Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Kürt sorunu’ Erdoğan’a form kaybettirdi

<B>AY</B> sonu geldi mi dört gözle TNS Piar’ın <B>‘Liderlerin Form Grafiği’</B> araştırmasının sonuçlarını bekliyorum. Sonuçlar birkaç gün bile gecikse meraktan çatlayacak hale geliyor, TNS Piar’ın Araştırma Yöneticisi <B>Bengi Özboyacı</B>’nın tepesinde boza pişirmeye başlıyorum.

Bengi’nin önemli bir özelliği var. Cep telefonunu reddediyor. Bengi’yi mesleğe başladığının ilk günlerinden beri tanıyorum. Ne kadar ısrar ettiysem cep telefonu aldıramadım. Bengi, cep telefonu müessesesini ‘sinir bozucu’ bulduğu için kullanmayı reddediyor. Beni de bu özelliğiyle çileden çıkarıyor. Çünkü cep telefonundan ona ulaşamayınca zırt pırt arayıp ‘Hadi Bengi, nerede kaldı sonuçlar, Türkiye merakta’ diye yeterince taciz edemiyorum.

Neyse ki Bengi bu ay, ben daha ‘taciz’ aşamasına geçmeden ağustos sonuçlarını gönderdi. Anımsarsanız Başbakan Erdoğan, temmuz ayında küçük de olsa bir form artışı yakalamıştı. Ağustosta ise 2002 Kasım ayından bu yana düşmediği bir performans seviyesinin altına düştü. Erdoğan’ın temmuz ayına ait form puanı yüzde 36.5. Bu temmuza göre 7 puanlık bir düşüş demek. Daha doğrusu resmen çakılma.

Erdoğan niye çakıldı? Ağustosda Erdoğan ne yapmıştı? Büyük bir cesaretle ‘Aydınlar’ üzerinden terör örgütü PKK’ya ‘silah bırak’ mesajı vermişti. Başka? Diyarbakır’a gitmiş ve ‘Kürt sorunu’nu meydanlarda dile getirmişti. Erdoğan’ın bu çıkışının daha önce onu onaylayanların bir kısmı tarafından onaylanmadığı ortada.

Bakalım Erdoğan nasıl bir strateji uygulayacak. Sırtını rakamlara dönüp orkestrayı ‘gerçek bir lider’ gibi yönetmeye kalkarsa olacaklar ortada. Yüzünü halka dönerse de... Erdoğan’ın durumu iki uçuna reçel sürülmüş değnek anlayacağınız.. ’Kürt sorunu’ Erdoğan’ın elinde patlayacakmış gibi görünüyor.

Tamam Erdoğan popülarite kaybediyor, AKP’ye de popülarite kaybettiriyor. Peki kim popülarite kazanıyor? Doğruyu söylemek gerekirse hiç kimse... Türkiye’de alternatif lider boşluğu sürüyor. Alternatife alternatifler var. Hálá hiçbiri yeterince onaylanmış görünmüyor. Türkiye liderini arıyor? Yok mu doğru dürüst bir ‘imıc mimıc makır...’

Polaris Gezer’i geçti

MARKA
ligimizde bu hafta yine terlikler var. Bu yaz terlikçilerin sesi eski yazlara göre fazla çıkmadı. Biz de ‘marka liginde durum ne’ diye merak ettik. TNS Piar 18 yaş üstü kır-kent, erkek-kadın temsili 2 bin 013 kişiye ‘Aklınıza gelen 3 terlik markası nedir’ diye sordu.

Sonuçlara göre 1594 kişi, yani görüşülenlerin yüzde 79’u en az bir terlik markası anımsıyor. Geçen yılın sonuçlarına göre bu oran yüzde 78’di. Terlik cephesinde, medya planlama terimleriyle ifade edecek olursak ‘ulaşım’ açısından bir değişiklik yok.

Marka ligi değişmiş ama. Polaris bu yıl ünlü kullanmamasına rağmen yüzde 64.1 anımsama oranıyla Gezer’i hafiften sollayıp geçmiş. Geçen yılın sonuçlarına göre Gezer yüzde 66.1 oranıyla ilk, Polaris ise yüzde 53.7 ile ikinci sırada idi.

Terlik kategorisinde akıllardaki ilk dört marka değişmemiş görünüyor. Beşinci ve altıncı sıralara iki marka yerleşmiş. Biri Twigy (yüzde 3.6) bir diğeri Arrow (yüzde 2.1) Arrow’un ‘Tek Benzeri Öteki Teki’nin sloganının bu kategorinin en yaratıcı sloganı olduğunu daha önce söylemiştim. Terliğin en ‘Gerilla Pazarlamacısı’ ise Twigy. Carry Otis stratejisinin kadını harekete geçirip Twigy’yi lige soktuğunu gösteriyor.

Gerilla pazarlaması da ne demek diyorsunuz değil mi? Anlatayım. Gerilla pazarlaması en geniş anlamıyla ‘nerede’ iş yapacağını bilmek demek. Yani herkese her şeyi satamayacağını bilmek. Yani nerede oynayacağını bilmek kadar nerede oynamayacağını da bilmek. Twigy’nin ‘terlik adamlarının’ nerelerde oynadığını izleyin ne dediğimi anlarsınız.

Gerilla pazarlamasını nasıl öğrenebilirim diyenlere Jay Conrad Levinson ve Al Lautenslager’in 2005’te çıkan ‘Gerilla Marketing in 30 Days-30 Günde Gerilla Pazarlama) kitabını öneririm. Yayınevi Entrepreneur Press...

Korkacaksa Kadir İnanır korksun

KADİR İnanır
bu kez ‘Asarım, keserim, çok fazla reklamda oynuyorsun diyenin ağzını cart diye yırtarım’ diyen Brillant perde reklamında. Her nedense Brillant reklamı Kadir İnanır’ın perde reklamında oynamasını aklayan bir eksene oturtulmuş. Niye? Anlamak pek mümkün değil. Her ‘markam var oynar mısın’ diyene ‘evet’ diye giden Kadir İnanır. Brillant’a ne oluyor ki! Eğer Kadir İnanır verilecek mesaj, yaratılacak marka özü için doğru ünlü ise yaparsın reklamını, bakarsın işine..

Bu korku niye? Korkacaksa Kadir İnanır korksun. Gerçi onun da korkacağı bir şey yok. ABD’nin ünlü komedyeni Bill Cosby 10’dan fazla markanın reklamında oynadı, karizmasından da hiç birşey kaybetmedi. Brillant’ın ‘esas ikna’ alanını bırakıp tribünlere oynaması yanlış.

’Kadir İnanır’da perdenin devi Brillant da’ mesajı ise iki anlamıyla hoş bir mesaj olsa da kanıttan yoksun. Dolayısıyla bu reklam sadece Brillant’ın farkında olma oranını arttırır. Kadir İnanır’ın ‘haber olma potansiyeli’ ile Brillant biraz gündemde kalır. Artan farkında olma oranıyla birkaç puan pazar payı kazanılır. Uzun süreli ‘iknanın’ gerçekleşmesi ise zor. Hangi kadın Kadir İnanır’ın ‘perde’ uzmanı olduğuna inanır. Ya da Kadir İnanır’ın kullandığı perdeyi bir ‘arzu nesnesi’ haline getirir?

Bu kadarı da Yoo... Yoplait..

PINAR
Yoplait Light lansmanı yapıyor. Yoplait, ABD’nin en tanınan meyveli yoğutlarından biri. Reklamda kilolu siyah tenli kadınlar, kilise korosu müziğini andıran bir müzik eşliğinde dansediyorlar. Pınar belli ki, maliyette etkin davranmış, ABD’de yayınlanan reklamları Türkiye’de de yayınlama kararı almış.

Amerika kökenli Yoplait reklamı eğlenceli bir reklam kabul ediyorum ama Türkiye’deki tüketiciyle o kadar ilgisiz ki. Reklam, Yoplait’in ABD’de tanınan bir marka olduğunu söylüyor. Bu konuda sorun yok. Ama bir de markayı kilolu siyahó kadınlara önerilen bir marka yapıyor. Sorun burada. Türkiye’de yiyecek kategorisinde böylesine bir ‘yabancı imaj’ işe yaramıyor. Benden söylemesi. Yerelleşmekte fayda var...

Çekirgelik

Başarının anahtarını nedir bilmiyorum. Başarısızlığın anahtarı ise herkese hoş görünme çabasıdır...

(Bill Cosby)
X