Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Kurucusunun gözünden Bilkent’in ‘senfonik’ tarihi

    SERHAN YEDİG syedig@hotmail.com
    07.09.2017 - 12:27 | Son Güncelleme: 07.09.2017 - 12:27

    Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin (MMSF) kurucu dekanı Prof. Ersin Onay, 31’inci yılında okulun öyküsünü yazdı. Tiyatro bölümüne değinmeyip sadece müziğe odaklanan ‘Topraktan Sahneye’ Kenan Evren’in Pekin ördeği merakının yol açtığı tesadüf zinciriyle başlayıp, 51 şehre senfonik müziği taşıyan Anadolu Festivali’yle sona eriyor.

    Anı yazmak, deneyimlerle birlikte özeleştirileri de kayda geçirmek, bunları okuyup ders almak Türkiye’de geleneğe dönüşebilseydi hayatımız ne kadar farklı olurdu kim bilir?
    Siyasi tarih konusunda pek çok anı kitabı yayımlanmış olsa da kitaplıklarımızın edebiyat, müzik bölümünde benzeri kaynak ne yazık ki çok az. Yazmaya üşenen yaşlı nesiller kadar meraksız gençlerin de payı olsa gerek bu tabloda. Boşluğu dolduracak nehir söyleşilerin modası çabuk geçti, zaten bu akım müzik alanına neredeyse hiç uğramamıştı.
    Oysa anılar, biyografilerin ötesinde, öznel olmakla birlikte çok sürprizli, geçmişin dünyasına renkli pencereler açan, birkaç farklı tarihi birlikte sunan, anlatıcısının kişiliğini de ortaya koyan metinlerdir.
    Adnan Saygun’un hayatının son yıllarında gazeteci Sadun Tanju kapısını çalmasa, bestecinin Ankara’da Paul Hindemith’le yaşadığı çatışmanın ya da Bela Bartok’la Çukurova yolculuğunun perde arkasını birinci el tanıklıktan öğrenemezdik. Cemal Reşit Rey’e radyo programcısı Evin İlyasoğlu mikrofonunu uzatmakta biraz gecikse Gabriel Faure, Alban Berg gibi efsanelerle karşılaşmalarını da bilemezdik... Çünkü ikisi de kısa notlar almakla birlikte anılarını yazmamıştı.
    Neyse ki biyografiler var elimizde. SCA Müzik Vakfı gibi kurumların, Evin İlyasoğlu gibi çalışkan yazarların sayesinde önde gelen bestecilerimizin, yorumcularımızın yaşamlarını, eserlerinin öykülerini okuyabiliyoruz.
    İşte bu nedenle Türkiye’nin en iyi senfoni orkestrası kabul edilen Bilkent Senfoni’nin, bu topluluğu ortaya çıkaran, 31 yılda çok sayıda sanatçı yetiştiren Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin öyküsünü kişisel anılarıyla kaleme aldığı için Ersin Onay’a şükran borçluyuz. Kitabı basan Sun Yayınevi’ne de...


    EVREN, KONSERVATUVARI BASMIŞ
    Onay, ‘Topraktan Sahneye/Anadolu’ya Senfonik Yolculuk’ta fakültenin müzik cephesindeki öyküsünü anlatmaya 1986’dan başlıyor. 1999’da, düzenlediği 6. Anadolu Festivali sırasında yaşadığı hayal kırıklığıyla bitiriyor. 348 sayfanın yaklaşık yarısı Bilkent Senfoni ve Anadolu Festivali’yle ilgili basında yer alan haberlerin, yorumların metinleri. 50 sayfası fotoğraf ve afişleri. Geri kalan bölümde gurur duyulacak bir kurumun öyküsünü okuyoruz. Onay, 1988-2016 mezun listesini veriyor. Ayrıca öğrenim gördüğü, yöneticilik yaptığı Ankara Devlet Konservatuvarı’nın (ADK) tarihini, yapısal özelliklerini, yasal dayanaklarını da anlatıyor.
    Öykü, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in Pekin ördeği merakıyla başlıyor. Gölbaşı’nda üretim tesisi kurduran Evren, dostu Bilkent kurucusu ve YÖK Başkanı Prof. İhsan Doğramacı’yı teftişe götürür. Kümesleri gezerken düşen Doğramacı bacağını kırar. Hastanede ziyaretine gelen dönemin ADK Müdürü Ersin Onay’a “Bu faninin dileği şudur” diye başlayan konuşmasında Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’ni kurması için ricada bulunur.
    ADK’nın 1982’de Kültür Bakanlığı’ndan alınıp Hacettepe Üniversitesi’ne bağlanması, bina değiştirmesi sürecinde zor günler yaşayan, hatta ihbar nedeniyle iki kez bizzat Cumhurbaşkanı Evren’in baskınına uğrayan Onay ricayı kabul eder. Danışman sıfatıyla, MMSF’nin (ilk adı Güzel Sanatlar ve Müzik Fakültesi) kuruluşunu organize eder, 1987’de ADK’dan ayrılıp Bilkent’e geçer.


    BİLKENT’TE UFO PANİĞİ
    Sadece konservatuvar değildir hedeflenen. Ön eğitim kurumları, uygulama amaçlı senfoni ve oda orkestraları, koro, tiyatro toplulukları, programlı sanat etkinlikleri, festivaller, gençlik projeleri, uluslararası yarışmalar, CD, kitap yayımcılığı... İrade, azim, coşkuyla hepsi adım adım gerçekleşir. Bu arada acı, tatlı pek çok olay yaşanır. Örneğin, Ocak 1995’te yeni binada başlatılan akademik konserler şerefine yapılan lazer gösterisi Ankara’da “UFO’lar Bilkent’e indi” paniğine
    neden olur.
    Onay kitabında MSSF projesinin son önemli adımına, senfonik müziği Bilkent Senfoni’yle Anadolu’ya yaymak amacıyla 1994’te başlattığı festivale geniş yer ayırıyor. “Önemli bir insani ve sanatsal yükümlülüktü” dediği altı festivali 150 sayfada basının tanıklığıyla, hatta PR firmasının etki raporlarıyla aktarıyor. Doğramacı’nın “Bütçe bitti” dediği yerde kitap ‘Son Sözler’le noktalanıyor.


    HANİ ÖZELEŞTİRİ
    Son bölümde kitabın yazılma gerekçesi şöyle ifade edilmiş: “10 yılda ulaşılan başarıya ışık tutma, bir yandan da ‘hesap verme’ isteğiydi...” Aslında Onay, fenerini hem geçmişe hem de geleceğe tutuyor. Fakat bir sorun var: Tarihe ışık tutan anılar özeleştiriyle inandırıcılık kazanır. Deneyimler genç kuşaklara hatalar ve olası nedenlerini de içerecek şekilde aktarıldığında geleceği aydınlatır. Kitapta özeleştiri yok...
    Bir başka eksik, yazarın biyografisi.
    Fakültenin diğer yarısında, yani tiyatro bölümünde neler olduğunu merak ediyorsanız, bunun cevabı da yok.
    Eksikler kitabın önemini azaltmıyor. ‘Topraktan Sahneye’, Türkiye’de müzik ve kurumlarının gelişimini merak eden aydınların kitaplığında bulunması gereken kaynak eserlerden.
    Son bir not: Basındaki bazı tanıtım yazılarında, kitabın MSSF’yle ilgili belgesel film içerdiği belirtildi. Bu bilgi yanlış. Sun Yayınevi, kitabın ikinci baskısı söz konusu olursa DVD eklemeyi planlıyor.

    Kurucusunun gözünden Bilkent’in ‘senfonik’ tarihi

    TOPRAKTAN SAHNEYE
    ANADOLU’YA SENFONİK YOLCULUK
    Ersin Onay
    Sun Yayınevi, 2017
    348 sayfa, 24 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı