Gündem Haberleri

    'Kürt sorunu' adına takılmayalım

    Hürriyet Haber
    01.09.2005 - 14:49 | Son Güncelleme:

    TBMM Başkanı Bülent Arınç, adına ne denirse denilsin, "Kürt Sorunu", "Güneydoğu Sorunu", "Terör Sorunu"nun Türkiye’nin önünde ciddi bir problem olduğunu kaydederken, "Bu problemin adına takılmadan sorunu aklıselimle, sükunetle ve ortak akılla çözmek gerekiyor" dedi.

    Arınç, bu sorunun muhatabının terör örgütü ya da onun sözde liderinden emir alan ama kendilerini legal gösteren taraflar olmadığına da işaret ederken, "Bu sorunun muhatabı, bu ülkede yaşayan, çeşitli nedenlerle ekonomik ve kültürel sorunlar çeken, farklılıklarını kültürel bir zenginlik sayan ve bu topraklara ait olduğunu düşünen, savunan, şiddeti reddeden Türkiyeli Kürt kökenli vatandaşlarımızdır. Bizim başka bir muhatabımız yoktur" diye konuştu.

    TBMM Başkanı Arınç, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcilerini kabul etti. Kabulde, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Başkanı Dr. İsmail Hakkı Tombul, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, TTB 2. Başkanı Metin Bakkalcı ve Türk Diş Hekimleri Merkez Konsey Üyesi Süha Alpay hazır bulundu.

    SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN KÜRT SORUNU’NUN ÇÖZÜMÜNE DESTEK

    Kabulde Türkiye’de de yıllardır çözülemeyen problemler bulunduğunu kaydeden KESK Genel Başkanı İsmail Tombul,  "20 yıla yakın süredir devam eden çatışma ortamının, sorunun çözümünü zorlaştırıcı bir işlev gördüğü de gerçektir. Bir an önce silahların susması gerekir. Çatışmalar sonucunda oluşan intikam duygusu ve linç girişimlerinin önü alınmalıdır" dedi. Bu sorunun daha fazla demokrasi ve özgürlükten geçtiğini kaydeden Tombul, bu anlamda başta TBMM olmak üzere siyaset ve siyaset kurumları üzerine vesayet kurma girişimlerinin engellenmesi ve sorunun siyaset platformunda ve toplumsal uzlaşı ile çözümlenmesinden yana olduklarını belirtti.

    Tombul, son günlerde çeşitli çevrelerce bu doğrultuda yapılan girişimleri, atılan adımları anlamlı ve önemli bulduklarını, bu yönde atılacak adımların destek ve takipçisi olacaklarını bildirirken, şöyle dedi:

    "Türkiye’nin bütün sorunları gibi, adına ister ’Kürt sorunu’ diyelim, ister ’Güneydoğu sorunu’ diyelim, bu sorunun da toplumsal diyalog ve empatik bakış açısıyla barışçıl ortamda demokratik yöntemlerle çözümünden yanayız. Bizler 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla, bütün ülke insanımızın en temel talebi olan çatışmaların sona ermesi, temel hak ve özgürlüklerden ödün vermeden sorunnu çözümü için demokratik ve somut adımların atılması istediğini bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Toplumun bütün kesim ve kurumlarının benzer duyarlılığı göstermesi durumunda sorunun çözümünün kolaylaşacağı açıktır. Sorunun barışçıl çözümü için emek ve meslek örgütleri olarak bizler üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz. Silahların susması, kalıcı barışın sağlanması için TBMM’ye büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. TBMM bu doğrultuda çalışma yürütmek için daha fazla çaba göstermek durumundadır. toplumsal barış ve kardeşçe bir arada yaşama için TBMM’nin rol ve sorumluluğunun önemine inanıyoruz. TBMM’yi göreve çağırıyoruz."

    KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ CESUR ADIM ATMAKTAN GEÇİYOR

    Sivil toplum örgütlerinin inisiyatif almasının umut verici olduğuna dikkat çeken Arınç, öncelikle Irak’taki insan hakları ihlallerinin büyük bir sorun olduğuna işaret etti. Diğer bir sorunun da son günlerde çokça tartışılan Kürt sorunu olduğunu dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bu sorunların çözümü için KESK’in Sayın Başkanının da belirttiği gibi daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük gerekiyor. Bunları elde etmemiz için önümüzde çok da fazla engel yok aslında. Barış için, özgürlük için, demokratikleşme için cesaret gerekir. Bence ihtiyacımız olan şey budur. Cesurca adımlar atmak gerekiyor. Korkulardan sıyrılmak gerekiyor. İşte o zaman ihtiyacımız olan gerçek özgürlüğe kavuşabiliriz."

    Irak konusunda sadece Türkiye’de değil bütün dünyada büyük bir endişe ve korku yaşandığını, Irak’ta sivillerin yaşamları, hak ve özgürlüklerinin tehlike altında olduğunu belirten Arınç, "Dünyadaki sağduyulu insanlar, bu savaşın barışçı yollardan, Irak halkının mutluluğunu sağlayacak şekilde sona ermesi için girişimlerde bulunması gerekiyor. Anladık ki savaşlar mutluluk getirmiyor, demokrasi getirmiyor" diye konuştu.

    "ADI BİLE SORUN"

    Arınç, Başbakan Erdoğan’ın girişimiyle gündeme oturan konunun adının konmasının bile başlı başına sorun olduğunu anımsatırken, "Bu da problemin büyüklüğünü göstermektedir. Bir kere adına ne dersek diyelim, ’Kürt Sorunu’, ’Güneydoğu Sorunu’, ’Terör Sorunu’, önümüzde ciddi bir problem var. Bu problemin adına takılmadan sorunu aklıselimle, sükunetle ve ortak akılla çözmek gerekiyor. Burada bir istismar ihtimaline dikkat çekmek istiyorum. Sorun herkesin gördüğü gibi ciddi bir problemdir. Bunu siyasi bir istismar aracı olarak kullanmamak gerekir. Konu yeterince hassas ve sıcakken ayrıca bir politik malzeme haline getirmek tehlikelidir. Sorun hükümetin sorunu değildir. Sorun Türkiye’nin sorunudur. Dolayısı ile Türkiye’yi sahiplenen ve sahip çıkan herkesin sorunu çözmek için katkıda bulunması gerekir" diye konuştu.

    MUHATAP TÜRKİYELİ KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLAR

    Konunun bazı örgütler ya da kişiler tarafından istismar edildiğinin görüldüğünü dile getiren Arınç, buna fırsat vermemek gerektiğini söyledi. Arınç, şöyle dedi:

    "Herkes şunu iyi bilmelidir ki, bu sorunun muhatabı masum insanların kanına girmiş, can almış bir terör örgütü değildir. Bu sorunun muhatabı bu terör örgütü ya da onun sözde liderinden emir alan ama kendilerini legal gösteren taraflar da değildir. Bu sorunun muhatabı, bu ülkede yaşayan, çeşitli nedenlerle ekonomik ve kültürel sorunlar çeken, farklılıklarını kültürel bir zenginlik sayan ve bu topraklara ait olduğunu düşünen, savunan, şiddeti reddeden Türkiyeli Kürt kökenli vatandaşlarımızdır. Bizim başka bir muhatabımız yoktur. Sorunu çözeceksek, demokratik açılımlar yapacaksak bu sivil, şiddete karşı, teröre karşı sadece daha iyi koşullarda yaşamak isteyen insanlar için yapmamız gerekiyor. Terörle mücadelede en küçük taviz vermek, gevşeklik göstermek büyük hata olur. Ancak terörle vatandaşlarımızın durumunu iyi ayırt etmek gerekir. Yoksa yeniden aynı sorunları yaşarız. Bu sorunun çözümünü isteyen herkesin terörü, terör örgütünü, şiddeti lanetlediğini deklare etmesi gerekir. Aynı şekilde Kürt sorunu konusunda cesur adımlar atacak olan hükümetin terörle mücadelede vatandaşlarımızın haklarını korumada hassas davranması gerekir."

    Dünya barış gününde bir konuya daha dikkat çekmek istediğini dile getiren Arınç, "Sadece adına Kürt sorunu ya da Güneydoğu sorunu değil aynı zamanda toplumsal barışımızı zedeleyen inanç hürriyeti konusunda da cesur adımlar atmamız gerekir" dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı