Kurultaydan 4 mesaj

BEKLENMEDİK bir konuşmaydı...

Tam 70 dakika konuştu. Bir kere bile laiklik demedi...
Rejim tartışması açmadı.
Türban demedi. Kılık kıyafet demedi.
Şapka kanunu yerine, Ecevit’in kasketini giydi.
Cemaatlere çatmadı. Tarikatlara girmedi.
Yani daha önce CHP yönetimi nereye yükleniyorsa oraya dokunmadı...
Belli ki bu bir tercih...

Kurultaydan 4 mesaj

Belli ki stratejisini 4 ana nokta üzerine oturtmuş.
1) Ankara merkezli laiklik vurgusu yerine Anadolu merkezli halk vurgusu.
2) Rejim tehlikesi yerine işsizlik ve yolsuzluk vurgusu...
3) Türban tartışması yerine “Merdiven altı pazarlarda sigortasız çalıştırılan başörtülü kızlarımızın hakkını arayacağız” vurgusu.
4) CHP’nin Güneydoğu’da silinen varlığını yeniden kurmak için yüzde 10 barajının düşürülmesi önerisi. Bu öneri özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerine yapılmış siyaset için çok önemli bir söz.
Bu 4 mesaj CHP’nin Baykal döneminde sürdürdüğü muhalefet stratejisinin bütünüyle değişeceğini gösteriyor.
Yani artık, CHP Genel Merkezi’nde oturup, Çankaya seçmeni için siyaset üretme döneminin sonu gelmiş gibi gözüküyor.

Şeyh uçmaz mürit uçurur

CUMARTESİ günkü yazımın son cümlesi şuydu: “Kılıçdaroğlu’nun altına gizli bir uçurtma konuluyor. Umarım ayakları yerden kesilmez...”
Dün kurultayda bunu gördüm. Yolsuzluk, yokluk ve işsizlik üzerinden yüklenen, iktidardaki zenginleşmeyi hedefleyen bir konuşmaydı.
İçerik açısından çok kuvvetli değildi.
Ama heyecan kuvvetliydi.
Tayyip Erdoğan iktidarının mutsuzları o kadar çok adressiz kalmış ki... Kılıçdaroğlu ne söylerse söylesin, “Tamam. İşte bu” diyorlar...
Uçuruyorlar yani... İşte bu yüzden yazının başlığını, “Şeyh uçmaz mürit uçurur” koydum...
Bu yüzden “Kılıçdaroğlu’nun altına gizli bir uçurtma konuluyor” diyorum.. Öylesine bir beklenti çıtası oluşmuş ki; kimse söylenenlerin içeriğine, çapına, vizyonuna bakmıyor... Tam bir “Vur vur inlesin” durumu... Ve işte bu yüzden kurultayla ilgili özet cümlem şu oluyor:
“Öyle bir kerede lider olunmuyor. Bir konuşmada, bir sözde genel başkan olunmuyor. Yalnızca heyecanla, aşkla olmuyor. Bu bir maraton, ve Kılıçdaroğlu dün koşmaya başladı. Asıl bundan sonrası önemli... Eğer bu koşu tutarsa siyaset dengesini bulabilir. Tek merkezli siyasetten, iktidar ve muhalefetiyle çok merkezli bir siyaset dönemine geçilebilir. Bu da demokrasi için önemlidir. Çünkü demokrasinin en tehlikeli noktası, muhalefetsiz iktidar noktasıdır...”

Ahmet Türk için bir soru

KONUŞMADA bir mesaj var ki çok önemliydi:
- Yüzde 10 barajının düşürülmesi...
Peki bu mesajı en iyi kim anlar?
- Ahmet Türk...
Çünkü Ahmet Türk, Kürt kökenli vatandaşların özelikle Güneydoğu illerinde seçim barajı nedeniyle ötekileştirildiğini söylüyordu...
Terörün azmasına bir neden de buydu...
Yani Diyarbakır’da ne oy alırsan al. İstersen Hakkari’nin tüm oylarını al. Eğer İstanbul’da yoksan, İzmir’de değilsen, Meclis’te de yoksun. O milyonlarca oy boşa gider...
İşte bu da milyonlarca insanın Meclis’te temsil edilmemesi demektir.
Meclis’e gelemeyen dağa çıkar dedirten buydu...
Kılıçdaroğlu “Yüzde 10 barajını indireceğiz” dediğinde, bu sözler en çok BDP’de etki yaratmıştır...
Ama ondan daha ötede, Ahmet Türk düşünmeye başlamıştır...
Çünkü onların geldiği yer CHP’ydi. Ayrıştıkları, ötekileştikleri yer CHP’ydi...
Bu bir “geri dönüş” sinyali olabilir mi?
Zor ama bazıları için etkileyici...

Gürsel Tekin krizi

GÜRSEL Tekin kırgındı...
Çünkü Parti Meclisi’nin oluşumunda söz verilmiyordu. Gece yarısına kadar bu böyleydi...
Umut Oran, Ercan Karakaş gibi yeni isimler girecek miydi? Bazı gazeteciler. Ya da sanatçılar alınacak mıydı? Yeni MYK nasıl olacaktı.
Önder Sav yine ağırlığını koymuştu...
Gürsel Tekin kırgındı...
Tekin kırgın olduğunu söylemeyecek. Ama fısıltılar o kırıklığı anlatacak...

Baykal kırgınlarının günü

RAHŞAN Ecevit’in salona gelişiyle bir şey oldu... Yıllar sonra ilk kez Ecevit adı yeniden CHP çatısı altına girdi...
Sonra diğerleri...
Baktım CHP barajının kapakları açılmış...
Çünkü Baykal yok...
Böylece geçmişte yaşanan kırgınlıklar, küskünlükler dağılıyor.
Siyaset ne garip?
Baykal’ın çıktığı salona Ecevit giriyor...
Ezeli bir hesaplaşma bu...

Salı toplantıları biter mi?

ANLADIM ki; Kılıçdaroğlu Ankara’da konuşmayı pek sevmiyor... O daha çok koşmayı istiyor. Anadolu’ya çıkmayı... Ama CHP’de bir gelenek vardı. O da her salı genel başkanın bir “memur gibi” gelip partinin Meclis’teki grup toplantısında konuşması.. Bu yıllardır böyleydi. Her salı konuşma... Alkışlar... Bravolar. “Ne güzel konuştunuz sayın genel başkanım” diyen milletvekili eskileri... Salı bürokrasi yani... Sanıyorum Kılıçdaroğlu bunu kaldıracak... Görüyorum ki; Kılıçdaroğlu, vekillere değil millete konuşmayı tercih edecek...

Homurtu

KURULTAY gecesi bir homurtu başladı...
- Acaba Baykal ne düşünüyor?
Sonra:
- Neden bir tek kez bile laiklik demedi?
Ardından:
- Yani AKP’nin cumhuriyeti dönüştürme planına neden vurgu yapmadı?
- Askere karşı kurulan tuzaklara neden değinmedi?
- Neden Ergenekon demedi?
Homurtu bu...
Şimdi birileri Deniz Baykal’dan bu homurtunun sesini bekliyor. Ben biliyorum... Baykal konuşmayı dolu bulmadı, yeterli bulmadı. Ama... Bunu söylemeyecek... Çünkü bunu söylerse... O homurtu onu yiyecek...
Yazarın Tüm Yazıları