Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kürt açılımına Putin’li savunma

SAADET Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’la buluşmasının ardından üç gazeteci arkadaşımla beni kuru fasulye yemeye davet etti.

Pazartesi günkü yemekte doğal olarak ağırlıkla Kürt açılımını konuştuk.

Kurtulmuş’un, Atalay’ın da dikkatine sunduğu şu vurguları oldu:

*Başbakan’ın üslubunda sorun var. ‘Onunla görüşürüm, bununla görüşürüm’ dememeliydi; CHP de, MHP de dahil herkesle görüşmeli.

*Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, bunun riskler içerdiği yönündeki sözleri de yanlış. Konuya risk ve rant çerçevesinden asla bakılamaz.

*Ne Öcalan ne avukatları, dolaylı dahi olsa hiçbir şekilde muhatap alınamaz. Çözüm yeri TBMM’dir. O nedenle DTP’nin sürece dahil edilmesi önemli.

*30 yıllık sorunda ‘Takvim yıl sonu’ demek çok yanlış; ya tutmazsa?

*En önemlisi de şu: Dış kaynaklı, ABD veya AB patentli bir açılım yapılıyor görüntüsü çözümü ortadan kaldırır, halk desteğini yok eder.

ÜSLUP ÖZELEŞTİRİSİ YAPILDI

Kurtulmuş’tan sonra kabinenin önemli bir ismi ile görüşme olanağım oldu.

Aynı noktalarda hükümetin görüşünü irdeledim; şu yanıtları aldım:

*MHP lideri Bahçeli ile yaşanan sert tartışmayı ve CHP’ye verilen cevabı aramızda konuştuk. Bahçeli’nin sert tepki vereceğini bekliyorduk; ama vatan hainliği çok ağır bir suçlamaydı. Yine de farklı yaklaşım, daha yumuşak bir karşılık olabilirdi tabii. (Ben üslup konusunda bir özeleştiri yapıldığı sonucunu çıkardım.)

*CHP’de süreç içinde olumlu gelişmeler görülüyor, olumsuza doğru bir yöneliş görmedik. İçeriden gelen sesler böyle. CHP’den çok da umutsuz değiliz. Başbakan, Bahçeli’ye de, Baykal’a da gidebilir. (CHP’de en çok da Kemal Kılıçdaroğlu’nun Milliyet’e yaptığı açıklamaların önemsendiğini, Başbakan’ın iki partiye de gideceğini söyleyebilirim.)

*Önemli olan ülke olarak bizim samimiyetimiz, bu sorunu çözme irademizdir. O takvime takılmamak gerek, takvim bize bağlı, bizim bir takvimimiz var. (Yıl sonu takvimi bir kez daha dillendirilmeyecek gibi.)

ABD’YE DE, AB’YE DE HİÇ DANIŞILMADI

“Dış kaynaklı bir çözüm söylemleri çok büyük haksızlık.

Tamam, ABD’nin Irak dahil uluslararası alanda yeni bir politikası var, Irak’tan da çekilmek istiyor; AB bölgede çatışmalar bitsin istiyor; ama ‘uluslararası konjonktür’ derken asıl olarak bunun dışında bir noktaya işaret ediyoruz. ABD ile AB’nin bu yaklaşımı işimizi kolaylaştırıyor. Asıl olay, terör örgütlerinin tüm dünyada kınanmaya başlamasıdır. Etnik kökenli terörde nereye gelindiği ortada; işte IRA, işte ETA, işte Tamiller. PKK da artık herkesçe kınanıyor, istenmiyor. Olumlu konjonktürden kastettiğimiz budur. Yoksa bu konuda adım atarken ne ABD’ye ne de AB’ye hiç danışılmadı. Tamamen Türkiye’nin kendi kararıdır bu.

Bakın Putin daha yeni buradaydı, Cumhurbaşkanımıza aynen şunu dedi:

‘Çok taraflı, güvenilir, sorun çözücü bir dış politika izliyorsunuz. Ama bunlardan da önemlisi akıllı, tarafsız, cesur ve bağımsız.’

Yani çözümle en ilgili bakanlarımızdan biri, kimi çevrelerde en ABD karşıtı görülürken, bu konuda ABD adres gösterilebilir mi?”

X