinde destek garantisi sayesinde ciddi bir müşteri memnuniyeti kazanmış durumdayız.

    - Müşteri bu sayede haftalarca ürünlerinin iadesini beklemekten de kurtuluyor, değil mi?

    Kesinlikle… Müşteri servise ürününü verdiğinde belki 2 hafta ve daha üzeri bir süre o ürünlerinden mahrum kalabiliyor. Oysa biz yerinde destek garantisi sayesinde sadece 1-2 gün içinde müşterinin arızalı ürününü evinden hiç çıkarmadan servis desteği sağlıyoruz. Bu da bekleme süresini haliyle oldukça kısaltıyor.

    - Rakiplerinize göre servis alanında ne durumdasınız?

    Bizim gibi Türkiye’nin tamamında yerinde destek garantisi uygulayan bir rakibimiz şu an için yok. Örneğin bir bankanın bakım sözleşmesi vardır veya bunun gibi bir proje kapsamında yerinde destek servisini kullanan rakiplerimiz vardır; ancak bir ev kullanıcısına 81 ilde yerinde destek sunan bir rakibimiz yok. Bir de şu noktayı atlamamak lazım: Notebook ürünlerinde üreticiler, arızalı ürünleri hiçbir şekilde yerinde destek servisini kullanarak düzeltmiyor. Aksine, müşteriye en yakın servis şubesine arızalı ürünün gönderilmesi tavsiye ediliyor. Biz ise özel eğitimler vererek servis çalışanlarımızı müşterinin evine göndererek yerinde çözüm sunmaya çalışıyoruz.

    - Kurumsallaşarak büyüyen şirketlerde verilerin artmasıyla veri yönetimi de ayrı bir önem kazanıyor. Bu anlamda Dell, müşterilerine ne gibi çözümler sunuyor?

    Bugüne kadar Dell, ürün satışında çok iyi olarak görülüyordu. Ancak Dell, aynı zamanda ABD’de ve Avrupa’da önemli çözümlere imza atan bir firma ve gelirinin büyük bir kısmını son kullanıcılardan ziyade kurumsal müşterilerinden sağlıyor. Bu nedenle Dell’de şu an için müşterilerine çözüm sunma anlamında bir dönüşüm söz konusu. Çünkü özellikle IT sektöründe rekabet giderek artıyor ve firmalar verimliliklerini daha da artırmak istiyor. Gartner’ın yaptığı son araştırmaya bakacak olursak IT yatırımlarının yüzde 80’i sadece ışıkları açmaya gidiyor. Diğer bir deyişle, şirketler var olan sistemi sürdürmek için yatırım yapıyor. Sadece geri kalan yüzde 20’lik kısım yeni projeler için yatırımlarını ayırmayı tercih ediyor. Bizim Dell olarak hedefimiz bu oranı yüzde 50 seviyesine getirebilmek. Danışmanlık hizmetlerini de Türkiye’ye getirme aşamasına gelmiş durumdayız. Bu anlamda önce müşterinin sıkıntılı olduğu konuları öğrenmeye ve bu konuda çözümler üretmeye çalışıyoruz ve müşterilere şu yolu izlerseniz verimliliğini artırabilirsiz şeklinde bir çıkarımda bulunabiliyoruz. Müşteriye kaç sunucuya ihtiyacınız var diye sormak yerine onların sıkıntı çektikleri sorunları öğreniyor ve ona göre en uygun çözümü bulmaya çalışıyoruz. Bu da hem müşterimiz hem de bizim için oldukça avantajlı bir durum.

    - Dell, dünyayı kasıp kavuran ve büyük şirketlerin batmasına sebep olan son krizden nasıl etkilendi? Dell, krize rağmen büyümeyi başarabildi mi?

    Bu noktada biz iş ortaklarımızla büyümeyi tercih ettik. Krizin var olduğunu kabul etmek durumundayız. Krizi aşmak için çözümü, hem kendimizin hem de müşterilerimizin verimliliğini artırmakta gördük. Verimliliği artırmak için ise eldeki kaynakların en iyi şekilde kullanılması gerekiyor. Elbette biz kaynakları sadece kendi çalışanlarımız olarak görmüyoruz; bunun dışında iş ortakları da burada çok önemli bir kaynak aslında. O nedenle iş ortaklarımızla beraber bu krizi daha rahat bir şekilde atlatabileceğimizi düşündük. Bu anlamda iş ortaklarına yatırımlar yaptık; yani onların eğitimlerini tamamladık, onlara geliştirme programları sunduk. Bu şekilde iş ortakları arasında ciddi bir sadakat sağladık; çünkü biz şöyle düşünüyoruz: İş ortaklarımız para kazanmalı ki, onlar da bize para kazandırabilsin.

    - Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlemesiyle birlikte eskiyen cep telefonları, bilgisayarlar ve diğer teknolojik cihazlar bir bir ortadan kalkıyor. Dell’in eski cihazlar için geri dönüşüm projesi bulunuyor mu? /images/100/0x0/55ea2076f018fbb8f86cde49

    1 yıl önce bu anlamda güzel bir proje başlattık. Hatta yakın zaman içinde Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde bu konuda Türkiye’de bir yönetmelik de çıkarıldı. Artık atıkların doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor; çünkü elektronik aletlerde çok ciddi metaller(doğada kolayca erimeyen ve zehirli bir yapıya sahip olan çinko gibi metaller) bulunuyor. Bu yüzden bunların doğru bir şekilde ayrıştırılması ve doğaya karışmaması gerekiyor. Bizim bu bağlamda dünya genelinde beraber çalıştığımız ExitCom isimli bir firma var ve ExitCom, dünyada bu alandaki sayılı firmalardan biridir. Biz, bu değiştirdiğimiz arızalı parçaları hurdaya ayırmak yerine doğrudan bu firmaya veriyoruz ve onlar da gerekli ayrıştırma işlemlerini gerçekleştiriyorlar. ExitCom'un bunun için özel sistemleri ve makineleri var. Bu geri dönüşüm işlemi için yakın zamanda çıkarılan yönetmeliği de beklemedik. Bizim dünyadaki politikamız neyse Türkiye’de de bu geçerli. Şu ana kadar 5 ton ağırlığındaki 15 bin parçayı geri kazanmış durumdayız.

    - Son günlerde Apple’ın iPad’i gündemden düşmüyor. Dell’in iPad’e meydan okuyacak bir alternatif bilgisayarı bulunuyor mu?

    O tarafta bir çalışmamız var aslında; ancak Türkiye pazarına henüz girmiş değiliz. Yine de gelecekte bu tip ürünlerin oldukça revatça olacağı muhakkak; sonuçta mobilleşen bir dünyada taşıyoruz ve kullanıcılar en kısa ve kolay şekilde bilgiye ulaşmak istiyorlar. Bu tip el terminallerinin kullanımı da bu sebeple günden güne artıyor. Dell’in de yakın zamanda bu alandaki ürününün Türkiye’ye geleceğini söyleyebilirim bu aşamada.

    - iPad’in netbook satışlarını bu yıl içinde baltalamaya başlayacağı konuşuluyor. Sizce bu ne kadar doğru? Netbook’la iPad’i aynı kefede değerlendirmek doğru bir yaklaşım mı?

    İkisinin farklı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela netbook’un kendisi de küçük, kullanımı da kolay bir ürün. Fiyat açısından baktığımızda da oldukça avantajlı bir ürün. Yani nasıl ki notebook ile netbook’u karşılaştırmak söz konusu değilse, iPad’i netbook’la kıyaslamayı çok da manalı görmüyorum. Zaten netbook ve iPad farklı amaçlara hizmet ediyor. Örneğin bir kullanıcı sadece e-mail’lerine bakmak  ya da internetteki küçük bir işini halledecek. Böyle bir durumda kullanıcı iPad’i tercih edebilir. Ama ilk bilgisayar olarak netbook çok daha uygun bir çözüm olabilir. Satış rakamlarına bakıldığında da netbook’ların son aylarda ciddi bir satış rakamına ulaştığını da görmek mümkün.

    - Peki notebook’larla (dizüstü bilgisayar) karşılaştırıldığında netbook’ların satış rakamı ne durumda? Netbook’ların notebook satışını geçebilmesi söz konusu olabilir mi?

    Aklımda şu an için tam bir rakam yok aslında; ancak dizüstü bilgisayarların netbook’lara göre daha çok sattığını söylemek mümkün. Çünkü netbook’lar biraz da ev kullanıcılarına hitap ediyor. Netbook’lar dizüstü bilgisayarları tahtından edebilecek bir ürün değil; daha çok penetrasyonu artırabilecek bir ürün. Yani netbook’lar, Türkiye’de bilgisayar sahibi olan kullanıcıların sayısını artırmakta oldukça etkili ve bilgisayarla hiç tanışmamış birçok kullanıcı netbook sayesinde ilk kez bilgisayarlarla tanışabiliyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı