"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Kürt ve türban konusunda gaflar

SAYIN Cumhurbaşkanı... Gerçekleştirdiğiniz dış geziler esnasında zaman, zaman canınızı sıkan ve cevap vermekte zorlandığınız soruların sorulması üzerine bu mektubumu yazmış bulunmaktayım.

Zira; çok gezmek, faal görünmek ve programlı veya programsız dış münasebetlerde bulunmak; Türkiye’nin sorunlarını çözmeye ve dostluk köprüleri oluşturmaya yeterli değildir. Çünkü; "Bir ülkenin dış siyasetini, bulunduğu coğrafyası belirler" gerçeğine göre; her ülkenin, diğer ülkelere karşı geliştirmeye, çıkarlarını korumaya matuf dış politikaları mevcuttur.

Bu gerçeği de, Fransa’nın ünlü Devlet Başkanı de Gaulle, şu sözleriyle ifade etmiştir:

"Herhangi bir sebeple Fransa’nın dış meseleleriyle ilgili beyanat vereceğim zaman, günlerce düşünürüm; düşündüklerimi not ederek işin uzmanlarına veririm ve yazılı metin haline getirtirim. Konuşacağım zaman da, asla ve asla o metnin dışına çıkmam. Zira; her ülkenin, diğer dünya ülkeleri nezdinde çıkarları veya zıtlıkları vardır. Bu sebeple; ciddî ve dünya siyasetini iyi bilen devlet ve siyaset adamları, dikkatli olmak zorundadır."

Bu gerçeğe göre görüş ve düşüncelerimi arz etmekte beis görmüyorum. Maksadımı, iki örnekle açıklamak istiyorum:

1- Frankfurt’ta, Kürt meselesiyle ilgili olarak sorulan bir soruya; "Eskiden Kürtler, kökenleri nedeniyle dışlanmıştı. Ancak, bugün durum değişmiştir ve Kürtlerin kültürel hakları güçlendirilmiştir" şeklinde cevaplandırmışsınız.

Bu cevabınıza itirazım vardır. 1958 yılından itibaren Türkiye’yi yakından ve gayet dikkatli biçimde izleyen bir vatandaş olarak Devletin, köklerinden dolayı vatandaşlarına farklı muamele ettiğine hiçbir yerde ve hiçbir zaman şahit olmadım. Doğu ve Güneydoğu’yu da, fırsat buldukça karış-karış gezerim ve bu bölgeleri, avucumun içi gibi bilmekteyim. Her seyahatimde, ádetá bir sosyal antropolog gibi bölge halkının yaşantılarını, kültürlerini ve aşiret yapılarını inceledim. Gözlemim şudur: Bölge halkının bazı sıkıntılarının kaynağı, devlet değil, feodal yapıdır.

Başımızın belásı haline getirilen terör ise; tamamen dış kaynaklı ve üniter yapımızı hedef alan bir saldırıdır. Bu gerçeği dikkate alarak vereceğiniz cevap; "Türkiye’de devlet, hiçbir dönemde vatandaşlarına, ırkına göre farklı muamele etmemiştir" şeklinde olmalıydı.

2- Yine Frankfurt’ta, kanayan bir yara haline getirilen türban konusundaki soruya, "Görevim nedeniyle parti politikası yapamam. Türban tartışması, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle ilgilidir. Benim ülkem, láik ve demokratik bir ülkedir. Bir kadının türban takıp, takmaması, kendi tercihidir. Ayrıca; ailelerde, bu konuda büyük bir kargaşa yaratılmıyor. Kargaşa; işe, politikacıların karışması ve bu konuyu, kültürel bir olay haline getirmeye çalışmalarıyla başlıyor" cevabını vermişsiniz.

ÇIKMAZ SOKAK

Bu cevabınız doğru olmakla birlikte, bu hususla ilgili bir açıklamayı, Frankfurt’ta yapmamalıydınız. Çünkü; işin başından beri türbanı, siyasî simge háline getiren bir siyasi heyetin içinde yer aldınız. Şayet mensubu olduğunuz siyasî partiler, türbanı, siyaset malzemesi olarak kullanmasalardı ve din eksenli siyaset yapmasalardı; bugün, türban sorunu gibi bir sorunumuz olmayacaktı. Bu gerçeği; Parlámentoya girdiğiniz 1991’den, Cumhurbaşkanı seçildiğiniz 2007’ye kadar geçen süre zarfında, Meclis’te yaptığınız konuşmalarınızın zabıtlarında, herkes görebilir ve öğrenebilir. Şu husus da gerçektir: Kültürel ve geleneksel bir husus olan başörtüsü, siyaset meselesi haline getirilerek, türban simgesine dönüştürülmüştür. Yani; bir çıkmaz sokak yaratılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı,

BİLMEK ZORUNDASINIZ

Bulunduğunuz makam, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüce makamıdır. Göreviniz; devletin, ana kaidelere ve ana belgelere göre işletilmesini sağlamak ve devletin, bir parti devleti haline getirilmesini önlemektir. Zira; devletin makamları, hangi kademede olursa olsun; kişilerin istirahat yeri değil; milletin dayanağıdır. Hangi kademede olurlarsa olsunlar, devlet ve siyaset adamları, "Her sözün bir makamı ve her makamın bir sözü vardır" gerçeğini bilmek ve icabına uymak zorundadırlar.

Türkiye’yi yakından ve dikkatli biçimde izleyen; ana kaidelere ve ana belgelere göre işleyen bir devlet ve işleyen rejim arayan; rejime ve devlete sahiplilik bilgi ve şuuru taşıyan; vatandaşlık hak ve görevlerini iyi bilen bir vatandaş olarak ve demokratik haklarımı kullanarak; inançlarımın gereği Hz. Ömer’in, "bir millet icabında idare edenlerini acı-acı tenkit etmezse ve o idareciler de kendilerine yöneltilen tenkitlere lázım gelen alákayı göstermezlerse; ne o milletten ve ne de o idarecilerden hayır gelmez!" sözlerini rehber edinerek duygu, düşünce ve görüşlerimi arz ettim.

Hüsnü AKINCI

AOÇ ’baz istasyonu’ tarlasına dönüşüyor

ATATÜRK Orman Çiftliği’nin her tarafına ’baz istasyonu’ dikiliyor.

Hayvanat bahçesini Gazi’ye doğru geçip, ilk aradan sağa girince (yoldan görünmüyor) Gimat’ın hatırlı esnaflarının faaliyet alanlarına tanık oluyorsunuz. Bunlara kim izin veriyor, işgalcilerin özelliği nedir Burası 1. derecenin de ötesinde ’sit’ değil mi, özel yasası yok mu?

Tarım Bakanlığı, AOÇ Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi’nin kamuoyunu bilgilendirmesi gerekmez mi?

Gerekir ama..

Atatürk’ün mirası, ona buna tahsis ederek korunur mu? M. ALTAY

Biliyor musunuz

ÇANKAYA Belediye Başkan aday adaylığını duyuran CHP’den Bülent Gürsoy’un bir web sayfası hazırladığını (www.bülentgursoy.com)...

GÜNÜN SÖZÜ

"ANAVATAN’ın kuruluşundan bugüne dek, Anavatan’a vefa borcu olanları yeniden partimizin çatısı altında hizmet vermeye davette bulunuyorum."

(ANAVATAN Genel Başkanı Salih Uzun)
X