"O' Yazar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "O' Yazar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
O Yazar

Lafım muhalefete! Sıkıyorsa gel, bana iftira at!

17 Ocak 2015

Köşe yazarının bir işi de eğri oturup doğru yazmak, yiğidin hakkını yiğide vermektir. Buna sosyoloji biliminde “Şık şık eden nalçadır, niyeti belli eden kalçadır” kuramı derler ki yaratıcısı benim.

Kalça neden önemli? Orası burası oynayan, oturduğu yerde kıvırtandan hayır gelmeyeceğini gösterdiği için.

Kısa bir süre önce “ahlâk imtihanından” geçtik.

Malûm paralel yapı, kabinemizin aslan gibi dört üyesine paralel yapı “Bunlar para yedi, size koklatmadı” iftirası attı.

Evlerini sanki IŞİD hücresiymiş gibi bastırdı. O baskınların birinde eski İçişleri Bakanımızın oğlunun evinde “para sayma makinaları” çıkmasın mı?

O dört makinayı şuursuz basınımıza gösterip “İşte!” dediler. “O kadar çok para götürüyorlar ki saymaya kol gücü yetmediğinden para makinası kullanıyorlar.”

Medyamızın muhalifleri de “geri zekâlının önde gideni” olduklarından bunları dillerine dolayıp, demediklerini bırakmadılar.

Ardından “Ayakkabı Kutuları” iftira zinciri patlak verdi.

Güya o kutularda neler taşınıyormuş neler? Rıza Zarrab gönderiyormuş, Sayın Bakanım kutuyu teslim alıyormuş. Suçlanan bakanı yakından tanırım. Dini bütün bir şahıstır.

Takipçilerine her gün bir “ayet” seçip “twitt olarak” atar. En çok da “Bakara” ayetini sever. Dili Arapçaya dönmediğinden o ayetin adını da “Bakara Makara” diye bilir. Çocuğu içi boş olarak teslim aldığı ayakkabı kutuları yüzünden perişan ettiler perişan.

Üç gece benim evde kaldı. Sabaha kadar hem ağladı, hem namaz kıldı.

Namazı kılarken sessiz kılıyordu ama ağlarken evi başımıza yıkıyordu. Sade biz değil bütün apartman uykusuz kaldı. Bir gece kalktım. Bunun ense köküne şaplağı yapıştırdım.

Şaşkınlıkla zıplayıp kalktığında sordum:

“Sen erkek misin?”

“Evet”

“Bağırarak söyle. Sen erkek misin?”

“Evet”

“Bir daha söyle, sen erkek misin?”

“Eveeeet” diye bağırınca lafı gediğine koydum:

“O zaman bayan gibi ağlama. Biraz metin ol. Allah senin gibi dürüstlere yardım eder”

Bir arkadaşı da 240 bin Euroluk saat takıyor, diye suçladılar. Güya saati de Ebru Gündeş hanımefendinin tombul eşi Rıza Zarrab Bey hediye etmiş. “Namaz vakti geldi mi diye baktıkça beni hatırlarsın” demiş.

Bütün muhalefet ayağa kalktı. Arkadaş ben böyle şirret basın görmedim.

Rıza Zarrab Bey ne hediye etseydi. Taksim meydanında Nijeryalıların tanesini on liradan sattığı saatlerden mi götürseydi? Veya koskoca devlet adamı yanındaki diğer devlet adamlarından mı sorsaydı?

Bunlar Meclis Komisyonu’nda ifade verdiler.

Ben saat yüzünden başı belaya giren Bakan’a akıl verdim. “Yavrum” dedim. “Bak Hüseyin Bey’in fetvası var. Yolsuzluk hırsızlık değildir. Başın dik, alnın açık olsun.”

Koskoca adam elime sarılıp öpmeye kalkıştı.

“Abi, karım bile benimle konuşmuyor. Sana saat geliyor da bana niye gelmiyor, deyip surat yapıyor. Günlerdir bana moral veren tek kişi sen oldun” deyip ağladı.

Ben de saati satın al, dedim.

“Param yok” deyince, şehadet parmağımı büküp başını dürttüm.

“Parasını ödediğine dair bir kâğıt al” deyip ekledim. “Sorarsa parayı sonra veririm. Borcumuz borç. Biz namusumuz için yaşarız dersin”

Gitti o kâğıdı aldı. Allahı var Rıza Zarrab da efendi insan. Lafımı ikiletmemiş. O sırada lokantada olduklarından bir peçetenin üzerine “Saat bedeli olan 240 bin lirayı teslim aldım” diye yazmış.

Bizimki biraz saf, o peçeteyi bana getirip gösterdi. Ben peçete olmaz, deyince de aynı lafları bu kez bir A4 kâğıdına yazdırdı. Rıza da altına imzasını çaktı. Tapu senedi kuvvetinde bir dürüstlük belgesi oldu.

Komisyondaki muhalif milletvekillerinin dahi dili tutuldu. İçerden haber sızdırdılar. CHP’nin en aşırı giden üyesi “Bu belge varken ben bu arkadaşları suçlayamam. Bunları yüce divana gönderirsem evde karımın yüzüne bakamam” demiş.

İş neticelendikten sonra beni Saray’dan aradılar.

“Keşke her köşe yazarı sizin gibi sorumluluğunu bilse” deyip taltif ettiler. Telefonu kapadığımda gözümden bir damla yaş süzüldü.

Duygusal insanım işte!!

X