Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Hatasız Kul Olmaz Hepsi Geçer, Üzülme Yıkılmadım, Ayaktayım

Kurthan FİŞEK

Sevgili cumhurbaşkanımız şu sıralarda kurdela kesmekle meşgûl... Gerçi Hülya Avşar İlköğretim Okulu'nun açılışına katılamadı, belki boyacı-badanacı seleflerinden birine benzemek istemedi, ama, arabesk takılmaya devam ediyor.

Bütün içtenliğimle söylüyorum... Doğru yapıyor.

Dünyanın ve siyasal özgeçmişinin en doğru, en güzel şeyini yapıyor.

* * *

Orhan Gencebay...

İbrahim Tatlıses...

Mahsun Kırmızıgül...

Benim kitabımda çok önemli isimlerdir bunlar...

Arjantinli çapulcu-çulsuz-donsuz-lumpen taifesinin müziği olan ‘‘tango’’ bizim sosyetik çevrelerde çok itibar görür. Anadolu insanının yanıklığını terennüm edenler ne hikmetse küçümsenir, horlanır.

Alafranga ‘‘ihtilal şarkıları’’ göklere çıkartılır, huşû içinde dinlenir. ‘‘Uyaaann uyan artık uyan, uyan esirler dünyası!’’ diye başlayıp giden Enternasyonal'i dört-beş lisanda söyleyenlerimiz vardır, ama, bize, kendimize, özümüze burun bükerler...

‘‘Commandante Che Guevara’’ ses tellerine hoş, ama, ‘‘Ayağında Kundura’’ kulaklarına náhoş gelir.

* * *

Orhan Gencebay <ı>(Hatasız Kul Olmaz)

İbrahim Tatlıses <ı>(Hepsi Geçer, Üzülme)

Mahsun Kırmızıgül <ı>(Yıkılmadım, Ayaktayım)

* * *

Türkiye'nin en güzel insanlarıdır bunlar...

Anlattılar, anlatıyorlar, anlatacaklar Türkiye'yi...

Onlardan sonra gelenler de, gelecekler de anlatacaklar...

‘‘Kahpe Bizans’’ anlatıyor. Bir yere kadar...

Beethoven dokuzuncu kere terennüm ediliyor, iyi müziksiyendir, ama, siyasetten anlamaz...

* * *

Orhan Gencebay'ı tanımayı, aynı masada söyleşmeyi isterdim. Kısmet olmadı. Hatasız kul olmaz elbette, yakın zamanda olur inşaallah!

İbrahim Tatlıses'in ince mizahına kulak misafiri oldum: ‘‘Beethoven'i kıskanıyorum... Bir senfoni yazdı, 200 yıldır aynı şey çalınıyor. Ayağıma kundura geçirdim, Unkapanı esnafı ertesi hafta birkaç mum istedi...’’

Sevgili Mahsun'u çok severim, sayarım... Yıkılmadı elbette... Hep ayakta kaldı. Müşterek bir dostumuzun oğlunun düğününde sahneden inmedi, beni de indirmedi. Mikrofonu ağzıma soktu, türkü bile söyletti.

* * *

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, her gafadan bir ses çıkıyor.

Ağzı olan gonuşuyor. Kimisi ağzından, kimisi garnından gonuşuyor.

Ama, ‘‘Baba’’ kesin aday... Kurdela kesiyor.

Türkiye'yi yakaladı galiba...

Geriye bir tek Kemal Özkan'ın sünnet toplu törenlerindeki fiyonglar, kurdelalar kaldı.

Hatasız kul elbette olmaz... Hataların çok oldu netekim...

Hepsi geçer, üzülme... Záten yıkılmadın, ayaktasın...

* * *

Bir tek korkum var.

12 Mart oldu, anayasa keyfince değişti. Sezar Roma'ya görkemle döndü.

12 Eylül oldu, keyfine göre anayasa değişti. Sezar Roma'ya yine döndü.

1961 yılında ODTÜ'de talebeyken, sizden aldığım seçmeli bir ders vardı.

‘‘Su Kaynakları ve Hidrolik’’...

Çaktıydım...

Siyasi haklarınızın iadesi için demokratik kavga verdiğimiz sıralarda, Güniz Sokak'a gelmiş, izzet-ikram görmüştük... Sormuştum...

‘‘Yeltsin tankların üstüne fırladıydı. Darbeyi caydırdıydı. Siz niye yapmadınız bunu?’’

Cevap verdiydiniz... ‘‘Güniz Sokak dardır. Tank sığdı da, üstüne mi tırmanmadık?’’

Amaaaannnn! Yaşlanıyorum, yaşlanıyoruz galiba...

X