Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kuş gribi belasından bizi ancak akıl kurtarabilir

BAZI meslektaşların Başbakan Tayyip Erdoğan’ın "cuma hutbelerinde vatandaşın kuş gribine karşı uyarılacağı" açıklamasını yadırgamaları beni şaşırttı.

Başbakan’ın dünya görüşü bu değil mi? Ne var bunda bu kadar hayretler içinde kalacak, anlamadım.

Erdoğan "O gömleği çıkardım" dediği "Milli Görüş" eğitiminden geçirilmiş değil mi?

Kendisi o eğitimin şekillendirdiği mantığın etkisiyle Avrupa hukukunun aldığı türban kararını yok saymadı mı?

Bu konuda ancak ulemanın vereceği fetvanın geçerli olacağını açıklamadı mı?

Kuşkusuz "cuma hutbelerinde" halkın bilinçlendirilmesi yararlı olabilir. Ama bunu uygar bir ülkede başbakanlar önermez.

İlgili kurumların işidir bu.

Başbakan’ın görevi ise halkın bilinçlendirilmesi için iletişim araçlarının yoğun bir kampanya başlatmasını sağlamak olmalıdır.

Hatta bunu kendisinin başlatması gerekir.

Örneğin Başbakan zaman zaman ulusa sesleniş adı altında iktidarın icraatını anlatır radyo ve televizyonlarda.

Başbakan cuma hutbelerini devreye sokmadan önce bunu yapmalıydı.

* * *

Ben çocukluğumda felçli hastaların şifa bulsunlar, ayaklanıp yürüsünler diye bazı yatırlara getirildiklerine Anadolu’nun birçok kentinde tanık olmuştum.

"Acaba hiç yürüyen olmuş mudur?" diye doktor olan rahmetli babama sorardım her seferinde.

"Olur mu oğlum. Bu sadece hastanın moralini olumlu etkileyebilir. Hepsi o kadar" derdi.

Hastalandığım zaman önce rahmetli dedem beni karşısına alır, uzun uzun okur üflerdi.

Akşam babam eve geldiğinde dedemin okuyup üflediğini ballandıra ballandıra anlatmama rağmen en büyük şırıngasıyla bana iğne yapardı.

Canım çok acırdı.

Babamın iğnelerinden kurtulmak için dedemin okuyup üflemeleri işe yaramazdı.

Her hasta olduğumda o koca koca iğneleri yerdim.

Dedemin okuma üflemeleri ise hiç aksamadan sürer giderdi.

* * *

Ne bayram yaşıyoruz ama değil mi?

Kuş gribinin ülkenin hemen hemen her tarafına yayınmasında "her şeyi Allah’tan bekleme" mantığının rolü büyük değil mi?

CHP heyetinin yaptığı incelemeler hastalığın iki aydır Doğu bölgelerinde görüldüğünü ortaya koyuyor.

Ama "Evvel Allah bir şey olmaz" mantığı salgının büyümeden söndürülmesini engelledi.

"İktidara gelenler uzman kuruluşlarla oynamamalı. Hele oralarda kesinlikle kadrolaşmaya gitmemeli ve yetisiz insanları bu kurumların başına getirmemeli" diye yaza yaza dilimizde tüy bitti.

Ama anlatamadık.

İşte vahim bir örnek taptaze karşımızda.

Bu konularda en kritik kurumlardan biri olan Hıfzıssıhha Enstitüsü Başkanı olan zat, "Kuş gribi değil, zatürree" deyip apar topar hacca gitti.

Bir gün sonra skandal patlayınca alelacele o zatın istifa edip hacca gittiği açıklandı.

Değil ya, hadi diyelim ki gerçekten de o zat istifa edip hacca gitti. Öyle olsa bile yediği halt, o çağdışı mantık affedilebilir mi?

Aslında uzun söze gerek yok, bu örnek baştan beri ne demek istediğimizi apaçık ortaya koyuyor.

Tabii anlayanlara...
X