Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kütahya'da intiharlar arttı

    Hürriyet Haber
    30 Ocak 2002 - 00:00Son Güncelleme : 30 Ocak 2002 - 00:01

    Bir süre önce intihar vakalarıyla gündeme gelen Batman'ın ardından, Kütahya'da da intihara teşebbüs olaylarında büyük artış yaşanıyor. 1995-2000 yılları arasında 86 intihara teşebbüs olayı yaşanan kentte, bu sayının geçen yıl yüzde 100'ün üzerinde artarak 231'e yükselmesi dikkat çekiyor.Kütahya'da, intiharı ''çözüm'' olarak görenlerin büyük bölümünü kadınlar oluşturuyor. Geçen yıl 231 kişi intihara teşebbüs ederken, bunlardan 10'u ölümle sonuçlandı. Kentte, 1995-2000 yılları arasında ise intihara teşebbüs olayı sayısı sadece 86, intihar sayısı 39 olarak gerçekleşmişti. Kütahya'da, intihara teşebbüs olaylarındaki büyük artış, bilim adamlarını da harekete geçirdi. Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Hüsamettin İnanç tarafından yapılan bir araştırma, intihara teşebbüslerin altında yatan sosyal, ekonomik, kültürel, coğrafi ve iklimsel nedenleri ortaya koydu. ORTALAMANIN ÇOK ÜSTÜNDEİntihar girişiminde bulunanlarla yapılan anket, mülakat, tutum ölçeği ve sosyometri çalışmalarının yer aldığı araştırmada, Kütahya'da geçen yıl yaşanan intihara teşebbüs sayısının, 2000 yılında, iller bazında 70 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu belirlendi. Araştırmaya göre, intihara teşebbüslerde, ilaç ve kimyasal madde kullanımı ilk sırada yer alırken, bunları, kendini asma, silahla ateş etme ve yüksekten atlama izledi. Araştırmada, Kütahya'nın kapalı bir toplum yapısı arz ettiği ve modernleşme sürecine geç katılmanın tereddüt ve kararsızlığını yaşadığı belirtilerek kentte, gelenek ve modernite çatışmasının yaşandığı vurgulandı. Araştırmada, bu çatışmanın en önemli yansımasının, kadın-erkek ilişkileri ve ailelerin oluşumunda görüldüğü kaydedildi. EN BÜYÜK ÇATIŞMA GÖRÜCÜ USULU EVLİLİKİntihar olgusuna neden olan en önemli çatışmanın, görücü usulü evlilikten kaynaklandığı belirtilen araştırmada, evlilik sırasında yaşanan aksaklıkların zamanla aile içi şiddete dönüştüğü, bunun sonucunda da ''evin zayıf ortağı'' olan ve dışarıya yansıtamadığı şiddeti kendisine uygulayan kadınların intihara teşebbüs vakalarında ilk sıraya çıktığına işaret edildi. İntihara teşebbüs gerekçelerinin sıralandığı araştırmada, Kütahyalıların yaşadığı ''yalnızlık ve itilmişlik'' duygusuna da yoğun şekilde yer veriliyor. Geçmişte şehzadelere ev sahipliği yapmış, imparatorluğun stratejik merkezinde bulunmuş Kütahya'nın, günümüzde civar illere göre istihdam yaratamamanın, girişimci ruhtan uzaklaşmanın ve yatırımsızlığın küskünlüğünün yaşandığı ifade edilen araştırmada, şöyle denildi: ''Kütahya, magazin ve televole kültürünün yoğun bir rağbet bulduğu medyada ve diğer toplumsal iletişim mekanizmalarında kendine yer bulamamanının ezikliğini hissetmektedir. Son zamanlarda yaşadığımız intiharlar da bu gerçeğin sessiz çığlıklarıdır.'' Araştırmada, Kütahya'da bulunan KİT'ler ve termik santralların insan sağlığına olumsuz etkilerine de değinilerek, ''Bazı KİT'lerin ve termik santralların yaydığı partiküller, gazlar ve kimyasal atıklar, insan psikolojisine zarar vermekte ve insanları sosyolojide (sapma davranış) tabiriyle ifade edilen patolojik durumlara sevk etmektedir''görüşü dile getirildi. İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN ETKİLERİKütahya'nın, Akdeniz, karasal ve tropikal iklimlerin kesişme ve çarpışma noktasında yer aldığı vurgulanan araştırmada, ani iklim değişikliklerinin, ruhsal problemlere, adaptasyon zorluklarına ve psikolojik dengesizliklere de neden olduğu belirtildi. Özellikle iklimde ve hava basıncında günlük yaşanan değişimlerin yanı sıra kent merkezini yılın önemli bölümünde etkileyen yoğun sisin de insan psikolojisi üzerinde etki gösterdiğine dikkat çekilen araştırmada, ''İklimsel değişimler de intihar olaylarını artırıcı etkenler arasında sayılmalıdır'' denildi. ÜNİVERSİTENİN ETKİSİAraştırmada, 1992 yılında Dumlupınar Üniversiseti'nin kurulmasının ardından farklı coğrafya ve kültürlere mensup öğrencilerin Kütahya'ya gelişiyle birlikte alışılmış hayat tarzının dışında yaşam tarzlarının olabileceği fikrinin özellikle kentin gençlerinde oluştuğu da belirtildi. Üniversite öğrencilerinin yüksek yaşam standardını zorunlu kılan tüketim eğilimlerin, kentin yerli nüfusunda da bu yönde bir arzu yarattığı ifade edilen araştırmada, bu durumun, gelir seviyesi ve sosyal statüsü buna uymayan ve çoğunluğu oluşturan kitleler arasında çatışma süreci yaşanmasına yol açtığı kaydedildi. KADINLARINKİ TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALIYOR Araştırmaya göre, kadınların hayatlarına son verme eğilimleri teşebbüs aşamasında kalırken, erkeklerinkinin önemli bölümü ölümle sonuçlanıyor. Kadınların, hayatı terk etme amacından çok, geçimsizlik, sosyal değişiklik, başarısızlık gibi problemleri tırmandırarak, dış dünyaya mesaj verme ve bunları çözümleme arayışına girdiği vurgulanan araştırmada, şu görüşlere yer verildi: ''Erkekler ise güçlü olma rolü oynayan, ekonomik sıkıntısı olunca baba rolünün koşullarını yerine getirmediği için statüsünü hem toplumda hem de kendi ailesinde yitiren, problemlerini yakın çevresiyle paylaşmayı acziyet ve zaaf olarak gören, kendini daima güçlü olmak zorunda hisseden yalnız insanlar olarak, sonucu ölümle biten (başarılı) intiharlar gerçekleştirmektedir. Aynı şekilde, ümitsizlik, yalnızlık, terk edilmişlik, işe yaramama ve yük olma hisleriyle dolu olan yaşlılarda da, intiharlar birer teşebbüs olmaktan çıkıp, ölümle sonuçlanan vakalar arasında yer almaktadır.''
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı