Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Arıkan vak'ası Somuncu vak'ası

Kurthan FİŞEK

Kendisi yenilemeye, en azından imaj değiştirmeye çalışan Milliyetçi Hareket Partisi'nde önemli bir olay yaşandı. ‘‘Sadi Somuncuoğlu Vak'ası’’...

Kendileri bizzat ve şahsen kabine üyesiydi.

Parti üst yönetiminin kararına ters düşerek cumhurbaşkanlığı iskemlesine aday oldu. Töreye aykırı hareket ettiği için, bir tek dayak yemediği kaldı, tartaklandı, itilip kakıldı, aforoz edildi.

Yani, alışılmış, bilinen TÖRE'nin hışmından, gazabından ucuz kurtuldu.

* * *

Sevgili Muharrem Sarıkaya'nın dünkü yazısı harikaydı.

Somuncuoğlu konuşmuş...

‘‘Kabineden istifa etmiyorum... İstiyorlarsa azletsinler...’’

Noolabilir şimdi?

Dokuzuncu cumhurbaşkanı giderayak azledebilir.

Onuncu cumhurbaşkanı gelirayak azledebilir.

İkisi de çok, çoook uzak ihtimal...

‘‘5+5 Formülü’’ tutmayınca, sayın Demirel devlet işlerine küstü sanki... Hiç bir kararı, kararnameyi imzalamıyor.

‘‘Benden sonra tufan!’’ der gibi bir háli var.

Sayın Sezer de imzalamaz gibime geliyor.

‘‘Bana rakip oldu, ben ona şimdi gününü gösteririm!’’ dedirtmek istemez herhálde...

Gerçi Anayasa Mahkemesi'ndeki selefi Yekta Güngör Özden'in korumalarını, şeref otomobilini iptal ettirmişti, ama, makamın özelliğidir, düstûrudur.

Dün dündür, bugün bugün...

Hiç belli olmaz...

* * *

Hafızam gerilere gidiyor. Yaşlandım mı, nedir?

Vural Arıkan Maliye ve Gümrük Bakanı'ydı.

13 Aralık 1983 günü o koltuğa oturmuştu.

Askerliğini yedeksubay olarak yapan Turgut Özal başbakan, muvazzaf asker emeklisi (ve çağdaş ressam) Kenan Evren cumhurbaşkanıydı.

Maliye kökenli bürokratlar ilginç tiplerdir. Devlet parasını tırtıklayanlara, kendi ceplerine dadanan ‘‘yankesici’’ gözüyle bakarlar.

‘‘Bankerlik’’ fiyaskosu yaşanıyor, Özal durumu kurtarmaya çalışıyordu.

Tek direnen, devletin ve milletin parasını kurtarmaya çalışan Vural Arıkan'dı.

Özal sıkılmıştı bu işten... Bakanlar Kurulu kararlarını imzalamamakta direnen Arıkan'dan ricada bulundu.

‘‘Şu imzanı at, rahat edelim, işimize bakalım, bir basıp üç alalım...’’

I-ııhhh! ‘‘Nuh’’ diyor, ‘‘Peygamber’’ demiyordu Arıkan...

‘‘İstifa etmem, azledin!’’ diye meydan okuyordu.

Askeri hiyerarşiye uygun olarak, Özal, durumu Evren'e arz etti.

Biliyorsunuz, askeri hiyerarşide, astlar arz, üstler rica eder.

26 Ekim 1984... Vural Arıkan azledildi.

* * *

Eski hükûmetler zamanında ‘‘azil yetkisi’’ kullanıldı.

Somuncuoğlu vak'asında ne olacak? Tarih tekerrür eder mi?

Elbette eder, ama, dün dün, bugün bugün, yarın yarındır.

İsmet Paşa'nın ölümsüz deyişiyle, ‘‘Eşkıyanın ne yapacağı belli olmaz!’’, ama, mevcut hükûmet ‘‘pratik ve kestirmeci’’ görünüyor.

Yeni cumhurbaşkanımız yeni koltuğuna oturduğunda, ‘‘centilmenlik anlaşması’’ gibi göstererek, eski hükûmetin istifası sunulabilir.

Duyduğuma göre, onuncu cumhurbaşkanı ‘‘centilmen’’ bir kişidir. Ahde vefası vardır. ‘‘Bülent bey, yeni hükûmeti yine siz kurun!’’ diyecektir.

Yeni kabine listesi gider Köşk'e...

Aaaa! O ne? Somuncuoğlu yokmuş...

Ne tesadüf!

Aslında, maraza çıkarmaya elbette gerek yok...

Demokrasilerde çare tükenmez...

Ama, mevcut TBMM'de bir de ‘‘güvenoyu’’ var.

Siz sağ, bizler selamet...

X