Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Bush buşluğunu bildi kış kışlığını bilmeli!






Kurthan FİŞEK

HERŞEYİMİZİ miladi takvime göre örgütlediğimiz için, çocukken öğrettilerdi, önce kış, hemen arkasından ilkbahar, sonra yaz, en sonunda da sonbahar gelirdi. Sırf Hazreti İsa kış ortasında doğduğu için...

Şimdilerde ıklimler değişiyor. Sorumlusu ‘‘ozon deliği’’ herhalde...

Birileri delip duruyor.

Barajlarımızda su seviyesi düştü, kuraklık kapıya dayandı, gündemin birinci ve ikinci eylem maddeleri tesbit edildi.

1 Enerji tasarrufu yapalım, yoksa susuzluktan gebeririz!

2Kar-yağmur duasına çıkalım, yoksa başımıza taş yağacak!

* * *

‘‘Mevsim ıklim ortalamaları’’ çok değişti.

Sizi bıktıracak sıklıkta tekrarlasam bile, yine tekrarlamakta ısrarlıyım... Gökten Müjde Ar yağsa, kafamıza Aydemir Akbaş düşecek...

Türkiye'nin ‘‘belirsizlikler cenneti’’ olduğunu, evrensel ıklim koşullarına endekslendiğini vurgulamak için bu girizgáhı yaptım.

Ölümsüz bir Anadolu özdeyişiyle, ‘‘Kış kışlığını bilmeli!’’, ama, bilmiyor, bir türlü öğrenemiyor işte...

* * *

Elbette ‘‘kış kışlığını bilmeli’’, ama, tekerlemenin devamıyla, ‘‘buş buşluğunu bilmeli’’...

Orijinal tekerlemeye göre, ‘‘buş’’ sözcüğünün sonuna gerçi bir ‘‘t’’ harfi takılması gerekirdi, ama, o kadar kusur kadı kızında da olur.

Amerikan veliahtı Bush, babasının mirasına sahip çıktı, İngiltere'nin Deniz Baykal'ı sayılan Tony Blair'in desteğiyle Irak'ı bombalamaya koyuldu, Türkiye'nin jeopolitiğini ulusal ve uluslararası gündemin birinci sırasına yerleştirdi.

Yani, Bush buşluğunu bildi.

Neyse ki, olayın dışındayız... Hiç değilse şimdilik...

* * *

Amerika'da ne zaman devlet başkanı değişse ‘‘ulusal ve uluslararası problem’’ çıkar.

Amerika'nın ilk devlet başkanı George Washington'du. Köle sahibiydi (420 tane), gezmekle bitmeyecek kadar tarım arazisi vardı. ‘‘Centilmen çiftçi’’ dedikleri topraksoylu sınıfındandı. Gözü doymadı, İngiliz imparatorluğunun tapulu topraklarına göz dikti, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlatıp başarıyla bitirdi.

Hemen arkasından John Adams geldi. Biraz çift-çubuğu (120 bin dönüm), birkaç kölesi (68 tane) vardı, ama, dürüst insandı. Kimse kendisine saygıda kusur etmezdi. Avukattı. Boston Çay Partisi'nde (1770), Amerikalı vatanseverleri öldüren İngiliz denizcilerini savundu.

Olabilir. ‘‘Yalakalık’’ seçilmeye engel değildir.

Üçüncü başkan Thomas Jefferson'un babası inşaat mühendisiydi. Paranın para, mühendisliğin geçerakçe olduğu o günlerde 312 köle, 124 bin dönüm tarım arazisi kotardı. Hepsini 14 yaşındaki oğluna bıraktı. O da ‘‘demokrasinin ve özgürlüklerin babası’’ kesildi.

Amerika'nın ‘‘son demokrat’’ devlet başkanı Abraham Lincoln'du. Okula yürüyerek gider, sırtından düşüp kolunu kıracağı eşeği olmadığı için, mum ışığında kitap okurdu. Sıkıntılıydı, gençlik günlerini yoklukta geçirmişti. Zenci kölelere özgürlüklerini verebilmek için, Amerikan İç Savaşı'nı çıkarttı, tiyatro eseri izlerken öldürüldü.

John F. Kennedy ilginçti. Marilyn Monroe ilişkisini devam ettirirken, sarışın güzel kadınlardan bıktı, Küba'ya ‘‘Domuzlar Körfezi Çıkarması’’ yaptırdı. Beceremedi, yüzüne gözüne bulaştırdı, sonra da öldürdüler.

* * *

George Bush'un siyasal itibarı düşmeye başlamıştı. Irak operasyonunu başlattı.

Kaybetti. Yerine Bill Clinton geldi. O da, Beyaz Saray'ın Oral (pardon, Oval) Office'inde saksofon çaldı, çaldırttı. O da gitti.

Şimdi de, mahdum hazretleri Irak'ı bombalamaya başladı.

Amerika'da ne zaman başkan değişse, gündemi değiştirecek olaylar çıkar.

Tek ricam var.

Bizi bulaştırmayın... Bizim kışlar kışlığını bilmiyor, ama, onların buşları buştluklarını iyi biliyor.

X