Kuzey Irak ve İran

1 Mart Tezkeresi’ni zamanında da, sonradan da inatla savundum! Bugün hükümet, hatta bazı akademisyenler ve gazeteciler, ‘Kuzey Irak’a müdahaleden’ bahsediyorlar. Hamasi nutuklar atıyorlar.

Halkın nabzını yükseltiyorlar!

* * *

Oysa, kısa tarihe göz atarsak muazzam çelişkiler yumağı görüyoruz.

Turgut Özal daha 1991’de Körfez Savaşı sırasında ‘Kuzey Irak illa ki başımıza dert çıkaracak, Kürt devleti muhakkak kurulacak. Kürt federasyonunu biz kuralım. Hazır Birleşmiş Milletler kararı varken, Kuzey Irak’a girelim’ dediği için çok eleştirilmişti. O günkü TSK yönetimi ve Yıldırım Akbulut hükümeti bu teklife çok kızmışlardı.

Turgut Özal o dönemde, ‘ABD, Irak’a geri gelecek’ de diyordu.

* * *

Şimdi ABD’ye rağmen Kuzey Irak’a girmeye niyetlenen hükümet, 1 Mart 2003’te ABD ile birlikte Kuzey Irak’a girmeyi önce istemiş, sonra çark etmişti.

Şimdi ‘Türkmen haklarından’, ‘Kerkük’ün özerkliğinden’ bahsedenler, 1 Mart 2003 tarihinden önce 26 Şubat 2003 tarihinde ABD ile ‘Momerandum of Understanding (MOU)’ adı verilen bir belge imzalamışlardı. Nedense bu belge 1 Mart’ta tezkere oylanırken milletvekillerine açıklanmadı, bu anlaşmayla ilgili milletvekillerine bilgi verilmedi. O dönemin başbakanı ve MGK gönülsüz davranınca tezkere TBMM’den geçmedi.

* * *

Bakın o belgede Türkiye ve ABD hangi konularda anlaşmışlardı:

‘...Siyasi mutabakat, Irak’ın kurucu halkı olarak Araplar, Kürtler ve Türkmenlerin yanı sıra, Süryaniler ve diğerlerini kapsar.

...Irak’ın tüm şehirleri ve bütünü herhangi bir gruba değil, tüm Irak ulusuna aittir ve böyle de kalacaktır.

...PKK başta olmak üzere, Irak içinde mevcut olan ve Irak’tan kaynaklanan terörizmin ve teröre desteğin bertaraf edilmesi... (Kuzey Irak’a girecek olan TSK hiçbir müdahalede bulunmayacak; ama PKK’ya istediği gibi müdahale edebilecekti.)

...Irak’ın doğal kaynakları bir bütün olarak Irak ulusuna ait olup bu nitelikleri itibarıyla Irak nüfusunun tümünün refahı için kullanılmalıdır.’ (Fikret Bila: Milliyet, 18.11.2004)

* * *

‘...Yine MOU belgesindeki kurallara uyularak, ABD birlikleri Musul ve Kerkük’ü güvenlik altına alacak ve etrafında bir yeşil hat oluşturacaktı. Bu güvenlik şeridinin işlevi, Türkiye’nin kırmızı çizgi olarak belirlediği Kuzey Irak’taki Kürt grupların (KDP ve KYB) bu kentleri ele geçirmesini önlemekti.

KYB-KDP birlikleri yeşil hattı geçemeyecekler, Türk Silahlı Kuvvetleri de bu koşulla yine bu hattın dışında kalacak, ancak gelişmeleri izleyip gözleyebilecekti...’ (Fikret Bila: Milliyet, 22.09.2003)

* * *

Liderlik, öngörünün gücü ile doğru orantılıdır.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın gelişiyle bu kez de İran meselesi önümüze konacak!

Bakalım Türkiye’yi yöneten asker-sivil, seçilmiş-atanmış güçler bu kez ne yapacaklar?
Yazarın Tüm Yazıları