Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürt sorunu, Kabuk değiştiriyor…

2006’da yine en çok konuşacağımız konuların başında Kürt Sorunu geliyor. Bu sorun hızla kabuk değiştiriyor ve bölgesel bir boyuta ulaşıyor. Biz ise hala işin farkında değiliz ve Roj TV ile PKK’yı hallettik mi, sorunu çözeceğimizi sanıyoruz.

2006 yılında en fazla tartışacağımız konuların başında yine  Kürt Sorunu geliyor.

          

Ancak bu defa çok farklı şekilde tartışacağız.

          

Bizim için Kürt Sorunu hala PKK veya ROJ TV’nin kapatılması etrafından dönüyor. Kamuoyu ve özellikle medyamız, olayın boyutlarını, nereye gittiğini ve nasıl geliştiğini tam anlamıyla göremiyor. Dar açıdan bakıyoruz. Düzeysel görüyor ve düzeysel şekilde yorumluyoruz.

 

Örneğin, belki kendi kendimizi aldatma pahasına, Güneydoğu’daki Kürt kökenli vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğu ve Kürt kökenli Belediye Başkanları tarafından yönetilen bölgede, yerel yöneticilerin ve DTP’nin (Demokratik Toplum Partisi) ağırlığı ve etkinliğinin çok arttığını görmezden geliyoruz.

 

Bu sorunun artık Türkiye’nin sınırlarını aştığını da görmek istemiyoruz. Oysa Kürt Sorunu, yerel olmaktan çıkıp, bölgesel bir sorun durumuna girdi. Liderlerinin de rolleri değişti. Eskiden Öcalan ağırlıklı bir savaş yaşanırdı, şimdi Barzani ağırlıklı siyasi bir mücadele yaşanıyor. Türkiye’deki dengeler ve gelişmelerde de büyük farklılıklar var.

          

İşte böyle bir ortamda, 2006’da en ağırlıklı soru, Türkiye’nin ne yapacağıyla ilgili.

          

Ankara nasıl bir tutum alacak ?

          

Başbakan’ın yaklaşımı benimsenip, daha fazla demokrasi mi denenecek ve örneğin genel aftan tutun, Kürtçe yayın ve eğitimin önünün açılmasına kadar giden yaklaşımlar mı görülecek ?

          

Yoksa, muhafazakar çevreler ve Güvenlik Kuvvetlerinin yaklaşımı mı benimsenecek ? Yani, Kürtlerin siyaset yapmaları engellenecek mi ?

          

Bir de madalyonun öbür yanına bakalım.

          

Acaba Kürtler ne yapacaklar ?

          

Özellikle PKK’nın kendi içindeki kararı önem kazanacak ve T.C Devletinin tutumunu da etkileyecek. PKK silahlı terörü sürdürecek mi, yoksa terörden vazgeçebilecek mi? PKK kendi içinde bir karmaşa yaşadığından dolayı, bu sorunun yanıtı bulmak veya tahmin yürütmek zorlaşıyor.

          

Diğer bir soru da DTP konusunda.

          

Acaba etkin olabilecekler ve PKK’ya söz dinletebilecekler mi ? Gelecekteki gelişmelere PKK mı, DTP mi hükmedecek ? Kim kimin etkisi altında kalacak ?

          

Bilinmeyenler listesinin diğer unsuru da,  Kuzey Irak Kürdistan’ının geleceğiyle ilgili. Acaba bağımsızlığa gidecekler mi, yoksa beklemeyi sürdürecekler mi ?

          

Unutmayalım ki, Kuzey Irak Kürdistan’ı, Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşlarımız tarafından yavaş yavaş bir çekim merkezi gibi görülmeye başlamıştır. Barzani’nin etkinliği ve tüm Kürtlerin liderliğine doğru gittiğine dair sinyaller artmaktadır.

           

İşte böylesine çok soru işaretleriyle dolu bir sorunla karşı karşıyayız.

                                                         *                    *                    *

 

PASAPORTLARIMIZI

BOŞ YERE DOLDURMAYIN

 

Bu konuya daha önce Yazgülü Aldoğan değinmişti, ancak ben tekrarlamak ve önerisini desteklemek istiyorum.

          

Konu, limizdeki pasaportların 16 sayfasının, ne anlama geldiğini anlayamadığımız “açıklamalar” veGümrük ve Döviz Kayıtları” bölümlerine ayrılmış olması.

          

Merak ediyorum, acaba neyin açıklaması yapılacak ?

          

Hele Gümrük ve Döviz Kaytıtları bölümü daha da alem.

          

Eskiden yurt dışına çıkıp gelmek başlı başına bir sorundu. Döviz çıkartmak suçtu. Ancak tahsis edilmiş dövizle gidebilirdiniz ve bu da pasaportunuza yazılırdı. Bir de, yurt dışına kişisel eşyalarınızı çıkartmanız büyük sorun olurdu. Örneğin leopard paltoyla gidiyorsunuz, değil mi…Aman efendim, bu palto pasaportunuza yazılır ve dönüşte de silinirdi. İşte açıklamalar ve Gümrük ve Döviz Kayıtları bu nedenlerle kullanılırdı.

          

Oysa,artık hiç gereği yok. Bunlardan hiçbiri kullanılmıyor.

          

Peki bu sayfalar neden hala tutuluyor ? İlerde belki lazım olur diye mi ?

          

Türk vatandaşı öylesine bir vize sorunu yaşıyor ki, pasaportunu böylesine parselletti mi, bu defa da vizeye yer kalmıyor.

          

İçişleri Bakanlığının bu konuda bir çalışması var mı, yok mu ?

                                             *                    *                    *

 

                                             301’İN BU HALİNE, AB’DE

                                                      KARŞI ÇIKMIŞTI…  

 

          

Şimdi çok sorulur oldu :

          

“Kardeşim, çok şikayet edilen 301 inci maddeyi AB istediği için, Kopenhag kriterlerine uyabilmek için değiştirmiştik. Şimdi aynı AB kalkmış şikayet ediyor. Olur mu böyle komiklik?”

          

Doğrudur, Türkiye eski 159’u, Kopenhag kriterlerine uyum sağlayabilmek için değiştirmişti.

 

Ancak değişim yapılırken bir şeyler yanlış gitmiş.

          

Bu değişikliğin mimarı olan bürokratlarla konuştum. Aynen şunları söylediler:

          

“Biz değişiklik yaparken AB’ye metinleri gönderip göstermiyoruz. Ancak ne yapılması gerektiğini biliyoruz. 159 konusunda da aynı durum geçerliydi. Değişliği yaptık ve meclis’e yolladık. Metin net şekilde yazılmıştı. Ancak gelin görün ki, TBMM komisyon çalışmaları sırasında herkes bir değişiklik yaptırttı. İçişleri Bakanlığı, Asker, Adalet Bakanlığı şurasıyla burasıyla oynayıp , metni anlaşılmaz bir hale soktular.”

          

Daha da ilginci, taslak yasalaştıktan sonra AB’den dostça bir uyarı da gelmiş. Böylesine muğlak bir metinle Türkiye’nin başına işler açabileceği belirtilmiş.

          

Ancak kimse dinlememiş.

          

İşte bugünkü durumumuz…

                                             

 

X