Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Dün dündür yarına bakalım

Kurthan FİŞEK

Yeni cumhurbaşkanımız bugün (yani, dün) seçilir mi? Siyasi tahmin ve tercihlerimde hep yanılmışımdır, ama, bizim milletimizi ve dolayısıyla vekillerini iyi bilirim...

Bugün seçilmez gibime geliyor.

Niye? Milli hasletimizdir de ondan...

‘‘Düşene yerdeyken bir tekme de sen at!’’

* * *

En kuvvetli aday durumundaki Ahmet Necdet Sezer'i hiç mi hiç tanımadım, yüz yüze hiç gelmedim... İyi hukukçuymuş...

Burası Ankara...

Yere göğe sığdırılmayan İstanbul'a benzemez...

Yüksek katlı apartmanın (864 metre) en üst katına çıkarken, elektrikler kesiliverir, iki kat arasında kalıverirsin...

Aşağıya mı düşürürler, yukarıya mı çekerler, Allah kerim!

* * *

Yaşım biraz geçkindir.

Bir tek birinci cumhurbaşkanımıza yetişemedim... Hakkın rahmetine kavuştuğunda, henüz doğmamıştım...

İkincisi elini öptürmezdi. Rahmetli dedem KKK erkán-ı harp başkanıyken, kendisi cumhurbaşkanıydı. Hürmet etmeye kalkışırken, elimi büküp ittiydi.

Üçüncüsüne kızardım, Kızılay'da aleyhine nümayiş yapardım...

Dördüncüsü azarladıydı beni... Yeni gazeteciydim, yolunu kesip ‘‘Noolacak bu memleketin háli?’’ diye sormaya kalkıştıydım. Azarladıydı. ‘‘Sonra sor! Şimdi egzersiz yapıyorum...’’

Beşincisi hakkında fıkralar anlatılırdı. Sonradan anladım kıymetini... Üç darbe teşebbüsünü önlemiş...

Altıncısı şapkadan çıktı. Faruk Gürler'e kazık atmaya baştan niyetliydi TBMM... Önce genelkurmay başkanı yaptılar, sonra sandıktan sandığa dolaştırdılar, dolandırdılar. Yerine gelen altıncısı sanatseverdi. Ressam eşinin rica ve ısrarıyla, kırk yıllık tarihi Türkocağı salonunu ‘‘Devlet Resim-Heykel Müzesi’’ yaptı.

Yedincisini geçelim... Kırk iki adet koruma polisinin gözetiminde, üç sıra dikenli telle çevrili bir alanda suluboya resim yapıyor şimdi...

Sekizincisi, ODTÜ'de matematik dersi verdiydi bana... Sevgili Emin Çölaşan'ı kopya çekerken yakalaması dışında, uzun boylu, atla deve bir kusuru yoktu.

Dokuzuncusuna hayatım boyunca muhalefet ettim. Yine ODTÜ'de talebeydim, bana ‘‘Hidrolik ve Su Kaynakları’’ dersi veriyordu. Çaktırdıydı. İntikamımı aldım sonradan... Kızılay'daki Adalet Partisi genel merkezini taşlarken, arka pencereden kaçtıydı. Burslu olarak gittiği Amerika'da biriktirdiği parayla aldığı şapka ve pardesüsünü unutarak...

* * *

‘‘Onuncu’’ kim olacak?

Seleflerinin mesleki köken ve tahsil dağılımlarına bakalım...

6 Asker...

1 İlkokul...

2 Mühendis...

Noolacak şimdi? Devlet yönetmek zor zenaattir.

‘‘Tahsil’’ değil, ‘‘denge’’ gözetir.

* * *

Saatler dün 14.00'ü gösterirken, cumhurbaşkanı adaylıkları devam edenlerin mesleki dökümüne baktım. Bir adet tıp doktoru vardı, çekilmişti.

Eski dökümlere göre ilginçti, ayrıktı.

1 Asker...

1 İşletmeci

2 İktisatçı

5 Hukukçu

* * *

Dünün ‘‘dün’’, bugünün ‘‘bugün’’, yarının ‘‘yarın’’ olduğunu hepimiz biliyoruz... Dokuzuncu başımızın söylemesi, hatırlatması gerekmez...

‘‘Onuncusu kim olacak?’’ sorusunu sormayın bana...

Adayların meslek dağılımlarına bakarak, ‘‘Sivilleştik, sivilleşiyoruz, demokrasi kazanacak!’’ demeyin...

Abanın altından sopa da göstermeyin...

Yollar yürümekle elbette aşınmaz...

Bir tek, yürürken giydiğin, ayağındaki pabuçlar aşınır.

X