Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kuşdili Çayırı anıt mı?

<B>Taraftarlar</B> aylardır yazıp feryat ettiler <B>‘‘Şükrü Saraçoğlu Stadı neredeyse bitiyor ve şahane oluyor. Oysa otopark sorunuyla kimseler meşgul olmuyor’’ </B>dediler.

Olayı çeşitli dönemlerde ilgililere iletmemi takiben Kadıköy Belediye Başkanı sayın Selami Öztürk'ten açıklama geldi.

Kuşdili alanının aslında Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na ait olduğunu belirten Başkan Öztürk ve Basın Sözcüsü Engin Aktel uyarımıza teşekkür edip, özetle ‘‘Kuşdili'ni Büyükşehir'de, Kadıköy Belediyemiz de müştereken değerlendirmek istiyoruz. Fakat olay Anıtlar Kurulu'nun elinde. Halen bir çivi çakmak bile yasak’’ deyip, yardımlarımızın devamını istediler.

Yardım ne demek sayın Başkan ve sevgili Engin. Öncelikle söyleyim, Kuşdili'nin Anıtlar Kurulu'yla ne ilgisi var. Ben o çayırda doğdum büyüdüm. Türkiye'nin en ünlü futbolcuları o çayırda yetişti. 60 yıl önce Kadıköy'lü aileler Kurbağalıdere'de balık tutar, Kuşdili çayırında mesire yaparlardı.

O tarihlerden bu yana, Kuşdili'mizi önce rahmetli valimiz Fahrettin Kerim Gökay kömür deposu yapıp rezil etti, ondan sonra da o güzelim alan, rezil ola ola, demek ki, bugünlerde geldi geldi, Anıtlar Kurulu'nun eline kaldı.

Bizler de tuttuk bu alana otopark yapmaya çalışıyoruz. Gidin allah aşkınıza işinize. Başımızda bu bürokrasi belası varken biz otopark değil, afedersiniz birşey yapamayız.

Birlikte oturalım

Galatasaray'la Fenerbahçe yöneticilerinin tarihi buluşmalarının ertesi sabahı, ilk telefon İstanbul Şişli'den Oğuz Tezgeçen ve arkadaşlarından geldi. İsteklerini aynen iletiyorum.

‘‘Bizler ezeli ve ebedi rakiplerin taraftarlarıyız. Yöneticilerimiz bir araya geldiklerine göre maçlarda neden ayrı ayrı oturuyoruz?

Oysa, aynı takımların Avrupa'daki maçlarında tribünlerde bütün takımlarımızın taraftarlarını bayrak ve formalarıyla bir arada görüyoruz. İftihar ediyoruz.

Acaba İstanbul'daki maçlarda da üç büyüklerin taraftarlarına biletler birlikte satılsa ve bir arada otursak, tarihi bir olayı daha gerçekleştirmiş olmaz mıyız?’’

Hemde şahane olur arkadaşlar. Aslında bizler eski yıllarda tüm derbi maçlarını taraftar olarak bir arada izlerdik. Öyle ana avrat küfürlerde edilmezdi. Herkes kendi takımını alkışlar, yener, ya da yenilirdik ama maç sonunda şarkılarımız, türkülerimiz ve marşlarımızla kol kola evlerimize giderdik.

Ne kasatura, ne de döner bıçaklarını tanımazdık. Nerde o günler kardeşler. Ahh ahh bir geri gelse...Ama ‘‘İste kulum, vereyim Allah demiş’’, inşallah o günler de geri gelir.

Taraftarlardan ilk 11’ler

İstanbul Ihlamur'
dan Ogün Sandıkçıoğlu ve arkadaşlarının eldeki sağlamlara göre ilk Beşiktaş 11'i

SHORUNMU- TAYFUR- RONALDO- AHMET- NİHAT- BAYA- YASİN -TÜMER- VEİT- İBRAHİM- İLHAN-

Yine İstanbul Mecidiyeköy'den Hasan Çalık ve arkadaşlarının ilk G.Saray 11'i

KEREM- CAPONE- POPESCU- BÜLENT- HAKAN- ÜMİT- SUAT- ERGÜN- HASAN ŞAŞ- BERKANT- ÜMİT DAVALA

Bodrum Yahşi Yeşilyurtlular Sitesi'
nden Erdoğan Çorlulu'nun ilk Fenerbahçe 11'i de şöyle

RÜŞTÜ- A.GÜNEŞ- ÜMİT ÖZAT- ABDULLAH- LAZETİÇ- OGÜN- JOHNSON- REVİVO- ALİ AKDENİZ- SERHAT- RAPAİÇ.

Sezona girerken tüm taraftarların görüşlerine saygı duyuyor, başarılar diliyorum.

Düşündüğüm F.Bahçe 11'i içinde önümüzdeki Real Sociedad ve Göztepe maçlarına çıkacak kadroları görmek istiyorum.

Özellikle defansta Hakan’ı ve sağlam bir Ogün'ü görmek istiyorum. Ayrıca gol yollarında da Oktay, Serhat, Andersoon ve Rapaiç arasında ideal bir ikiliyi bulmakta çok zor. Konuyu hepimizden daha yakından izleyen başta sevgili Denizli olmak üzere teknik komitenin sahaya süreceği ilk onbire de saygı duyuyorum.

Spor elçileri

Fener
'lisi, Cimbom'lusu ve Karakartal'lısıymış,hiç fark etmiyor. Çok değişik telefonlar edip fakslar çekiyorlar.

İşte Refik Turnagöz ve arkadaşlarının satırları ‘‘ Basketbol dalında Yunanistan'da İbrahim, NBA'de Hidayet, İsrail’de Hüseyin Beşok.

Futbolda İngiltere'de Alpay'la Tugay, İspanya'da Tayfun'la Fatih, İtalya'da da Hakan, Emre ve Okan’la artık hepimiz hop oturup, hop kalkacağız.

Milan'ın başında Fatih Terim'le kim bilir hangi zaferlerin mutululuğunu paylaşacağız. Böylece içerideki maçlarda birbirimizi kırıp döküp yemeğe son verip, futbol dünyamıza yepyeni renkler katacağız’’
deyip, taraftarları kardeşliğe, dostluğa ve centilmenliğe davet ediyorlar.

Benim taraftarlarım her zaman kardeştir. Araya rekabet girince azıcık didişirler ama, sonunda herşey tatlıya bağlanır. Hepinize rengarenk bir sezon diliyorum.

Lige hazırız...

Hem de düğün dernek eğlenmesi dahil. Tüm takımların taraftarlarından gelen çeşitli yazışmalarda bu dilekler dile geliyor ve bağlıyorlar. ‘‘Sazımızla, sözümüzle, marşlarımız ve türkülerimizle özlediğimiz futbola, dolayısıyla liglere hazırız.’’

Bu arada Ankara Ulus'dan Tamer Uluışık ve arkadaşları ‘‘Beyefendi, bizlere TRT 4'ü önerdiniz. Fasılımızla, şarkılarımızla maçlara ne güzel konsantre oluyorduk. Ancak TRT, Temmuz ve Ağustos'un 40 derece sıcağında bu kanala müzik yerine, ders saatlerini koyunca, bizlerde Veys FM’de Türk Sanat Müziği, Flash Tv.'de de Ateş Böceği Ercan Bostancı'nın hazırlayıp sunduğu (Bir Zamanlar Maziye Bak) programıyla kendimizi avutuyoruz. Hele kanuni Itri İmanlı ve konservatuar'lı arkadaşlarından bir Hüzzam faslı dinledik ki bayıldık. Lütfen sporseverlere iletin.’’ diyorlar.

İletmek ne demek arkadaşlar. Bende izledim o programı, çok beğendim. Ayrıca Ercan kardeşimle 40 yıllık dostluğumuz ve Fenerbahçe'liliğimiz var. Sadece o Hüzzam'cı, ben de Hicaz'cıyımdır. Ama kardeşliğimiz ölümsüzdür.

Taşıma suyla değirmen DÖNMEZ

SON günlerde bir yanda boks, öte yanda atletizmle ilgili Avrupa ve Dünya şampiyonlukları haberlerini takiben, taraftarlardan da ilginç telefonlar geldi.

Balıkesir'den Rıdvan Tanpınar ve arkadaşları bakın neler diyorlar ‘‘Yakın geçmişte Gürcistan kökenli boksör Ramaz Palyani Türk formasını giydi, Avrupa Gençler şampiyonu oldu.

Geçen hafta da İtalya'da Elvan Can isimli Etiyopya kökenli atlet, yine Türk formasını giydi Dünya Şampiyonu oldu. Öncelikle spor adına verdikleri mücadele ve kazandıkları şampiyonluklar için iki sporcuyu da kutluyor ve alkışlıyoruz. Helal olsun.

Ancak, iki sporcunun da Türk kökenli olmayışı (Taşıma suyla dönen değirmen) görüntüsünü veriyor. Federasyonların bu başarılardan istifade ederek bugünden sonra, altyapılardan başlayarak, Ahmet'lerle Mehmet'ler, Ayşe'lerle Fatma'lardan oluşacak gerçek Türkoğlu Türk şampiyonlar yetiştirmelerini bekliyoruz. Haksız mıyız?’’

Arkadaşlar, vermeyince mabut, neylesin Mahmut. Federasyonlar da kolayını bulmuş, yasa da müsait, yapıyorlar transferleri ‘‘Al sana dünya şampiyonu’’ diyorlar. Gerçek bu ne denir...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI