Kuzuların sessizliği

Hürriyet Haber
28.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 28.03.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Aslında başlığı ‘‘duyguların sessizliği'' diye yazmayı düşünmedim değil. Çünkü ortaya kuzu fıkraları çıktığı zamanlarda, duygular sessizliğe bürünmüşler demektir.

Ortaya kuzu fıkraları çıktığı zamanlarda duygular sessizliğe bürünürler, çünkü duyguların senfoniye dönüşmeleri için gereken ilk şey özgürlüktür.

Eğer özgürseniz sevebilirsiniz, eğer tutsaksanız o zaman yüreğiniz de tutsak demektir. Size düşen, yüreğinizi özgürlüğe kavuşturmaktır.

Aslan ve kuzu fıkralarını, şarkılarla, şiirlerle delip geçmek, yırtıp atmaktır. İnsan olduğumuzun bilincine bir kere daha varmaktır.

Durup dinlenmeden şiir okumak, şarkı söylemektir.

Ve ille de türkü söylemektir.

Korkuyu ancak güzelim duygularla yenebiliriz. Korkuyu ancak cesaret ve erdemle yenebiliriz.

Kuzular sessizdir ama insanların sesleri vardır. Biz kuzu olmadığımızı bilmeliyiz.

Kuzu misali, cahil çobanların peşine takılıp gitmemeliyiz.

* * *

‘‘Ağlasam

Sesimi duyar mısınız mısralarımda

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce

Bir yer var biliyorum

Her şeyi söylemek mümkün

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum

Anlatamıyorum.’’

* * *

Orhan Veli'nin ‘‘Moro Romantico’’su da bana kuzuların sessizliğini hatırlattı. Bir yer vardı elbet, her şeyi söylemenin mümkün olduğu ve biz oraya epeyce yaklaşmıştık; işitiyorduk.

Ama henüz anlatamıyorduk ya da anlatıyorduk da dinletemiyorduk.

Ne var ki uzak olmayan bir gün anlatacak ve dinleteceğiz. Özgürlüğün güzelliğini, sevginin sonsuzluğunu ve aşkın bitmeyen senfonisini.

* * *

‘‘Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.’’

* * *

Attila İlhan'ın ‘‘Ben sana mecburum’’da dediklerini düşündüm. Kuzu fıkraları, bana bir akşamüstü tutsak ustura ağzında yaşamaktan yorulduğumu hatırlatıyorlardı. Belki çaldığım kapıların arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu vardı. Sevmekten korkar mı olmuştuk; kim bilir...

Gene de aslan, kuzu ve kurt fıkralarını aşacak şarkılarımız, şiirlerimiz, türkülerimiz var. Tutsak da olsa duygularımız, coşkularımız var.

Ve biz onlara mecburuz.

Biz demokrasiye sadece mecbur değil mahkûmuz.

Ve kuzu, kurt ve aslan fıkraları bizi zerrece ilgilendirmiyorlar.

Varsın onlar ne söylerlerse söylesinler.

Biz şarkılarımızı söylemeyi sürdüreceğiz.

Biz türkülerimizi söylemeyi sürdüreceğiz.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı