Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kütüphane Kedisi’nin romanı Türkçe’ye çevrildi

Dewey, dünyanın en ünlü kedilerindendi. Onu bu kadar ünlü yapan, duygulu bir kedi olmasının yanı sıra Amerika’nın pek de fazla eğlencesi olmayan bir kasabasında, morale çok ihtiyaç duyulan kriz yıllarında bir kütüphaneye yerleşmesiydi. Zamanla halkın sevgilisi oldu, hakkında çıkan makaleler ününü tüm ABD’ye, hatta Japonya’ya kadar ulaştırdı. Kütüphanede onunla birinci derece ilgilenen Vicki Myron, Dewey’in hikayesini kitaplaştırdı. Kitabın Türkçe çevirisi Pegasus Yayınları’ndan çıktı.

Dewey’nin hikayesi, aslında onu bulan kütüphane görevlisinin, kütüphanenin, kasabanın hatta bir eyaletin  hikayesi. Hayatı, ABD’nin Iowa eyaletinde, Spencer Kasabası’nda geçti. Kasaba kütüphanesine terk edilmesiyle tüm yaşamı değişti.
Minik kedi, 1988’in buz gibi soğuk bir ocak günü, iade kitapların konduğu metal kutunun içine bırakıldı. Kütüphane görevlileri onu bulduğunda sıkıştığı köşeden kafasını hafifçe kaldırıp kurtarılmayı beklercesine baktı. Tir tir titriyordu. Lavaboda sıcak suya sokarak ısıttılar. Sudan tertemiz çıktığında kocaman gözleri, kocaman kulakları ve vücudundan büyük kafasıyla onlara mutlu mutlu baktı.
ADINI ÜNLÜ KÜTÜPHANECİDEN ALDI
Kedi birden tüm çalışanların ilgi odağı olmuştu ve çok mutluydu. Ona Dewey adını verdiler. Dewey kütüphanecilikte ondalık düzende sınıflama yöntemini bulan önemli kütüphanecinin (Melville Dewey) ismiydi.
Kütüphaneci Vicki Myron, Dewey’i kütüphanede tutabilmek içih yasal bir engel olup olmadığını araştırdı. Sonunda kütüphane yönetim kurulu kütüphanede bir kedi fikrine karşı olmadıklarını söyledi, çok hevesli de değillerdi ama Vicki Myron için bu yeterliydi.
Peki ya kütüphane müdavimleri ne diyecekti? Çocuklar onun gelişinden çok memnun oldu ama sayıları daha az olmakla birlikte, çocuklarının kediden korktuğunu veya alerjisi olduğunu söyleyerek şikayet edenler vardı. Myron uzmanlara danışarak ve sabırla bu sorunu da aştı.
O yıl Spencer kasabası kötü bir yıl yaşıyordu, 1980’lerin çiflik kriziydi bu. Birçok kişi işsiz kalmıştı ve kütüphanede bir nevi iş bulma bankası kuruldu. Başvuru kitapları, listeler ve yerli halkın iş başvurularını yazabilmesi için bir bilgisayar hazırlandı. Bir çok kişi ilk kez bilgisayar görüyordu. Dewey de böyle bir dönemde kötü haberlerden çökmüş insanlara biraz olsun moral veriyordu. Onun o kutudan sağ kurtuluşu, etrafta dolaştığında herkese her şeyin iyi olacağı hissini hatırlatıyordu.
MESAİSİ 9’DA BAŞLARDI
Halk arasında Dewey’in adı için bir oylama da yapıldı. Ama Dewey adını herkesin çok sevdiği anlaşıldı. Dewey her sabah işe gelen kütüphane personeline tek tek uğruyordu. Kötü bir gün geçirdiğini hissettiği kişiyle daha fazla vakit geçiriyordu. Kendine kimin ihtiyacı olduğunu hissedebiliyordu. Ama ne olursa olsun kütüphanenin kapısının halka açılacağı saat 9’a iki kala kapıya koşuyordu. Kucakta, katalog kartlarının arasında, kutuların içinde, rafların arasında, çekmecelerde, zarfların üzerinde, her yerde uyuyabilirdi. Dewey’in bakım masrafları için bir bağış kutusu da kondu.
Dewey büyüdükçe onu taşımak için de bir usul gelişti kütüphanede. Sadece sol omuzda gevşek bir şekilde oturuyordu. Buna “Dewey taşıması” adını verdiler.
ZİYARETÇİ SAYISINI ARTIRDI
Ekonomik kriz yıllarında kütüphanenin yenilenmesi için destek almak hiç kolay olmayacaktı. Dewey‘in popülaritesi adeta kendi başına bunun için kulis yaptı. Kütüphaneye gelen herkes Dewey’le ilgili bir anısını anlatıyor, bu insanları kütüphaneye daha da yakınlaştırıyordu.
Kütüphanenin yeni binasına taşındığı 1989’da ziyaretçi sayısı 63 binden 100 binin üzerine çıkmıştı. Vicki Myron “Hiç kuşkusuz tadilat, ekonominin canlanması ve enerjik personel buna yardımcı olmuştu ama Spencer Halk Kütüphanesi’nin bir depo yeri değil buluşma noktası olmasını sağlayan Dewey’di” diyor.
Dewey gazetelere, televizyonlara ve radyoya da sık sık haber konusu oluyordu. Iowa İletişim Ağı (ICN) denilen telekonferans sistemi kütüphaneleri, askeri malzeme dükkanları, hastaneleri ve okulları birbirine bağlayan bir ağdı. Dewey, burada dersler veren Vicki Myron ile birlikte telekonferansa da katılmaya başladı ve ünü Spencer dışına da yayıldı. Zamanla başka eyaletlerden sırf onun için gelenler olmaya başladı.
2003 yılı başında Japonya’dan bile bir ekip gelip Dewey’in filmini çekti. Dewey 18 yaşındayken yıl 2005’ti.  Hastalandı, karnında bir kitle vardı.  Çok hızlı ilerleyen bir kanserdi bu, veteriner onun çok acı çektiğini söylüyordu. Bu sevimli kedi uyutularak herkese veda etti. Kasabanın ve hatta dünyanın kalbinde kalıcı bir yer edindikten sonra. / Ayten SERİN

Kedilere sakın köpek maması vermeyin

Kedi ve köpekler her ne kadar etobur kökenleri açısından benzerlik gösterseler de beslenme tipleri ve yedikleri bakımından farklıdır. Mamaları karaciğerleri ve sindirim enzimlerinin farkları gözetilerek üretilir.
Bu nedenle kedilere, köpek maması yedirmek yeterli ve sağlıklı olmayacaktır. İşte bunu kanıtlayan bazı veriler:
Yetişkin bir kedinin yemesi gereken gıdanın protein oranı minimum yüzde 26 olmalı. Aynı oran yetişkin köpeklerde minimum yüzde 18’dir. Yavru kedilerin protein ihtiyacı açısından yavru köpeklere göre farklılıkları daha da belirgin düzeyde fazladır. Yetersiz protein alan veya köpek maması ile beslenen kedilerde vücut kaslarındaki proteini kullanmaya başlar ve zaman içinde çok önemli sağlık sorunları ortaya çıkar.
Kedilerin daha yüksek düzeyde  ihtiyaç duydukları bir diğer besin maddesi taurin olarak adlandırılan bir amino-asitt. Taurine safra üretimi, göz sağlığı ve kalp kaslarının fonksiyonlarını yerine getirmesi için hayati önemi olan bir protein alt yapı taşı. Köpekler bu amino-asiti vücutlarında yeterince sentezleyebilirken, kedilerde mama ile birlikte dışarıdan alınması zorunludur. Eğer kediler yeterince taurine alamazlarsa kalp büyümesi, retinal dejenerasyon, üreme sağlığı problemleri gibi önemli sağlık sorunları ile karşılaşabilirler.
Kedilerin köpeklere göre daha fazla ihtiyaç duyduğu diğer bir amino asit arjinin. Diğer bir amino asit olan ornitini sadece arjinin kullanarak üretebilirler çünkü. Bu ikisi eksik olunca vücutta amonyak seviyesi yükselerek ağızda salya artışı ve kas koordinasyon bozuklukları görülebilir. Bazı durumlarda belirtiler daha şiddetli seyrederek ölüme kadar varan ciddi sağlık problemleri yaratabilir. Özellikle yemek yemeği reddeden kedilerde ve karaciğer yağlanması gibi karaciğer hastalıkları olan kedilerde görülebilir.
Kedilerin esansiyel yağ asitleri açısından da köpeklere göre farklılıkları bulunur. Özellikle alerjik reaksiyonlara yanıt oluşmasında etkili olan ve böylece vücudun kendisini korumasına yardım eden araşidonik asit gibi bazı yağ asitlerini vücutlarında sentezleyemedikleri için dışardan beslenme ile almaya daha fazla ihtiyaç duyarlar.
Kediler vücutlarında beta karoteni dönüştürmeye yarayan bir enzime sahip olmadıkları için beslenme yoluyla alınan A vitaminin sadece aktif formundan yararlanabilirler.
Bu formdaki A vitamini de hayvansal kökenli gıdalarda bulunur. A vitamini eksikliği, deri ve tüy problemleri, görme sorunları ve üreme sistemi ile ilgili sorunlara yol açar.
Kediler hariç birçok hayvan, bir B vitamini türü olan niasin’i sentezleyebilir. Onlar bu maddeyi dışardan almak zorundadır.
Niasin eksikliği olan kedilerde iştahsızlık, kilo kaybı, diş eti yangıları ve sindirim sistemi problemleri ortaya çıkar. Buna karşılık kediler
köpeklere göre daha az nişastaya ihtiyaç duyar.

Pako Pano

Adı Paytak, yaklaşık 4 yaşında. Dişi, kısırlaştırılmış, insan canlısı bir kedi. Kendine sıcak bir yuva arıyor. İstanbul.
Tel: (532) 416 81 47.

Üç aylık, sağlıklı, sevecen bir oğlan. İlk bakımları yapıldı. Ona yuvanızı açar, ailesi olur musunuz? İstanbul.
 Tel: (216) 384 51 65.

Fotoğraftaki minikler 1 aylık. Çoban köpeği melezi 5 yavru yuva arıyor. İstanbul.
 Tel: (532) 391 87 54.

X