Gündem Haberleri

    'Laiklik Atatürk'le değil Osmanlı'yla başladı'

    Guardian
    14.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Guardian yazarı ve Laik Demokrasi için İngiliz Müslümanlar (BMSD) örgütü üyesi Tehmina Kazi, radikal İslam’ı Osmanlı İmparatorluğu’nun halifelik kavramıyla destekleyenleri eleştiren bir makaleyi değerlendirdi.

    Osmanlı İmparatorluğu’nu İslam halifeliğinin temsilcisi olarak görenler ve Atatürk’ün reformlarını anormal bulanlar, geçtiğimiz günlerde dünyanın önde gelen ilahiyat dergilerinden birinde yayımlanan bir yazıyla şoke oldular.

     

    Yazıda, Osmanlı’da, 19’uncu yüzyılda Tanzimat döneminden itibaren kadınların toplum içindeki rolünün iyileştirilmeye başlandığı ifade ediliyordu. Hatta Türkler yine bu dönemde 1858 yılında yani Avrupalılardan çok önce eşcinselliği ceza gerektiren bir suç olmaktan çıkarmışlardı.

     

    Faith Matters dergisinde İştiak Hüseyin tarafından kaleme alınan makaleye göre, tutucu kesimlerin iddialarının aksine, dini otoriteler bu değişimlerin çoğunu onayladı.

     

    Daha geniş sosyal değişim çerçevesi altında, Osmanlılar Müslüman olmayan toplulukların entegrasyonu için de çaba gösterdi. Kültürel açıdan ise küçük bir azınlığın İslam’ın sanatsal ifadeden hoşlanmadığını savunan ifadeleri herkesçe bilinen bir durumdur.

     

    Ancak Sultan Abdülmecid Efendi’nin sayısız resmi, modern sanata çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Sultanın ve halifelerin laik Müslüman bir toplum vizyonu taşıyan görüşleri, El Kaide ve benzer militan örgütlerin ortaya çıkmasından çok öncelerine rastlıyor.

     

    MÜCADELE DEVAM EDİYOR

    Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü, bir anormallik olarak görüp, göz ardı edenler için, kendi geçmişlerinin Hüseyin’in makalesinde olduğu gibi yeniden değerlendirilmesi bir şok etkisi yaratabilir.

     

    Hüseyin’in makalesinin amacı, Enver El Avlaki gibilerden etkilenen gençler dahil, totaliter ideolojilerin bayrağını taşıyanları, konu hakkında yeniden düşünmeye teşvik etmek. Evlaki’nin ve demagogu Usame bin Ladin’in yakın zamandaki ölümleri, bu mücadelenin kısmen kazanıldığını gösteriyor.

     

    Mücadelenin diğer kısmı ise ideolojik ve Hüseyin’in makalesi bu ideolojinin temel parçalarından birini karşısına alarak yola devam ediyor. Makale, radikal söylemlerdeki yalanları ortaya koyuyor. Örneğin, neden bazıları devlet hukuku ile dini hukukunu eş tutmayan Osmanlı İmparatorluğu’na “halifelik” diyor?

     

    Tabi ki, Hüseyin’in makalesindeki bulguları destekliyoruz ve olabildiğince geniş kitlelere yayılmasını istiyoruz. Aynı zamanda bu makalenin, aşırı sağcı grupların, Müslümanların Avrupa’daki tarihini yeniden gözden geçirmesini sağlamasını istiyoruz. Böylece, İslam’ın İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde nasıl bir etkisi olduğunu görebilirler.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı