Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kutsal devletimizden bize düşen pay

MESLEKTEN geçici süreyle men cezası yolda, ama doktorun ismi bir türlü ortada yok.

Türk Tabipler Birliği doktorun ismini bir tülü bulamıyor. Çünkü, her zaman, her yerde hazır ve nazır olan yetkililer, doktorun ismini saklıyor.

Ettiği Hipokrat yeminine ihanet ettiği sanılan, o zan altında bulunan birinin ismini saklamak, o kişiyi korumakla eş anlamlı.

Engin Ceber bir dergi satarken gözaltına alınıyor. Önce karakolda, sonra cezaevinde işkence görüyor ve hayatını kaybediyor. Ceber’in dramıyla birlikte, işkence hayatımızın yeniden ayrılmaz parçası.

İşkenceden ölen Ceber’e doktor "sağlam" raporu veriyor. Muayene bir yana, doktor belki de, Ceber’i görmeden sağlam raporuna imza atıyor.

Görmeden sağlam raporu vermek, günümüzde kurala dönüşüyor, o kadar yaygın.

Oysa, gözaltına alınanların önce doktor muayenesinden geçtiği, savcılık soruşturmasına giderken bir kez daha muayene götürüldüğü, tutukluluk halinde bir daha muayeneden geçtiği haberleri ve buna ilişkin görüntülerle beynimiz yıkanıyor.

Palavra dizisi.

Ceber
’in işkencede ölmesi üzerine, Adalet Bakanının özür dilemesi, 19 kişinin açığa alınması ile doktorun korunması birbiriyle çelişiyor.

TİKSİNDİREN RAKAMLAR

Ceber’in ölümü insan hakları raporlarını yeniden harekete geçiriyor. O raporların her sayfasında kan var.

2008 yılında ilk dokuz ayın bilançosu, aynı zamanda AKP’nin bilançosu. İşkenceye sıfır tolerans nutukçusu Tayyip Erdoğan’ın bilançosu. O Başbakan Yardımcısının, o İçişleri Bakanının, o Adalet Bakanının, o Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanının, o bilcümle insan hakları nutukçularının bilançosu. Sadece 2008 ile sınırlı bir bilanço. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na göre:

Yargısız infaz: Dur ihtarına uymayarak, rastgele açılan ateş sonucunda 31 kişi hayatını kaybediyor.

Faili meçhul: Olağanüstü hal dönemlerinde yaşanan rakamlar. 35 faili meçhul ölüm var.

Gözaltı ve cezaevinde ölüm: Karakolda işkence, cezaevinde işkence. Engin Ceber’le birlikte, bu yılın ilk dokuz ayında 29 kişi işkencede ölüyor.

İşkenceye sıfır tolerans nutukçusu Tayyip Erdoğan’ın hanesine, sadece 2008’in ilk dokuz ayında yazılan rakamlar.

KİM CEZA GÖRDÜ

Hálá derin devlet, hálá iğrenç alışkanlıklar, hálá her birimizi kutsal yurttaş olarak görmeyi bilmeyen bir zihniyet.

Sadece o poliste, bu gardiyanda, öteki müdürde, beriki bilmem kimde değil, hükümete uzanan bir zihniyet. Belgesi var.

Birleşmiş Milletler İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü. İşkence ve insan hakları ihlallerinin en aza indirilmesi ve ortadan kaldırılmasını öngören protokol. Gerçi, anlı şanlı başlıklı bu protokoller pratikte ne kadar yarar sağlıyor ortada, ama yine de, bu protokolün imzalanması önemli.

Hükümet 2005 yılında bu protokolü imzalıyor. 2008 bitmek üzere, protokol hálá Meclis’in onayını bekliyor.

Protokol ve öteki kağıtlar ve diğer başlıkları geçiyorum, soru şu:

Yargısız infaz, faili meçhul, gözaltında işkencede sonucu toplam 95 kişi hayatını kaybediyor. Bu haltı yiyenlerden kaçı ceza görüyor? Bu insanlık suçunu işleyenler hangi cezaya çarptırılıyor? Kaçı mahkemede, kaçı hakkında soruşturma var? Kaçı sonuçlanıyor?

Her anlamda, Türkiye sanki ilan edilmemiş olağanüstü hal (OHAL) dönemini yaşıyor.

Kutsal olan birey. Oysa, bizde kutsal olan devlet. Kutsal devletimizden bize düşen pay bu.
X