Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kürtçe kampanyasında tuzağa düşüyoruz

    Hürriyet Haber
    25.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Kürtçe öğretimi ile ilgili dilekçe kampanyasında, Devlet son derece hatalı davranıyor. Bu yaklaşımdan dönülmezse, ardından gelecek yeni kampanyalarda, kendi kendimizi işin içinden çıkılmaz bir duruma sokmuş olacağız.Kürt kökenli gençler bir süredir, çeşitli Üniversitelerde bir kampanya sürdürüyorlar. Bunun bir merkezden ve koordineli şekilde yönlendirildiği açıkça belli. Bu konuda hiçbir kuşku yok.İstedikleri, son Anayasa değişikliğinden ( 26 ıncı madde) yararlanarak, Kürtçe’ nin seçmeli dil olarak kabul edilmesi ve öğretilmesi. Son derece dikkatli yazılmış bir metin. Üniversitelerdeki derslerin Kürtçe okunması talep edilmiyor. Kürtçe’ nin, İngilizce veya Almanca gibi seçmeli dil olması üstünde duruluyorKürtçe konuşma yasağı zaten 1987 yılında kaldırılmıştı. Anayasadaki son değişiklikle de, Kürtçe’ nin (anadil eğitimi hariç) öğretimine kapı açılmıştı. Bunun özel dershanelerde mi, yoksa Devlet Üniversitelerinde mi verilebileceği ise açık bırakılmıştı. Şu anda, Kürtçe sadece RTÜK çerçevesinde yasaklı. Türkiye bu yasayı da değiştireceğini AB’ ye bildirdi.Medya’ nın en tutucu kalemleri dahi Kürtçe öğretimin özel dersanelerde serbest bırakılması konusunda görüş birliği içindeler.Yani, bu konuda toplumun önemli bir bölümünde görüş birliği var.Ben burada Kürtçe’nin ne şekilde serbest bırakılması gerektiğini tartışmak istemiyorum. Dilekçe veren gençlere karşı Devlet’ in tutumuna dikkat çekmek istiyorum.GEREKSİZ VE BÜYÜK BİR HATA İŞLENİYOR.Başta da söylediğim gibi, bunun siyasi bir kampanya olduğundan ve bir merkezden yönetildiğinden hiç kimsenin kuşkusu yok. Ancak ortada bir de Anayasaya uygun bir yaklaşım var.Kürt kökenli gençlerin verdikleri dilekçelerden bazılarını gördüm. Anayasaya aykırı hiç bir söz yok. Sadece, seçmeli ders olarak Kürtçe öğretim sağlanması isteniyor, o kadar.Şimdi, ”dilekçe vermenin” suç olup olmadığına bakalım.Anayasa da yapılan son ( 3 ekim) değişiklikle birlikte, 74 üncü madde çok açık: “...Vatandaşlar, kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ ne yazı ile başvuru hakkına sahiptir. Başvuruların sonucu da gecikilmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”Yani, bu öğrenciler Anayasal bir haklarını kullanıyorlar ve Anayasada yazılı olduğu şekilde de bir yanıt istiyorlar.Devletin bu kampanyaya tepkisi ise, dilekçe verenleri tutuklamak, bazılarını Üniversitelerden atmak, polislere coplatmak, direnenleri hapsetmek oluyor. Bu şekilde gerilim yükseliyor, gösteriler artıyor ve olayın boyutları her geçen gün büyüyor. Sizlere sormak istiyorum, başvuru dilekçeleri alınsa ve her başvuruya “İsteğinizi karşılayabilmemiz bugünkü yasalarla mümkün görülmemektedir. Saygılarımızla üzüntülerimizi kabul ediniz...” gibi bir yanıt verilse Devlet ne kazanır, ne kaybeder ?Hiçbir şey kaybetmez. Tam aksine kazanır. Kendi kendimizi aldatmayalım. Türkiye eninde sonunda, özel dershanelerde Kürtçe dili öğrenimine izin verecektir. Bu kampanyaya yumuşak şekilde yaklaşılmış olsa, hem biraz zaman kazanılmış, toplumun kendini hazırlama imkanı sağlanmış, hem de ülkede bir gerilim başlangıcı önlenmiş olmaz mı?Bu sertlik gösterisiyle, göz göre göre, kimden ve nereden kaynaklandığı bilinen bir kampanyanın tuzağına düşülüyor. Gerginlik artıyor.Devlet sinirlenip hoyratlaştıkça, karşı taraf daha da üstüne gidecektir. Yakında, köy isimleri eskisi gibi Kürtçe olsun, denecektir. Bu bitmeden nüfus kağıdıma Kürt kimliğim yazılsın istemi ortaya atılacaktır.O zaman ne yapılacak ?Yine, her dilekçe veren hapishaneye mi yollanacak? Yüzbinlerce insan dilekçe verdiklerinden dolayı hapishaneleri mi dolduracak ?Doğrudur, Kürt sorunu siyasallaşmaktadır.Siyaset engellenemez. Hele polis önlemiyle hiç önlenemez. Tam aksine siyasallaşmanın zararlı noktaya gelmesi , Devletin yapısının bozulması demokrasi içinde durdurulabilir. Devlet demokrasiyle daha kolay savunulur. Örneğin, silahlı mücadele sırasında PKK ile mücadele etmek daha kolaydı. İnsanların hayatına maloluyordu, ancak sonunda güçlü olan kazanıyordu. Siyasal alandaki mücadele çok daha zordur. Akıl ve mantık ister. Bu yaklaşım, siyasallaşmış hareketleri daha da güçlendirir.TC Devleti bu tutumuyla büyük bir hata işlemektedir.Yaklaşımını değiştirmediği taktirde, büyük bir tuzağın içine düşme tehlikesi ile karşı karşıyadır.BU KAMPANYAYI YAPANLAR DA HATALI DAVRANIYORLAR.Türkiye son 20 yılının en önemli Demokratikleşme sürecine girmiştir. Avrupa Birliğine doğru adımların atıldığı ve tüm temel yasaların gözden geçirildiği bir sırada bu kampanya Türk toplumunun bir bölümüne “İşte görüyor musunuz, Kürt Milliyetçileri fırsat bekliyorlarmış. Zaten PKK hala ayakta ve bu gençleri yönlendiriyor.” dedirtmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.Türk Devleti sergilediği bu tutumunda ne kadar hatalı ise, Kürt gruplar da aynı şekilde hatalı davranıyorlar. Nasıl Avrupa Birliği, aynı konuda hatalı davranıyorsa, PKK da güç gösterisiyle hatalı bir politika uyguluyor.Artık herkesin yeni bir başlangıç yapması gerekiyor.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı