Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kuş uçtu

Hadi ULUENGİN

Uçtu uçtu, kuş uçtu diyemeyeceğim, çünkü Belçika'da helikopter ve jet uçtu. Ama aslına bakarsanız Benelüks Krallığı'nda para uçtu. Daha doğrusu uçmuş.

Helikopter pervanesi banknot dağıtmış ve jet reaktörü papel fışkırtmış.

Belçika'da müthiş bir rüşvet fırtınası esmiş ve dehşet müsibetler dönmüş.

Biri sabık NATO Genel Sekreteri olmak üzere bir dizi eski bakanı sanık sandalyesine oturtan; Fransa'nın evsanevi ‘Dassault’ uçak fabrikası patronuyla İtalya'nın devasa ‘Augusta’ helikopter firması yöneticilerinin ismini mahkeme mübaşirine bağırtan; intihar ettiği için salonda hazır bulunmasa dahi bir hava kuvvetleri komutanının adını iddianameye geçiren; bunlara ek olarak öbek öbek parti kodamanını adalet terazisi kefesine koyan ve çarşamba günü başladığında da hem Brüksel'de, hem ilgili başkentlerde ‘yüzyılın davası’ olarak nitelenen gayet çetrefil ve gayet alengirli olay dizisini biraz özetlemeye çalışayım.

* * *

EFENDİM, üç beş yıl oluyor Belçika Sosyalist Partisi Valon kanadı başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Andre Cols sokak ortasında rövolverle katledildi.

Soruşturmayı yürüten bir hanım yargıç da kim yaptı, neden yaptı diyerekten söz konusu partiyle al takke ver külah olan bir kaç düzenbazı tutukladı.

Bunlardan bir tanesi müteveffa liderin sosyalist örgüt içinde kendisine hasım olan kişiler tarafından öldürtüldüğünü söyledi.

Anlattı ki bu iktidar kurumu Belçika ordusuna ısmarlanan helikopterlerde ‘Augusta’ firmasından, F-16 uçağı teçhizatının yenilenmesinde de ‘Dassault’ şirketinden ‘bağış’ almıştır. Ancak ‘bağış’ pazarlığını yürüten bazı sosyalist şahsiyetler parayı parti kasasına aktarmak yerine bir bölümünü kendi ceplerine cebelleş etmişlerdir. Cols durumu farkettiğinden de O'nu temizlemişlerdir.

İtalya'ya savcı, Fransa'ya dedektif, soruşturma hemen bu tarafa yöneldi.

Cinayet-rüşvet irtibatı olmasa bile anlaşıldı ki ‘Augusta’ helikopter filosunu, ‘Dassault’ da radar sistemini Belçika'ya satabilmek için o dönem savunma ve dışişleri bakanlıklarını elinde tutan Sosyalist Partiye toplam üç milyon dolar ihsan eylemişlerdir. Kara silah parasıyla kırmızı gül tavlamıştır.

İddia, iftira, ikrar derken bu skandal gelişme ertesinde kelleler düşmeye başladı. İstifalar geldi, dokunulmazlıklar kaldırıldı, tevkifatlar vuku buldu. İş NATO Sekreteri ve eski Dışişleri Bakanı Claes'ın kapıya konulmasına vardı.

Üstelik, koalisyon ortağı Sosyal Hıristiyan Parti'ye yakınlığıyla bilinen ve ‘Dassaut’un adamı' olarak tanınan Hava Kuvvetleri komutanı intihar etti.

Daha üstelik, İtalyan ‘Augusta’nın yöneticisi Ostini'ye ek olarak bir de bu dev Fransız holdingin patronu Serge Dassault için tutuklama kararı çıktı.

Sinyor Ostini tam duruşma arifesinde yürek enfarktına kurban gitti. Mösyö Dassault ise Karun serveti kefaret akçesi ödedi ve serbestiyet hakkı kazandı.

Belçika adaleti öylesine köklü ve uluslarası bir ‘temiz eller’ operasyonu yürüttü ki Brüksel'in Roma ve Paris'le olan diplomatik ilişkileri limonileşti.

Kimsenin gözünün yaşına bakmayan ‘yüzyılın davası’ sanık sandalyesine bakan, NATO sekreteri veya sanayi patronu, bilimum ricali oturtarak başladı.

* * *

BUNUN adı açık toplumdur!..Bunun adı hukuk devletidir!..

Eğer Belçika mahkemesi kendi siyaset ricalinin kaymağını ve Batı silah ticaretinin kremasını kulağından tutup yargılıyabiliyorsa, o adalet özerktir.

Tüm pürüzlere rağmen toplum şeffaf, devlet tarafsız ve adalet bağımsızdır.

Ve ‘Lockheed’ten rüşvet ve Susurluk'tan haraç alan nice kaymak ricalin ve nice krema erbabın cirit attığı bizim ülkemizde de böylesine açık bir topluma, böylesine hukuki bir devlete ve böylesine tutarlı bir adalete ihtiyaç vardır.

Ancak bu üç unsurun mevcudiyeti durumunda ‘uçtu uçtu, kuş uçtu’ olmayacaktır.













X