Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürtleri düşman görmeyelim...

TBMM kararını verdi ve önümüzdeki aylarda Türk Ordusu Irak’a girecek. Bu olay tahminlerinde ötesinde önemlidir. İyi kullanırsak vezir, kötü kullanırsak rezil oluruz. Özellikle Kürtlerle ilişkilerimiz Irak’taki yaklaşımımızla çok ilişkili...<br>

Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde son derece önemli bir sayfa açılıyor. Herşey de bizim tutumumuza bağlı.

Akıllı davranırsak, gerçekten “1 koyup, 3 alabiliriz”.

Akıllı davranamazsak, züccaciyeci dükkanına (bardak,tabak satan yer) girmiş bir fil gibi, ne var ne yoksa kırıp döküp çıkabiliriz.

Ya Arapları tümüyle kaybeder, Irak halkını kendimize düşman eder veya Amerika ile ilişkilerimizi sıfıra indirebiliriz.

Benim bugün değinmek istediğim ve gerçekten korktuğum ise, Kürtlerle ilişkilerimiz. Hem Irak’ta yaşayan Kürtler, hem de Kürt kökenli vatandaşlarımızdan söz etmek istiyorum.

Lütfen, Kürtlere kulak verelim.

Bu insanların tümü Türk düşmanı değildir. Belki içlerinde Türk yönetiminden nefret edenler vardır, ancak bütün Kürtlerin Türk düşmanı olduğunu söylemek, ancak bazı “taşkafalı veya kuşbeyinli “ insanlarımızın saçmalığıdır.

Yeni bir döneme, yeni bir dünya’ya giriyoruz.

Lütfen sloganları bir yana bırakalım ve Kürtleri de dinleyelim. Söylediklerini beğenmesek, tehdit gibi görsek dahi dinleyelim. Zira artık “dinlemeyi de öğrenmek” zorundayız. Dünya bizim etrafımızda dönmüyor. Gerçeklere uymayan kırmızı çizgiler çizince, birileri gelip, kafamıza torba geçirip bu çizgileri siliveriyor. Gücümüz yetmediği için de boynumuzu eğiyoruz...

Ayıp değil mi?

Daha bugüne kadar kimse çıkıp, ciddi biçimde Kuzey Irak politikamızın çökmesinin nedenlerini ve sorumlularını sorgulamadı.

Kimi korkudan, kimi rahatını bozmamak için, görmezden geldi.

Oysa Kuzey Irak hezimetinin iki sorumlusu vardır. Biri, sorumluluk almamak için Kuzey Irak’ı 96’dan bu yana Asker’e ihale eden siyasi hükümetler, diğeri de 96’dan bu yana genelde Kürt sorunu, özelde ise Kuzey Irak’taki hatalı yaklaşımlarıyla Genelkurmay’dır.

Birbirimizi aldatmayalım.

“Başımıza iş açarlar “ deyip, kafamızı kuma gömmeyelim.

Türk hükümetleri ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Güneydoğu politikaları, PKK-KADEK yaklaşımları ve Kuzey Irak stratejileri tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştır.

Dua edelim ki , Clinton yönetimi sayesinde Öcalan tutuklanabilmiştir.

GELELİM BUGÜNKÜ DURUMA...

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak’a girmesi, dikkat edecek olursanız hem Güneydoğu’da, hem DEHAP’ta, hem PKK-KADEK kadrolarında, hem de Kuzey Irak Kürtlerin de muazzam bir duyarlık yaratmaktadır.

Bunun nedenini, Salı günü TBMM’deki oylama maratonunda CNN TÜRK’e konuşan iki kişi açıkladı. Biri, Diyarbakır Belediye Başkanı Feridun Çelik. Diğeri , Güneydoğu İşadamlarını (GÜNSİAD) temsil eden Bedrettin Karaboğa idi.

İzlediniz ise, kimilerinizi kızdırmış olabilir. Ancak her ikisi de doğruları söylediler. Kelime oyunu yapmadılar.

Söylediklerini ben şöyle özetleyebilirim:

“Yeniden eski yıllara dönmeyelim. Tekrar bölgede savaş başlatmayalım... Hepimiz rahatladık.... Irak’a girince, Kürtlerle kavga etmeyelim... Zira oradaki kavga veya savaş, buraya sıçrayacak.Güneydoğu’da yakaladığımız huzurumuz kaçacak...”

Aslında uyarıları ve kaygıları son derece yerinde. Çünkü Irak’ta Türk askerine yönelik bir saldırı hele hele KADEK’ten gelecek bir provakasyon buraya, Güneydoğu’ya katlanarak yansıyacak. Yeniden Kürt-Türk gerginliği doğacak.

Yanılıyor muyum?

Siz ne dersiniz?

Türkiye ne yapmalı?

Karnımızdan konuşmayı bırakalım da, açıkça tartışalım.

Haberlerinizi bekliyorum.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X