"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Kurumlar elini taşın altına koymalı

Biz bireyler olarak ne kadar uğraşırsak uğraşalım, konu sürdürülebilirlik olduğunda devede kulak kalıyoruz. Dünyayı, çevreyi kurtarmak için kurumların bir an önce bilinçlenip harekete geçmesi şart.

Bir bardak su sadece bir bardak sudur, susamadıysan, demiş şair... Bol olduğu sürece onun için endişe etmene gerek yok. Susuzluk başkalarının problemi. Uzak diyarlardaki insanların...

Yemyeşil bir ülken varsa, ormanı özlemezsin. Kocaman nefesler alır verirsin ve değerini bilmezsin. Bir balık silinir tarihten, seni ilgilendirmez. Bir balık gider, bin balık çoğalır denizlerde, sana göre... Güneş giderek daha kızgın yakıyordur tenini, nedenini sormazsın. Yağmurlar ya hiç ya amansızca dökülür yeryüzüne, umursamazsın. Oysa... Varlığın o balığa, o ormana, o suya ve o güneşe bağlı, onlar olmadan yaşayamazsın. Bu gerçeği unutursan, bir gün dünya dönmeyi sürdürür ama içinde sen olmazsın...

Bu bir tekstil firmasının manifestosu. Aster Tekstil, her yıl farklı bir konseptle çevre ve toplum bilinci çalışmalarına imza atıyor. 2012’de üzerine eğildiği konu ise tehdit altındaki türler, yok olmakta olan bitki örtüsü ve küresel ısınma. Başarının rakamlardan, istatistiklerden ibaret olmadığını düşünen, ticari varlığını besleyen topluma ve çevreye karşı ödevlerini ne kadar yerine getirdiğini sorgulayan bir firma bu.

Aster’in amacı farkındalık yaratmak ve dünyanın yeniden sağlıklı bir gezegen olması için yürütülen çalışmalara destek olmak. Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz, derler. Aster sadece laf üretmiyor. Yani, sürdürülebilirliğe yaklaşımı bir manifestodan ibaret değil. Bunu kendine misyon edinmiş.

Tedarikçilerinin belirli bir kısmını da çevresel yönetim yaklaşımı temelinde bazı uygulamalara dahil ediyor.

Atık yönetimi konusunda bizzat devreye girip, doğru şekilde toplanmasını ve doğru yerlere iletilmesini organize etmeye çalışıyor. Bu süreci de afiş, kitapçık gibi görsel malzemelerle destekliyor. Firma, insanlığın doğaya sahip çıkmak ve yaşam hakkını savunmak zorunda olduğuna inanıyor. Bunu bir duruş, bir var olma biçimi olarak algılıyor.

Tüm çalışanlarıyla birlikte ortak bilinç oluşturmak adına eğitimler ve toplantılar düzenliyor. Kafaları karıştıran ya da bilmedikleri şeyleri öğrenme ve öğretme yoluna gidiyor. HES’leri, nükleer santralleri anlatıyor. Filmler izletiyor, doğru olduğuna inandığı hareketlere destek veriyor.
Bunların yanı sıra tüm üretim sürecinde kaynakların sınırlı olduğunu aklından çıkarmıyor, enerji tüketimini kontrol ediyor, projeler yürütüp tasarrufa gidiyor. Örneğin, su kıtlığının 2025 yılından önce 2 milyar insanı etkileyebileceğinin bilinciyle hareket edip, su tüketiminde son derece basit ve temel uygulamalarla yüzde 60 tasarruf sağladı.

Bir insanın bir yıl boyunca çöpe attığı atıkların ağırlığının, kendi ağır-lığının yaklaşık 7 katı olduğunu görerek, kendi “Atık Yönetim Planı”nı oluşturdu. Ambalaj atıklarının yanı sıra bitkisel yağların ve elektronik atıkların da yönetilmesini sağladı. Bir atık toplama merkezi sorumluluğunda çalışarak, çalışanlarına da adres gösterdi ve atık toplama alışkanlığı kazandırmaya çalıştı.

Çevre konusundaki duruşunu ve bilinç oluşturma sürecini yalnız kendi içinde değil, tüm tedarikçileri, müşterileri, içinde bulunduğu topluluklar ve sosyal ortamlar için de organize ediyor. Aster Tekstil, çevre ve toplum konularında konuşmanın, söylemenin, politika oluşturmanın dışında eyleme geçmek ve çaba sarf etmek gerektiğini düşünüyor.

Bireysel çabamız tabii ki önemli, sürdürülebilirlik adına her birimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Ne var ki sürdürülebilir kalkınma başarısı ancak kurumların katkılarıyla mümkün olabilir. Diğer firmalar Aster’i örnek almalı.

X