"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Küstüm oynamıyorum...

Yıllarca söyledim; Eurovision’da sadece halk oylaması olduğu sürece bu sesimle Türkiye’den ben bile gitsem ilk 5’e girerim.

Çünkü Avrupalı Türkler oy yağdırıyor, şarkı iyiymiş kötüymüş önemli değil. Fransa’yla aramızın en kötü olduğu dönemde 12 puan aldık hatırlayın.

Dolayısıyla TRT, “Son 10 yılda büyük başarı kazandık” diyor ya...

Başarı falan değildir o...

Sertab’ın birinciliği de, Athena’nın Hadise’nin dördüncülüğü de, Manga’nın ikinciliği de hikayedir.

Şarkıcıların değil, SMS atan Avrupalı Türkler’in başarısıdır... EBU (Avrupa Yayın Birliği) bunu gördü sistemi 2011’den itibaren değiştirdi, yüzde 50 halk oyu,
yüzde 50 ülke jürisi yaptı sistemi. O yıl Yüksek Sadakat finale bile kalamadı. Bir sonraki yıl Can Bonomo yedinci oldu.

İddia ediyorum son yarışma yüzde 100 halk oylaması sistemiyle yapılmış olsa Bonomo en kötü ihtimal ikinci olurdu.

Şimdi TRT baktı bu sistem kendisine yaramıyor, Eurovision’a katılmama kararı aldı.

Peki adama sormazlar mı, yüzde 50-yüzde 50 oylamaya geçildiği ilk sene aklınızın neredeydi diye...

Keşke 2011’de “Bu sistem değişirse katılmayız” diye resti çekseydi Türkiye... Olayın üzerinden 2 yıl geçmiş, 3’üncü yıl da “küstüm oynamıyorum” diyor TRT...

TRT’nin haksızlık itirazına da katılmıyorum.

Türkiye’nin yüzde yüz halk oylamasıyla her sene belli ülkelerden 12 puan alması diğer ülkelere haksızlık değil mi?

Yüzde 50 halk oylaması, yüzde 50 ülke jürisi daha adil gözüküyor.

Ama TRT’nin yerden göğe haklı olduğu bir konu var. Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya’nın ayrıcalıklı ülke olması. Elenseler de, yarı finali geçemeseler de bu 5 ülkenin doğrudan finallare katılması.

TRT’nin stratejisi bu imtiyazın kalkması karşılığında yüzde 50-yüzde 50’yi kabul etmek olmalı...

Silahsızlanma hemen şimdi...

Amerika’da son yıllarda artan bireysel katliamlar hâlâ bizi harekete geçirmeyecek mi?

Saldırganlar artık robocop gibi tam teşekküllü...

Çünkü peynir ekmek gibi silah satılıyor, silah lobilerinin etkisiyle silahlanma hakkını savunanların sesi gür çıkıyor.

Ateşli bir silah karşıtı olan New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’in, “Her saldırıdan sonra aynı konuşmalar yapılıyor” demesi gibi ben de her saldırıdan sonra benzer yazıları yazıyorum.

Bireysel silahlanmaya hayır diyorum.

Bu gidişle bizde de 10 yıl, 20 yıl sonra benzer katliamlar yaşanacak. Delinin teki okulları basıp, çocukları öldürecek. Silah karşıtları Obama’yı daha fazla sıkıştırıyor şimdi. Obama “Yasaklamayalım ama silah satımını zorlaştıralım” demeye başladı. Bizde de bireysel silahlanma konusunda yol yakınken ciddi adımlar atılmalı, silah sahibi olmak zorlaştırılmalı.

Bana kalsa satışı yasaklanmalı...

7 dakikalık haber bülteni!

Reytinglerde program bölmenin suyu çıkmıştı... 3 dakikalık, 4 dakikalık bölümler olmak üzere 10’a 15’e bölünmeye başlamıştı programlar.

Sonunda atv isyan etti bu duruma, Esra Erol ve Müge Anlı’nın programlarını 10’a bölerek iyice sulandırdılar işi...

İlk 100 listesi zıvanadan çıktı. Ve TİAK el attı duruma, TNS’den programları 10’a bölünse de tek program olarak raporlamasını istedi. Hafta sonundan itibaren bunun etkileri gözüktü reyting listelerinde.

Ana haberler bölünerek yayınlanmıyor artık.

Telegol ve Top Bizde tek blok olarak yayınlandı.

TİAK’ın bu kuralını ihlal eden tek bir kanal gözüme çarptı; STV...

STV; Ana Haber Başlıyor (15 dakika), Samanyolu Ana Haber (7 dakika), Samanyolu Haber (5 dakika) ve Gündemin İçinden (13 dakika) olmak üzere 4’e böldü haber bültenini...

TİAK’ın aldığı karardan STV’nin haberinin olmaması mümkün mü?..

Yoksa, “Ben centilmenlik falan anlamam arkadaş” mı diyorlar?

Tüm kanallar program bölmememe kararına uyarken Samanyolu’na 7 daki-kalık ana haber bülteni yakışmadı.

Hepimiz tepe sersemiyiz

Emre Belözoğlu, Madrid’te hâlâ 3 yaşındaki oğlu Ömer’i geceleri ayağına alıp bir saat sallıyormuş...

Uyutabilmek için.

“Gece antrenmanı gibi yorucu” diyor Emre...

Türk annelerinin geleneğidir çocuğu ayakta sallayarak uyutmak.

Madrid’te iş demek ki Emre’ye de düşüyor.

Emre’yi eleştirmiyorum, hepimiz öyle büyüdük, şimdiki çocuklar da öyle büyüyor.

İngiliz çocukları, Alman çocukları neden kendi kendilerine uyuyor da Türk çocukları ayakta sallanmak istiyor?

Öyle alışıyorlar da ondan...

Uzmanlar ayakta sallamayın falan diyorlar ama hikaye...

Benim merak ettiğim başka bir şey var;

Gergin, sinirli, agresif, tahammülsüz bir toplum olmamızda hepimizin tepe sersemi olmasının etkisi var mıdır acaba?

X